Yağmurun iki Yüzü

Cesur Gürsel

Yağmurun iki Yüzü

Sonbahar yerini kışa bırakmak için biraz aceleci davranıyor. Soğuk ve yağmur henüz Kasım'a bile girmeden kapımıza dayandı. Son 4,5 gündürse yağmur aralıksız yağıyor desem yanlış olmaz. Henüz dün bile hem yağmuru hem de güneşi aynı anda izledik.

O saatler aracımda seyahat ediyorum. Radyoda çalan türk halk müziğiyle hem gideceğim yere ulaşmaya çalışıp, hem de yağmurun da keyfini çıkarıyorum. Bilenler bilir, yağmurlu havalarda trafik daha bir ağırdan ilerler. Zaten yoldan geçen 10 kişiyi çevirip sorsan Antep'in en büyük sorunları nedir? diye. Trafik ilk 3'e girer.
Birincilik şüphesiz suriyeli sorunu derler.
Bir diğer problem ise altyapı...
Aslında geçmişte böyle bir sorun ben hatırlamıyorum. 90'lı yıllardan beri Antep'te sellere ne şahit oldum ne de duydum. Ancak son yıllarda bu sorunu sık sık yaşamaya başladık. Hafif bir yağmur yağsa yollar göle dönüşüyor. Acaba diyorum altyapımız, her geçen gün nüfusu artan gazi şehrimizi artık kaldıramıyor mu?

Ne bileyim ben? Ben mi yönetiyorum sanki bu kenti?
İlgili yetkililerin bu sorunlara el atması gerekiyor.
Yağmurun iki yüzü dedik. Evet birisi romantik yüzü ki hakikaten severim. Deliler gibi sokağa çıkıp bilinçli ıslandığım çok olmuştur.
Yok sokakta değilsem de pencereden saatlerce izleyebilirim.
Elimde kahve fincanı, radyomda bir türk sanat müziğiyle dalarr giderim.

Diğer ikinci yüzü ise seller, çamurlar, tek amacı altyapı falan değil, ceplerini doldurmak olan müteahhitler, soğuk ve yağmurlu havalarda evleri su alıp küflenen, doğru düzgün ısınamayan yoksul insanlar...

23.10.2019 (Cesur Gürsel)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR