VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

Temel Demirer

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

 

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ)

VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

 

TEMEL DEMİRER

 

I. AYRIM: EKONOMİK DURUM(UMUZ)UN TÜRKÇESİ

 

I.1) EŞİTSİZLİK COĞRAFYASI

 

I.2) ZENGİNLİK İLE YOKSULLUK!

 

I.3) PATRONLARIN İŞİ TIKIRINDA YA EMEKÇİLER?

 

II. AYRIM: TÜRK(İYE) SİYASAL TABLOSU

 

II.1) SİYASAL DURUM

 

II.2) HÂL VE GİDİŞ

 

II.3) İSLÂMİZASYON

 

II.4) TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM

 

II.5) DEVLET TERÖRÜ

 

II.6) DERİNLEŞEREK YAYGINLAŞAN KAMPLAŞMA

 

III. AYRIM: AKP TÜRKİYESİ PARANTEZİ

 

III.1) AKP NEDİR?

 

III.2) ERDOĞAN FAKTÖRÜ

 

IV. AYRIM: TARİHSEL DENEYİM DERSLERİ

 

IV.1) SON BİR ŞEY DAHA

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE[*]

 

TEMEL DEMİRER

 

“Kölenin olduğu her yerde

mutlaka bir de efendi vardır.”[1]

 

Genel olarak Türkiye’de (ve Kuzey Batı Kürdistan’da) demokrasi mücadelesinden söz etmek, özelde Türkiye’de (ve Kuzey Batı Kürdistan’da) ne olduğundan ya da ekonomi-politik gerçeklikten bağımsız ele alınamaz.

Kimileri “ekonomizm”, “indirgemecilik” suçlamalarını tekrarlayacak olsa da, siyasal bir gerçeğin ekonomik zemin (ve realite)den bağımsız olamayacağından kuşku duymuyorum. İş bu nedenle de coğrafyamızda (Türkiye ve Kuzey Batı Kürdistan’da) klasik burjuva demokrasisi ile onu devreye sokacağı - demokrasi mücadelesiyle var edilebilecek bir “sivil toplum”un var olmadığını, yaratılamayacağı kanaatindeyim.

Ayrıca sürdürülemez kapitalizm ya da emperyalist vahşetin “Yeni Dünya Düzen(sizliğ)i” (“YDD”) koordinatlarında[2] -‘Oxfam’ın raporuna göre dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti,[3] geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetinin toplamına eşitlenirken![4]- demokrasinden söz etmenin, edebilmenin ancak kapitalizmin yadsınmasıyla mümkün olabileceğinden de kuşku duymuyorum.[5]

O hâlde Türkiye’de (ve Kuzey Batı Kürdistan’da) demokrasinin ne menem bir şey olduğunu kavrayabilmek için söz iktisat faslıyla başlayalım. Çünkü “Kelime olarak ekonominin aile üzerinden, ‘oikos’tan türemiş olması da bir rastlantı olarak durmamaktadır. Pederşahi potestas, kudret, bir düzenleme işidir ve olduğu gibi siyasidir: Baba otoritesi ve siyasi otorite, benzer bir şekilde teşekkül edilir. Bu rejim için kulluk rejimi uygun bir tanımdır.”[6]

 

I. AYRIM: EKONOMİK DURUM(UMUZ)UN TÜRKÇESİ

 

Ekonomik durum(umuz)un Türkçesine gelince: ‘Metropoll’ araştırmasına göre Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünenlerin oranı yüzde 65’e çıkmış. Bu 2015 yılının en yüksek seviyesi. Türkiye’nin iyi gittiğini düşünlerin oranı ise yüzde 23’e gerilemiş![7]

Konuya bağıntılı olarak, “Ekonomi iyiye mi kötüye mi gidiyor?” tartışmasının “Kimin ekonomisi?” sorusu üzerinden yanıtlanması gerektiğinin altını çizen ekonomist Gaye Yılmaz, “Eğer emeğin milli gelirden aldığı pay düşmüşse, bu durumun sermaye sınıfının ekonomisi iyiye giderken, işçi sınıfının ekonomisi kötüye gitmiş olur. Nitekim OECD’nin karşılaştırmalı istatistiklerine göre Türkiye’de ücretlilerin milli gelirden aldığı pay 1999 yılında yüzde 52 iken, 2012 yılında yüzde 30’a gerilemiştir,” deyip; “AKP hükümeti döneminde emeğin değersizleştirilmesi Türkiye’deki emek sömürüsünün boyutlarını gösteriyor,” vurgusuyla ekliyor: “Sadece küçük bir azınlığın, sermaye sınıfının ekonomisi iyiye giderken işçi sınıfının kazanımlarının neredeyse yarı yarıya azaldığını göstermektedir”![8]

 

DURUM(UMUZ) NEDİR?[9]

Türkiye’de nüfusun yüzde 20’lik en düşük gelire sahip hane halkı (15 milyon kişi) gelirin yüzde 6.2’sini paylaşırken, nüfusun en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik dilim (15 milyon kişi) gelirin yüzde 45.9’una sahip.

2014 yılında eşdeğer hane halkı yıllık geliri ortalaması 14.553 TL. Ayda ortalama gelir 1.213 TL.

2014 yılında ortalama yıllık 6.665 TL olarak varsayılan (medyan gelirin yüzde 60’ı) yoksulluk sınırı altında kalanların sayısı 16.5 milyon kişi. Toplam nüfusun yüzde 21.8’ini oluşturuyorlar.

Toplam hane halkı tüketim harcamalarından (ülke genelinde) gıda ve alkolsüz içkiye ayırılan pay yüzde 19.7 oranında. Daha fazla pay konut harcamalarına ve kiraya gidiyor. Konut, kira harcamalarının toplam tüketim harcamalarındaki ağırlığı yüzde 24.8 oranında. Ulaştırma-haberleşme harcamalarının payı yüzde 17.8 oranında.

Alt gelir gruplarının tüketim harcamalarında gıda ve alkolsüz içkinin payı yüksek. Yüzde 20’lik nüfus gruplarına göre, en fakir yüzde 20’lik nüfus diliminde toplam tüketim harcamasının yüzde 28.8’i gıda ve alkolsüz içeceğe giderken, en üst gelir grubunda bu oran yüzde 15.1 dolayında.

Ailede nüfus sayısı arttıkça gıda ve alkolsüz içkiye toplam harcamadan giden pay da artıyor. Tek kişilik ailede gıda ve alkolsüz içki payı yüzde 16.9 iken, 4 kişilik ailede yüzde 18.6 oranında.

Türkiye’de gıda ve alkolsüz içeceklere bir yılda yapılan toplam harcamada, en fakir yüzde 20’lik nüfus dilimindeki 15 milyonun payı yüzde 12.4 iken, en yüksek gelir grubundaki 15 milyonun payı yüzde 28.4. Açık anlatımıyla, en yüksek gelir grubundakilerin kişi başı gıda ve alkolsüz içki harcamaları en alt gelir grubundakilerin 2 katı dolayında.

Türk-İş’in her ay sürdürdüğü açlık sınırıyla ilgili araştırmaya göre, 2015 Eylül ayında yetişkin bir erkeğin asgari gıda harcaması 374 TL.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.361 TL.

TÜİK’in açıklamalarına göre, 2014 yılında 2 günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek masrafını karşılayamayan hane halkının ülke genelinde hane halkına oranı yüzde 33 dolayında. Bu oran medyan gelirin yüzde 60 altında kalarak yoksul sayılan 16.5 milyon insan için yüzde 66’ya yükseliyor.

Kentlerde yaşayan nüfusun sadece yüzde 15’i tasarruf sahibi. Yüzde 15’in sadece yüzde 67’si devamlı tasarruf yapabilenler. Kentlerde yaşayanlara neden tasarrufları olmadığı sorulduğunda, yüzde 53’ü tasarruf edecek ölçüde gelirim yok diyor. Yüzde 21’i borçluyum, borç ödüyorum diyor. Yüzde 10’u kira ödemelerim ağır diyor.

Türkiye’de 2015 yılında tasarruf oranı, milli gelirin yüzde 14.6’sı oranında. Başka ülkelerde gelen milli gelirin yüzde 5.2 oranındaki kaynakla tasarruf açığını kapatıyoruz.

 

Örneğin… ‘Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ölüm İstatistikleri verilerine göre, Türkiye’de ölüm sayısı 2014 yılında, yüzde 4.7 artışla 390 bin 121 düzeyine yükseldi. Ölenlerin yüzde 54.7’sini erkekler, yüzde 45.3’ünü kadınlar oluşturdu. Bebek ölüm sayısı 2013 yılındaki 13 bin 993 bebekten 2014 yılında 14 bin 821’e yükseldi. Böylece, bin canlı doğum başına düşen bebek ölümü sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2013 yılında binde 10.8 düzeyindeyken 2014 yılında binde 11.1’e yükseldi. Diğer bir ifade ile 2014 yılında bin canlı doğum başına 11.1 bebek ölümü düştü![10]

Örneğin… 15 Nisan 2015’de Malatya’da Ali Özbay, borçlarını ödeyemediğini belirterek, valilik önünde kendini ateşe verdi![11]

Örneğin… Eskişehir’de inşaatlarda çalışan 29 yaşındaki baba Elfesiya Ç, oğlunun işitme cihazın son taksitini geciktirince firma reşit olmayan 6 yaşındaki işitme engelli E.Ç’yi icraya verdi. Cihazın faturası küçük çocuğun adına kesildiği için icra işlemi Enes adına gerçekleşti![12]

Örneğin… 2014 yılında bankalara ibraz edilen 23.2 milyon çek yaprağının üzerinde yazan tutarların toplamı tam 601 milyar TL idi. Bunun 673 bin adedi karşılıksız çıktı; üzerindeki tutarların toplamı ise yaklaşık 20 milyar TL idi. Bu kabaca, ibraz edilen çeklerin yüzde 3’ü karşılıksız çıkması demek![13] ‘Türkiye Bankalar Birliği’ne göre, 2015 yılının ilk 8 ayında bankalara ibraz edilen çek miktarı yüzde 4 gibi düşük oranda artarken, bu çeklerin üzerinde yazan tutarların toplamı yüzde 15.7 arttı. Oysa bu çeklerden karşılıksız çıkanlarının sayısı yüzde 20.8 arttı. Daha fazlası, karşılıksız olanların üzerinde yazan tutarlar yüzde 48.5 arttı![14]

Örneğin… Elektriğe yüzde 250 gizli zam… İstanbul’da suya 1 yılda 10 kez zam… Avrupa’nın ulaşımda en pahalı kenti İstanbul… Gıdada rekor zam… Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun verilere göre; 2016’nın Ocak ayında gıda fiyatları 2015’in Aralık ayına göre yüzde 5.5 oranında zamlandı. Bu ölçüdeki yüksek artış ekmek ve sebze fiyatlarına yapılan zamlardan kaynaklandı. Gıda fiyatlarında üç ayda 13.7 oranında artış kaydedildi.[15]

Dünyada gıda fiyatları düşüş trendindeyken, Türkiye’de üreticiden ucuza çıkan meyve sebze, market-pazar tezgâhlarında 6 katı fiyata satılıyor. ‘Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici ve market fiyatları arasında 5-6 kata varan fark oluştuğunu belirtip, bunun maydanozda yüzde 341’i bulduğunu vurgusuyla, “Maydanozdan sonra fiyat farkı sırasıyla portakalda yüzde 324, kuru incirde yüzde 284, kuru kayısıda ise yüzde 260, patateste 206, sütte yüzde 194, elmada yüzde 188, havuçta yüzde 184 oldu. Maydanoz 4.4 kat, portakal 4.2 kat, patates 3 kat, süt ve elma 2.9 kat fazla fiyatla tüketiciye satılıyor” dedi![16]

Hasılı “Türkiye ekonomisinin 10 yıllık özeti: Her alanda borçlanma, ithalat, cari açık ve üretimsizlik... 2002 yılı sonunda hane halkı 100 liralık kazancının 3.4 lirasını borçluyken bugün 100 liralık kazancının 55.2 lirasını borçlu. Riskler devasa boyutlara ulaştı. Balon patlamak üzere,” diyor eski ‘Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’ (UNDP) Türkiye Müdürü Bartu Soral ve ekliyor ‘Tünelin Sonu Kriz’ başlıklı yapıtında: “Türkiye OECD ülkeleri arasında yüz kızartıcı bir yere sahip. Nüfusun en zengin yüzde 20’lik kesimi toplam gelirin yüzde 46’sını alırken en yoksul yüzde 20’lik kesim toplam gelirin sadece yüzde 6.1’lik kesimini almakta ve yoksulluk sınırının altında yaşamakta”![17]

‘Columbia Üniversitesi Earth İnstitute’ direktörü Jeffrey Sachs’ın açıkladığı, ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Endeksine’ göre, Türkiye 34 OECD ülkesi arasında sonuncu![18]

‘Euler Hermes’in ülke risk haritasına göre, Türkiye’de 2014’te 15.822 şirket iflas ederken;[19] iflasını erteleyen 20 şirketten 19’u batıyor![20]

Nihayet ‘Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Prof. Daron Acemoğlu, 2007’den sonra Türkiye’de yolsuzluklarda artışlar olduğunu, ülkenin üretimden uzaklaştığını vurgularken;[21] ‘Küresel Finansal Dürüstlük Örgütü’nün (GFI) hazırladığı ‘Kara Para Dolaşımı’ raporunda Türkiye’nin yılda ortalama 3.5 milyar dolarlık kara paranın dolaşımına imkân sağladığı ifade edildi![22]

Konuyla ilişkili olarak hızla sıralayalım:

i) “Gizemli para” olarak bilinen net hata noksan kaleminde rekor gelişmeler yaşanıyor. Merkez Bankası’nın açıkladığı ödemeler dengesi verilerine göre 2015’in Şubat’ında 4 milyar 282 milyon dolar kaynağı belirsiz para girişi yaşandı. Türkiye, bu rakamla aylık bazda 17 yılın rekorunu kırdı. En son Eylül 1998’de 4.5 milyar dolar gizemli para gelmişti![23]

ii) Türkiye’ye yönelik “kaynağı belirsiz” döviz girişleri, 2015 yılının ilk dokuz aylık döneminde, 2014’ün aynı dönemine göre yüzde 52 artışla 13 milyar doları da aştı. Kaynağı belirsiz giriş (KBG) 13 milyar 440 milyon dolar oldu. Merkez Bankası verilerine göre, ödemeler dengesinin “kaynağı belirsiz giriş” olarak nitelendirilen “net hata noksan” kalemi, 2015’in Eylül ayında 1.98 milyar dolar ile 2.0 milyar dolara yakın arttı. Bu artışla, 2015 yılının ilk dokuz ayındaki “kaynağı belirsiz girişler”in toplamı, 2014 yılının aynı dönemindeki 8.87 milyar dolarlık girişin yüzde 52 gibi yüksek oranda üzerine çıkarak, 13.44 milyar dolara ulaştı![24]

iii) Kara parayla ilgili suçlamalardaki rekor artış sonucu MASAK’ın 2014 yılı için 14 bin başvuru hedefi şaştı, 36 bin 483 şüpheli bildirim yapıldı![25]

iv) Merkez Bankası, 2015’in şubat ayında ülkeye belirsiz kaynaklardan 4 milyar 282 milyon dolar döviz girişinin olduğunu açıkladı. Bundan önceleri de ülkeye nereden geldiği belli olmayan kaynaklardan büyük rakamlarda döviz girişi olmuştu ama 2015’in şubat ayındaki rakam çok büyük bir rakam![26]

v) Kara para iddialarına neden olan gizemli para girişi 2015 yılının ilk 4 ayında 6 milyar 976 milyon doları buldu![27]

vi) Kaynağı belirsiz para giriş çıkışını anlatan “Net Hata Noksan” (NHT) kalemi, 2015’in şubat ayında 4.3 milyar dolar olarak açıklandı. Bundan önceki en yüksek kayıt dışı tutar, 4.8 milyar dolar ile 2013 Temmuz dönemine ilişkindi. Ancak bu rakam, Varlık Barışı uygulamaları gerekçe gösterilerek daha sonra 2.1 milyar dolara revize edildi![28]

vii) Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, kaynağı belirsiz para girişini ifade eden net hata noksan kaleminin 14-16 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Ortadoğu, Balkanlar, Kuzey Afrika hepsinden kalıcı olarak para geliyor. Parasını güvence altına almak için Yunanistan’dan, Ermenistan’dan bile Türkiye’ye para geliyor” dedi.

Merkez Bankası bilançosundaki net hata noksan kalemiyle ilgili açıklamalarda bulunan Canikli, “En son rakamı bilmiyorum ama 2014 yılında bu miktar 14-16 milyar dolardı” bilgisini verdi.

CHP’nin 2014 yılında açıkladığı Ekonomi Raporu’nda ödemeler dengesinin finansmanında asıl dikkat çekici gelişmenin kaynağı belli olmayan para hareketlerinde yaşandığı belirtilmişti. Raporda, 2014 yılının mart ayında Türkiye’ye 2.4 milyar dolar kaynağı belirli olmayan para girdiği belirtilerek, “12 ayda Türkiye’ye kaynağı belirli olmayan para girişi 12 milyar dolara ulaştı. Bu tüm cumhuriyet tarihinin rekoru. Resmi finansman hesaplarından para girişinin durduğu bir dönemde kaynağı belirli olmayan para girişindeki rekorlar, oldukça manidar” tespiti yapılmıştı![29]

O hâlde ekonomik durum(umuz)un Türkçesi hakkında kısaca şunu söylemek mümkün: Kara para cenneti Türkiye, emekçilerin cehennemidir!

 

I.1) EŞİTSİZLİK COĞRAFYASI

 

Türk(iye) ekonomisi deyince, akla ilk gelen - zenginlikle yoksulluğun iç içe geçtiği- eşitsizliktir!

Nüfusun en zengin yüzde 1’inin servet payı 12 yılda yüzde 39.4’ten yüzde 54.3’e yükselirken, geri kalan yüzde 99’unkinin yüzde 60.6’dan yüzde 45.7’ye gerilediği Türkiye’de,[30] bilmiyor olamazsınız: Coğrafyamızda 7.5 milyonumuz Bangladeşli 7.5 milyonumuz İsviçrelidir!

En üst gelir dilimindeki 7.5 milyon kişi İsviçre vatandaşı rahatlığında tüketiyor. Üst gelir grubu tüketimi artırınca, ülkede tüketim harcaması yükseliyor. Gelir dağılımındaki çarpıklığa dikkat etmeyenler, halkımızın tümünün tüketiminde artış olduğunu sanıyor![31]

Yani ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, Türkiye’de yaşayanların en fakir yüzde 20’sinin ortalama fert geliri 4 bin 515, en zengin yüzde 20’sinin ortalama geliri 33 bin 417 lirayken; araştırma gösterdi ki: i) Bu ülkede yaşayan toplam nüfusun, en fakirlerden oluşan yüzde 10’luk dilimindeki 7.5 milyon insan, toplam gelirin yüzde 2.5’unu alırken, en tepedeki 7.5 milyon insan gelirin yüzde 29.7’sine sahip. İi) Nüfus yüzde 20’lik dilimlere ayrıldığında en alttaki yüzde 20’lik gruptaki 15 milyon insan, toplam gelirin yüzde 6.2’sini, en varlıklı 15 milyon kişi ise toplam kullanılabilir gelirin yüzde 45.9’unu paylaşıyor.[32]

Yeri gelmişken hatırlatalım: OECD ülkelerinde en zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10’luk kesim arasındaki gelir farkı 10 kata çıktı. Gelir adaletsizliğinde Türkiye 4. sırada bulunuyorken;[33] Türkiye göreli yoksulluk oranı ve en zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10 arasındaki farkta da OECD ortalamasının çok üstünde bir orana sahiptir.[34]

İnkârı mümkün olmadığı üzere Türkiye servetin dağılımında dünyanın en kötüleri arasında; Gini katsayısı yüzde 82.1 (malum, bu sayının yüzde 100’e yaklaşması dağılımın kötüleşmesi anlamına gelir). Kişi başına düşen servet 19.301 dolar olmasına rağmen, 53 milyon yetişkinin ezici çoğunluğunun (39 milyon) net serveti 10.000 doların altında. 10.000-100.000 dolar aralığında 13 milyon, 100.000-1.000.000 dolar aralığında ise 951.000 yetişkin var. Net serveti 1 milyon doların üstünde olan yetişkin sayısı ise 74.000.[35]

 

TÜRKİYE’DE EN ZENGİN YÜZDE 1 İLE GERİ KALAN YÜZDE 99’LUK KESİMLERİN

TOPLAM SERVETTEN ALDIKLARI PAYIN YILLARA GÖRE DEĞİŞİMİ[36]

YIL

EN ZENGİN YÜZDE 1

GERİ KALAN YÜZDE 99

2002

39.4

60.6

2003

40.0

60.0

2004

40.6

59.4

2005

41.3

58.7

2006

42.1

57.9

2007

42.9

57.1

2008

43.8

56.2

2009

45.4

54.6

2010

47.3

52.7

2011

49.1

50.9

2012

48.7

51.3

2013

47.7

52.3

2014

45.7

54.3

 

Türkiye’de gelir dağılımındaki bozulma devam ediyor. Aylık gelir açısından en fakir ile en zengin arasındaki fark 8.2 kata kadar çıkıyor.

Türkiye’nin bu yılın 3 ayında gayri safi milli hasılası (GSMH) 50 katrilyon 454.2 trilyon lira oldu.

Bu milli gelirle, 4 kişilik aile bazında aylık ortalama gelir 970 milyon 508 bin lira olmasına karşın, nüfusun yüzde 60’ı bu gelirin altında bir gelirle geçimini sürdürmeye çalıştı.

En fakir yüzde 20’lik grup, 4 kişilik aile bazında 281 milyon 447 bin liralık aylık gelirle idare ederken, en zengin yüzde 20’lik grupta ise 4 kişilik aile başına aylık gelir 2 milyar 314 milyon 661 bin lirayı buldu.

Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 30 Haziran 2002’de açıkladığı GSMH verileri ile gelir dağılımı araştırmasının yapıldığı 1994 verilerini baz alarak yaptığı hesaplamalara göre, 2002 yılının 3 ayında ortalama tahmini nüfusu 69 milyon 316.5 bin olan Türkiye’nin, bu dönemdeki kişi başına aylık geliri 242 milyon 627 bin, 4 kişilik aile başına aylık geliri ise 970 milyon 508 bin lira düzeyinde.

DİE’nin 1994 yılında yaptığı gelir dağılımı araştırmasına göre, yüzde 20’lik dilimler hâlinde, Türkiye milli gelirinin yüzde 5.8’ini en fakir yüzde 20’lik 1. grup, yüzde 10.2’sini 2. grup, yüzde 14.8’ini 3. grup, yüzde 21.6’sını 4. grup, yüzde 47.7’sini ise en zengin 5. grup alıyor.

Çok eski veri olmasına karşın, 1994’den sonra 1999 ve 2001 yıllarında iki büyük kriz yaşayan ve bu nedenle işsiz sayısı artan Türkiye’de, bu gelir dağılımı verileri baz alındığında, 1. ve en fakir grup bu yılın 3 aylık GSMH’sinin 2 katrilyon 926.3 trilyon lira, 2. grup 5 katrilyon 146.3 trilyon lira, 3. grup 7 katrilyon 467.2 trilyon lira, 4. grup 10 katrilyon 898.1 trilyon lira, 5. ve en zengin yüzde 20’lik grup ise 24 katrilyon 66.6 trilyon lirasını elde etti.

Buna göre, nüfusları 13 milyon 863.3 biner olan yüzde 20’lik gruplar içinde, 4 kişilik aile başına 970 milyon 508 bin lira olan ortalama aylık gelir düzeyini geçen sadece 2 grup var. Bir diğer ifadeyle ilk üç grup, ortalama gelirin altında bir gelirle geçiniyor.

2015 yılının 3 ayı itibarıyla, 4 kişilik aile başına aylık gelir 1. grupta (en fakir grup) 281 milyon 447 bin lira, 2. grupta (ikinci en fakir grup) 494 milyon 959 bin lira, 3. grupta 718 milyon 176 bin lira, 4. grupta (ikinci en zengin grup) 1 milyar 48 milyon 148 bin lira, 5. grupta (en zengin grup) 2 milyar 314 milyon 661 bin lira düzeyinde bulunuyor.

Aylık gelir açısından en fakir yüzde 20 ile en zengin yüzde 20 arasındaki fark ise 8.2 kata kadar çıkıyor.

Çeşitli araştırmalarda yüzde 50’yi bulduğu söylenen kayıtdışı ekonomi dahil edildiğinde, en zengin grup olan 5. grubun 4 kişilik aile başına aylık geliri 3 milyar 471 milyon 992 bin lirayı, 4. grubunki 1 milyar 572 milyon 222 bin lirayı, 3. grubunki 1 milyar 77 milyon 264 bin lirayı, 2. grubunki 742 milyon 439 bin lirayı, en fakir 1. grubunki 422 milyon 171 bin lirayı, ülke ortalaması ise 1 milyar 455 milyon 762 bin lirayı buluyor.[37]

 

I.2) ZENGİNLİK İLE YOKSULLUK!

 

Zenginlik, yoksullukla mümkündür. Geniş kitleler yoksullaştırılıp, mülksüzleştirilmeden zenginlik büyütülemez… Bu gerçeği sakın ola unutup, “es” geçmeyin!

Devamla: ‘Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, hesabında 1 milyon lira ve üzeri bakiye olan mudi sayısı 2015’in Eylül’ün de 93 bin 774 kişi olarak sayıldığı[38] Türkiye, dünyanın 18. büyük ekonomisi, aynı zamanda dünyada en çok milyonerin bulunduğu 15. ülke. Türkiye’de şu anda 74 bin dolar milyoneri var ve bu sayının 2020’de 37 bin artarak, 111 bine çıkacağı tahmin ediliyor. Bu rakamlar, ‘Credit Suisse’in 2015 yılına ait ‘Global Wealth Report/ Küresel Servet Raporu’ verileri. 

OECD’nin toplumdaki en yüksek gelir grubu ile en düşük gelir grubu arasındaki farkı ölçen göstergeyi baz alan değerlendirmesinde, Türkiye, Meksika ve Şili’den sonra gelir adaletsizliğinin en fazla olduğu üçüncü ülke. Türkiye’deki en zengin yüzde 10’luk kesimin, en fakir yüzde 10’dan 15.2 kat fazla serveti var. OECD ortalaması 9.6 kat seviyesinde![39]

 

İŞTE EN ZENGİN 32 TÜRKİYELİ[40]

SIRA

KİM

SERVETİ (milyar dolar)

1

Murat Ülker

4.4

2

Murat Ülker

2.6

3

Semahat Sevim Arsel

2.6

4

Mustafa Rahmi Koç

2.5

5

Ferit Faik Şahenk

2.5

6

Şarık Tara

2.4

7

Erman Ilıcak

2.2

8

Suna Kıraç

2.2

9

Filiz Şahenk

2.2

10

Ali İbrahim Ağaoğlu

1.8

11

Ahsen Özokur

1.7

12

Bülent Eczacıbaşı

1.5

13

Ahmet Çalık

1.4

14

Faruk Eczacıbaşı

1.4

15

Ahmet Nazif Zorlu

1.4

16

Mustafa Latif Topbaş

1.4

17

Hamdi Ulukaya

1.4

18

Mehmet Aydınlar

1.3

19

Mübariz Gurbanoğlu

1.3

20

Turgay Ciner

1.3

21

Deniz Şahenk

1.3

22

Mehmet Rüştü Başaran

1.2

23

Mehmet Nazif Günal

1.2

24

Mehmet Sinan Tara

1.2

25

Mehmet Emin Karamehmet

1.2

 

Mustafa Vehbi Koç

1.1

 

Şevket Sabancı

1.1

28

Aydın Doğan

1

29

Suzan Sabancı Dinçer

1

30

Serra Sabancı

1

31

Murat Vargı

1

32

Fatma Yazıcı

1

 

‘Research Instute of Turkey raporuna göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002’de Türkiye’deki en zengin yüzde 1’lik nüfus toplam servetin yüzde 39.4’üne sahipken ülkenin geri kalan yüzde 99’luk kesimi Türkiye’deki toplam zenginliğin yüzde 60.6’sını elinde bulunduruyordu.

AKP iktidarı altında geçen yıllar içinde, Türkiye’deki en zengin yüzde 1’lik kesimin toplam zenginlikten aldığı payı artırdı. 2012 itibariyle en zengin yüzde 1’lik kesimin geri kalan yüzde 99’un toplam mal varlığından daha fazla birikime sahip oldu.

2014 yılında ise Türkiye’deki en zengin yüzde 1’lik nüfusun toplam servetten aldığı pay yüzde 54.3’e ulaştı. Geri kalan yüzde 99’luk kesim toplam servetten ancak yüzde 45.7 pay alabildi.[41]

Bu zenginliğin yanı başındaki yoksulluğa gelince: Adana’da 29 yaşındaki Muhayye Vadi, ayrıldığı eşinden nafaka alamayıp, devlet yardımı da kesilince çocuklarının semt pazarında tezgâh altlarından topladığı atık sebze ve meyvelerle karınlarını doyurabiliyor![42]

Hızla sıralıyorum:

i) Üç kişisinden birinin yoksul olduğu Türkiye’de “Yoksulluk nedir, kime neye göre yoksul adını veriyoruz?” sorusunun yanıtı… Ülkemizde 22 milyon 223 bin kişi bu kategoriye giriyor, yani nüfusumuzun yüzde 29.4’ü, yani sokakta gördüğünüz her üç kişiden biri…[43]

ii) TÜİK verilerine göre, yoksulluk sınırının altında yaşayan hane halklarının oranı yüzde 22.4 oldu. Hane halkı tipine göre yoksulluk oranı incelendiğinde; 2013 yılında tek ebeveynli ve en az bir çocuğu olan hane halklarının yüzde 28.9’u, 2013 yılında hesaplanan göreli yoksulluk sınırının altında yaşadı…[44]

iii) Türkiye’deki en yoksul yüzde 20’lik grup, toplam tüketimin sadece yüzde 8.5’unu; en zengin yüzde 20’lik grup da toplam tüketimin yüzde 37.2’sini yaptı…[45]

iv) Türkiye’de 2012’de yüzde 15.4 olan sefalet endeksi 2015’te yüzde 18.4’e çıktı. Sefalet endeksi ABD’de yüzde 5.7, AB ülkelerinde yüzde 9.7, OECD genelinde yüzde 7.6 düzeyinde bulunuyor. Buna göre Türkiye’de sefalet yüzde 18.4 ile ABD’nin üç katından fazla, OECD ortalamasının da 2.5 katına ulaşıyor. Türkiye, bu oranla ayrıca dünyanın 50 büyük ekonomisi içinde 10. sırada yer alıyor…[46]

v) Türkiye halkının yüzde 44’ü ailesinin geleceğinden endişe duyuyor…[47]

vi) ‘AvivaSA’nın araştırmasına göre, faturaları ödemekte sorun yaşayan yurttaş, emekli olunca da çalışması gerektiğini düşünüyor. Türkiye halkının yüzde 55’i emeklilik dönemi için geçim endişesi içinde. Halkın yüzde 50’si emeklilik döneminde de çalışacağını düşünüyor. Emeklilikten sonra çalışmaya devam edeceğini söyleyenlerin oranında Türkiye yüzde 50 iken; Halkın yüzde 23’ü finansal sıkıntı çekiyor; Yurttaşların yüzde 46’sı “kıt kanaat” geçiniyor, yüzde 31’i “idare ediyor”; halkın mali endişelerinin başında yüzde 46 oranıyla geçim sıkıntısı yer alırken bunu yüzde 42 ile temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamamak izliyor…[48]

vii) Türkiye halkı kazandığı parayı 2014 yılında da konut, gıda ve ulaşıma harcadı. Türkiye ortalamasında ailelere giren paranın yüzde 24.8’i kira ve ev taksitine, yüzde 19.7’si gıdaya, yüzde 17.8’i de yol masrafına gitti. Gıda harcaması azaldı…[49]

viii) Türkiye’de 7 milyon kişinin genel sağlık sigortası,[50] kendileri ödeyemediği için devlet tarafından karşılanıyor. Bu kişilerin aileleri de dikkate alındığında ise, 20 milyon insanın yoksulluk içinde olduğu ortaya çıkıyor…[51]

 

I.3) PATRONLARIN İŞİ TIKIRINDA, YA EMEKÇİLER?

 

Bu tabloda kuşkusuz patronların işi tıkırında!

i) Koç, 2015 yılının ilk 6 ayında 1.3 milyar TL net kâr elde etti…[52]

ii) Sabancı Holding’in 2015 yılının ilk 9 ayında net kârı yüzde 18 artışla 1 milyar 686 milyon lira düzeyinde gerçekleşti…[53]

iii) TOFAŞ’ın 2015 yılındaki net kârı 831 milyon liraya ulaştı…[54]

iv) Arçelik, kârını yüzde 102 artırdı. Şirketin 2015’in ikinci çeyreğindeki net kârı 326 milyon TL oldu…[55]

v) Turkcell Grubu ve Turkcell Türkiye, 2015 yılının üçüncü çeyreğinde FAVÖK’ü (Faiz ve Vergi Öncesi Kâr) de yüzde 10.5 artarak 1 milyar 161 milyon TL’ye yükseldi…[56]

vi) Emniyet Genel Müdürlüğü’nden aldığı ihalelerle gündeme gelen TOMA üreticisi Katmerciler 2015 yılının ilk dokuz ayında kârını yüzde 120 artırıp[57] 14.8 milyon lira net kâr elde etti. Şirketin gelirlerindeki artış yüzde 85, brüt kârındaki artış yüzde 169, esas faaliyet kârındaki artış ise yüzde 245 oldu. Şirketin sahibinin eski bir AKP milletvekili olduğunu söylemeye gerek bile yok herhâlde…[58]

vii) Borsa İstanbul’da işlem gören mevduat bankalarının 2015 yılının 9 aylık net dönem kârı, 12.3 milyar TL oldu…[59]

viii) Yapı Kredi Bankası, Garanti Bankası ve Halkbank’ın açıklandığı 2015’in ikinci çeyrek bilançolarına göre, Yapı Kredi 956 milyon, Halkbank 1.2 milyar, Garanti Bankası 2.06 milyar TL kâr etti..[60]

ix) İş Bankası’nın 2015 yılında 3 milyar 83 milyon TL kâr elde etti…[61]

x) Vakıfbank, 2015 yılının üçüncü çeyreğinde toplam 1 milyar 273 milyon TL net kâr açıkladı…[62]

xi) Yapı Kredi, 2015 yılın ilk 9 ayında konsolide net kârını 1 milyar 274 milyon TL olarak açıklarken;[63] 2015 yılını 1 milyar 909 milyon lira konsolide net kârla tamamladı…[64]

xii) Garanti Bankası, 2015’in Ocak-Eylül döneminde 2 milyar 716 milyon 338 bin TL net kâr elde ettiğini açıklarken;[65] 2015 yılındaki net kârı, 3 milyar 615 milyon 114 bin TL oldu…[66]

xiii) 2015 yılının ilk 9 ayında 2 milyar 222 milyon TL’lik konsolide net kâra imza atan[67] Akbank 2015 yılında 3.2 milyar TL net kâr elde etti...[68]

xiv) TEB’in 2015 yılındaki net kârı 2014’e göre yüzde 42 artışla 882.5 milyon TL oldu…[69]

xv) Finansbank, 2015 yılının Ocak-Eylül döneminde 673 milyon lira konsolide olmayan net kâr elde ederken bankanın, konsolide olmayan net dönem kârı ise 673 milyon lira oldu…[70]

xvi) Odeabank, 2015’in 3. çeyreği itibarıyla 36.7 milyon TL net kâr elde etti…[71]

xvii) Deniz Bank’ın 2015 yılının 9 ayında net kârı 710 milyon TL olarak açıklandı…[72]

Daha da uzatılabilir ama burada duralım: Tamam patronların işi tıkırında, tıkırında olmasına da ya emekçiler?

İşsizlik labirentindeki emekçiler borç deryalarına gark olmuş bir hiçleştirilmeye mahkûm edilmişlerdir!

Yine somut verileri sıralayalım:

i) TÜİK’in belirlemelerine göre 19 - 24 yaş arası gençlerde işsizlik oranı yüzde 17.9’a ulaştı.[73] Gençlerde işsizlik oranı devamlı artıyor…[74]

ii) Okulunu bitiren 913 bin gençten 259 bini iş bulamadı. 5 gençten 1’i işsiz…[75]

iii) Genç kadınlarda işsiz sayısı 85 bin kişi arttı…[76]

iv) ‘Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü’ (DİSK-AR), TÜİK’in açıkladığı Ağustos 2015 dönemine ilişkin işsizlik verilerinden hareketle, yüzde 10.1 oranında ki işsizliğin gerçeği yansıtmadığını, gerçek işsizliğin yüzde 16.8 olduğunu ortaya koydu.[77]

Ve borçlanarak sürdürül(emey)en yaşam!

i) ‘Türkiye Bankalar Birliği Risk’ (TBB) Merkezi’nin, Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı Raporu’na göre; bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girenlerin sayısı, 2015 yılında bir önceki 2014 yılına göre yüzde 3.0 artarak 1 milyon 331 bin kişiye yükseldi. 2015 yılında, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayısının, 2014 yılına göre yüzde 8 artarak, 725 bin kişiye ulaştı…[78]

ii) Bankalara kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe giren kişi sayısı 2015’in Nisan itibarıyla 510 bin kişi artışla 2 milyon 586 bin 713 kişiye ulaştı…[79]

iii) Özetle takibe düşen kredi miktarı 12 yılda 25 kat arttı… ‘Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin yayınladığı istatistikler kredi kartından dolayı yasal takibe girenlerin sayısındaki tehlikeli artışı gözler önüne serdi. 2014’te işsiz sayısı 3 milyonu, batık kredi kartı sayısı da 1 milyonu geçti. Ödenmeyen kredi kartı borç toplamı da 2002’de 222 milyon TL’yken, 25 kat artarak 5,8 milyar TL’ye ulaştı. Batık kredilerin, işsizliğin zirve yaptığı kriz dönemlerinde yükselmesi dikkat çekti…[80]

iv) ‘Varlık Yönetimi Şirketleri Derneği’ Başkanı Hasan Tengiz’e göre, bankalardaki tahsili gecikmiş alacaklar 2015 sonunda 47 milyar liraya ulaştı. Varlık yönetim şirketlerince tahsil edilemeyen miktar ise 23.2 milyar TL. Toplam 70.2 milyar TL batık varken; yine Tengiz’e göre, “Borçların yüzde 95’i parası olmadığı için borcunu ödeyemeyen insanlar. İşsiz kalmış, ödemek istiyor ama ödeyemiyor. Bu nedenle vadeleri 5 yıla kadar çıkardığımız oluyor. Aldığı krediyi ödeyemeyen 2 milyon kişi bizim sistemimizde, 2 milyon kişi de bankacılık sisteminde var. 16 kişiden 4’ü ödüyor. Kredi kartı borçlarının ortalaması 4.500 lira”dır…[81]

v) 13 yılda tüketici kredisi borçlarının 134 kat, kredi kartı borçlarının ise 17 kat arttığı AKP döneminde vatandaşların bankalara olan tüketici kredisi borçlarının 2.3 milyar

2.03.2016 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İKTİSADÎ ÇÖKÜŞ, BEŞERÎ ÇÖZÜLME

1 MAYIS’A GİDERKEN

ANIN YAZARI: ADALET AĞAOĞLU

KARDEŞİM(İZ)İN “DAVA”SI (MI?)![*]

SAHNE (DURUŞU) PERFORMANSININ POLİTİKASI

YEDİ NOKTA YA DA YETER ARTIK

YAZMAK SERÜVENİNE BİR BAKIŞ

ÇİN DEYİNCE...

KLASİK MÜZİĞİN ÖNEMİ[*]

ÖZGÜRLÜK YERKÜREYİ KURTARIP, GÜZELLEŞTİRME UMUDU VE İRADESİDİR

KAHVERENGİ TONLU COVİD-19 GÜNLERİNDE (C)EZAEVLERİ

“İŞÇİ SINIFI” DEYİNCE

ANILAR, SESLER, ŞARKILAR

ÖZGÜR İFADE “HAZIR OL”DA DUR(A)MAZ

MİZAH/GÜLMECE ŞAH(LAR)I MAT EDER

DEDE EFENDİ’Lİ, İTRÎ’Lİ, LİMONCİYAN’LI KLASİK MÛSİKÎ

EKONOMİK VAZİYET(İMİZ) İLE BEŞERİ TABLO(MUZ)[1]

“ADINI SİZ KOYUN” 3

“ADINI SİZ KOYUN” 2

“ADINI SİZ KOYUN”

“AZ YAZIP ÇOK SÖYLEYEN” CEMAL SÜREYA

İSYAN SANCAĞINI YÜKSELTENLERİN KUŞAĞINDANDIR GENÇLİK

ÖRNEKLERİYLE -OLMASI GEREKEN- AYKIRI[*]

YAPITLARIYLA HAFIZALARDAN SİLİN(E)MEYEN AGNÈS VARDA

“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

GOMİDAS’LI HALK MÜZİĞİ(MİZ)

ŞAİRLER GALERİSİ

RUMLARA DAİR TARİH (B)İLGİSİ

GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

IRKÇILIK/ FAŞİZM SUÇU

COVID-19 GÜNLERİNDE SORU(N)LAR, SORUMLUKLAR

V. İ. LENİN VE EKİM DEVRİMİ

HÂLÂ ONLARLAYIZ; ONLARDANIZ

“MED CEZİR”Lİ ‘ÇETİN’ KALEM

AYDIN DURUŞU VE SORUMLULUĞU

VATAN’IN F3’ÜNDE DÖRT GÜN

SORU(N)LAR, YANIT(SIZLIK)LAR

TRUMP KÂBUSU VE EMPERYALİST ABD

DOĞAN HIZLAN VESİLESİYLE ELEŞTİRİ VE YAZMAK ÜSTÜNE

BİR “İZMİRKOLİK”İN SERÜVENİ

TÜRKÜLER(İMİZ) VE BİZ

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ

LAİKLİK ZARURETTİR

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR ( 2 )

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR

DOĞAN GÜNÜN OZANLARI

SURUÇ’UN 33’LERİ VE ONLARIN ÇAĞDAŞ AYDIN’I

ARKADAŞ(IMIZ) Z. ÖZGER

“DİNEN BİR FIRTINA”YI ANLA(T)MAK

“MODAYI BİLİP DE ONA KAPILMAYAN”DI AHMET OKTAY

ÖZLEMLERİN İSYAN ÇIĞLIĞIDIR ŞİİR

PINAR YOLDAŞA KALKAN ELLER KIRILIR

BİR SEVDADIR TİYATRO

ÖMER ŞERİF’İN OYUNCULUĞU

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

6 MAYIS HAKİKÂTİ ÖLÜMSÜZDÜR

ÖLÜM ORUCUNUN 320. GÜNÜNDE İBRAHİM GÖKÇEK İÇİN

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020 ( 2 )

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020

ÖĞRENCİSİ OLDUĞUM ‘İNSANCIL’A DAİR

BUGÜNÜ VE SONRASI İLE COVID-19

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR ( 2 )

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR

UNUTAMADIĞIM FİLM(LER), YÖNETMEN(LER), OYUNCU(LAR

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ ( 2 )

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ

TARIM(IN) HÂL(LER)İ

KLASİK MÜZİĞİN FARKLI İKİLİSİ: MOZART İLE STRAUSS

AŞIKTI, “GARİP”Tİ, HALK DERVİŞİ NEŞET ERTAŞ

TARİH(İMİZ)E HAYRANLIKLA, MİNNETLE, SAYGIYLA

ÇOKSESLİ MÜZİĞİN DEVRİMCİ DEHASI BEETHOVEN

SİNEMAMIZIN DERVİŞİ: AYTAÇ ARMAN[*]

EYGİ VESİLESİYLE -BALIK HAFIZALILAR İÇİN- 50 YIL SONRA “KANLI PAZAR

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ!

KRİZ İLE GELEN(LER)

USTANIN KADİM DOSTU, YADİGÂRI BALABAN

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? ( 3 )

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? (2)

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR?

IŞIĞIN RESMİNİ ÇİZEREK, TARİHİ ZAPT ETMEK

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER ( 2 )

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ! ( 2 )

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ!

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ ( 2 )

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ…

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK) ( 2 )

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ ( 2)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?!

HAS BİR TİYATROCU: CÜNEYT TÜREL

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR

KAVGADAN BESLENİP; ONU ÇOĞALTAN ŞİİRİN ŞAİRİ: ADNAN YÜCEL

33’LER İLE ÇAĞDAŞ’INDAN ÖĞRENDİKLERİM(İZ)[*]

ULUSLARARASI KAOSUN GELECEĞİ

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI ( 2)

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK ( 2 )

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK

KÖLELİĞE KARŞI MÜCADELENİN BİRLİĞİ İÇİN (YA DA “NE OLUYOR; NASIL; NE YAPMALI” MI?)

ELEŞTİREL ARABESK HİKÂYESİ

SÖZÜN MİLİTAN EYLEMİ; HAKİKÂTİN BEDELİ ÖDENMİŞ SÖZCÜSÜ

KIPIR KIPIR, NEŞE DOLU “DELİ KADIN”: AYŞEN GRUDA

CUMHURİYET İLE MÜZİK(İMİZ)

BAŞKALAŞANLARDAN DEĞİL, GELİŞENLERDENDİ GÜLRİZ SURURİ

KİTLE ÖRGÜTLERİ VE DEMOKRATİK İŞLERLİK

“SANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN

ZOR(UNLU) BİR MESELE: ALTERNATİF DEVRİMCİ-HALKÇI YEREL YÖNETİM

YAZDIĞINIZ YAŞAM YA DA SAFSATADIR!

HALKIN -BAŞKALDIRAN- ARZUHÂLCİSİ: YAŞAR KEMAL

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)[2]

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)

MAYIS KIZILLIĞINDA ‘71 KOPUŞU VE KAYPAKKAYA

BUGÜN(ÜMÜZ)DE FAŞİZM(LER)

SİNEMANIN MÜSTESNA İSİM: METİN ERKSAN

İNSAN OLMAK ZORKEN, ‘İNSAN’DI ZEKİ ALASYA

ÖLÜMSÜZLÜK BAĞLAMLI KIZILDERE(MİZ)

SAİT FAİK’İN DÜŞ(ÜNCE)LERİ

İSYANA DÖNÜŞ(EME)YEN İTİRAZ VEYA MÜSLÜM GÜRSES HİKÂYESİ (Mİ?

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 3 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 2 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF ( 2 )

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ) 2

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ)

DİZELERİYLE REFİK DURBAŞ ÖYKÜSÜ

AFORİZMALARDAN BUGÜN(ÜMÜZ)E UYARILAR

‘KEL MAHMUT HOCA’ + ‘YAŞAR USTA’ + ‘TURŞUCU KAZIM’ + ‘AYYAŞ EMİN’Dİ O…

hatırlamiyorum-nakaratlarina-hatirlatalim

“NETAMELİ BİR KONU”: ULUSAL SORU(N)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 3)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 2 )

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI

ABD EMPERYALİZMİ VE VENEZÜELLA 2019

AYKIRI DİZELER, ŞAİRLER

ÇEŞİTLİ VECHELERİYLE BEŞERİ (EKONOMİ-POLİTİK) KRİZ

“BÜYÜK FOTOĞRAFÇI”NIN GERÇEĞİ VE DRAMI

KRİZ “İMKÂN, TEHDİT VE KARAR” BİLEŞKESİDİR

İNSANI İNSANLAŞTIRAN DEĞERLER: AŞK, SANAT, BAŞKALDIRI, MÜCADELE

HİÇLEŞTİRİLME KAYGISINDAN ÖFKEYE SARI YELEKLİLER

68 HAREKETİ, MAYIS(IMIZ), KAYPAKKAYA VE 1971

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM ( 2)

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM

NBC SİNEMASI (MI?)

DÖRT GÜNLÜK “Bİ ŞEY”

ISINMANIN ÖTESİNDE -YANIYOR!- YERKÜRE

YEŞİLÇAM’LI TÜRK(İYE) SİNEMASI

YAZMAK EYLEMİNE MÜNDEMİÇ NOTLAR

SANAT (VE TİYATRO) İLE HAYAT

EYYAMCI DEĞİL, HER DEVİRDE İNSANDI TARIK AKAN

YIKA YIKA YARATARAK YAZMAK

SIRILSIKLAM BİR ÂŞIK: BEDRİ RAHMİ

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR) ( devam)

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR)

ÖNCESİYLE 15-16 HAZİRAN’DAN BUGÜN(ÜMÜZ)E

HAKKÂRİ’DEKİ PARİS’Lİ: FERİT EDGÜ

TİYATRONUN UNUTULMAZ İNSAN(LAR)I

KARL MARX İLE MARKSİZMİ

LATİN AMERİKA VE EDEBİYAT ve GRUP YORUM'la dayanışma videosunu

ÜTOPYALAR(IMIZ)IN TARİHSEL ZEMİNİ

TÜKETİLE(MEYE)N İNSAN(LIK

KAPİTALİST KENT(LEŞMEMİZ)İN HÂL-İ PÜR MELALİ

KRİZİN, SAVAŞIN, VAHŞETİN “YDD”Sİ

POLİTİK SİNEMA İHTİYACI BÜYÜRKEN

O SES PEŞİNDEN SÜRÜKLENEN YILDIZ KENTER

MART’IN 10 KIZIL KARANFİLİ (VE ANIMSATTIKLARI

“DERİN AŞKLARIN, BAĞLILIKLARIN, HASRETLERİN, ŞEFKATİN ŞARKILARINI SÖYLEDİ” YILMAZ GÜNEY

DEVRİMCİ BİR DERVİŞ: OKTAY ETİMAN

İTİRAZ EDEN MÜLKSÜZLER İÇİNDİR LE GUIN

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI

SAF IŞIĞIN, ŞEFFAF SİMGELERİN ŞAİRİ: TOMAS TRANSTRÖMER

KAPİTALİZM KİRLİDİR, KİRLETİR

HRANT’IN KOLEKTİF KATLİNİN ANATOMİSİ

OHAL’(LERİN)İN EKONOMİ-POLİTİK DÖKÜMÜ

ŞİMDİLERDE ŞİİRE DAHA ÇOK MUHTACIZ GİRİZGÂHI

İSYANCI ŞEYH BEDREDDİN GERÇEĞİ

ORTADOĞU SARMALI VE T.“C”

DÜŞÜN(ECEĞİZ), YAZ(ACAĞIZ), KONUŞ(ACAĞIZ), SUSMA(YACAĞIZ)![

FAŞİZM(LER)İN GÜNCELLİĞİ VE IRKÇILIK

AŞK -İNSAN(LIK)A DAİR- HER ŞEYDİR![

EKİM DEVRİMİ İLE TARTIŞMALI “TARTIŞMALAR”I

GÜNCELDEN TARİHSELE İŞÇİ SINIFI

KAPİTALİST İKTİDARIN EĞİTİM(SİZLİĞ)İ VE COĞRAFYAMIZ

YENİ(DEN) ‘68’İ ANIMSA(YALIM)

AN-KARA’DA BİR KIPKIRMIZI CUMARTESİ

GÜLTEN AKIN: KENDİ GİTTİ, ŞİİR(LER)İ KALDI

BOYACI HALİL’İN MÜŞFİK KENTER’İ

EMPERYALİST YERKÜREDE BARIŞ (YALANI) VE SAVAŞ (GERÇEĞİ )

SİNEMA VE YÖNETMEN(LER)

PARİS KOMÜNÜ(MÜZ) HÂLÂ GÜNCEL

KAPİTALİZM VE TARIM(IMIZ)

“DUYARLILIĞIN İNCELİĞİN ESENLİĞİN YAZARI”: OKTAY AKBAL

KAPİTALİZMİN YARATTIĞI TABLO MU DEDİNİZ?

ÖĞRENCİ HAREKETİNİN TOPLUMSAL MÜCADELEDEKİ YERİ VE ROLÜ

HAYAT(LAR)IMIZA DOKUNMUŞ BİR MÜZİSYEN: ATTİLLA ÖZDEMİROĞLU

ADALETSİZLİK KARŞISINDA DEVRİMCİ SANATIN KONUMU VE İŞLEVİ

KATLEDİLDİĞİMİZ SURUÇ’LA ÇOĞALDIK

ŞİİRE KOÇAKLAMA

ÖZGÜRLÜĞE MUHTAÇ VE MAHKÛMUZ!

AYDIN/ ENTELEKTÜEL MESELESİNE DAİR

ŞİİR GİBİYDİ JOHN BERGER

SEVDİKLERİMDENDİR ÜÇÜ BİRDEN

YAZMAYI YAZMAK YAPAN

BAHAR(LAR)IN HALKI: ROMANLAR

ESKİ(MEYEN) SESLER, TINILAR

ORHAN KEMAL: USTADIR, YERİ AYRIDIR, MÜHİMDİR

“CULPA VACARE MAXIMUM EST SOLATIUM”

UNUTUL(A)MAZLAR YA DA HATIRLAYIN ONLARI

FİRARİ YAŞAM(IN)IN YAZMAK EYLEMİ

15’LER DAİR: GEÇM(EM)İŞ BUGÜNÜ(MÜZÜ)N ÖNSÖZÜDÜR !

SATIRLARDA AKAN YAŞAMIN BİLGELİĞİ

İNKÂRA ORTAK OLMA(K)!

“EVET”(İN EKONOMİSİN)E HAYIR!

ALAYINA İSYAN: “EVET”İN REFERANDUMU’NDA “HAYIR”![

“ÖZGÜRLEŞME DİLDE BAŞLAR”[

İNSAN(LIK), ONA İNANAN ŞAİR(LER)İN ŞİİR(LERİN)E MUHTAÇ

ALAYINA İSYAN, HEPSİNE “HAYIR”![

EKİM’İN 100. YILINDA KAVRAMLAR, GERÇEKLER

ZULA(NIZ)DAKİ ŞİİR, MAVZER(İNİZ)DEKİ MERMİ GİBİDİR

İKTİDAR, EĞİTİM, ÜNİVERSİTELER VE GENÇLİK

AKP’NİN -KAPİTALİZM PATENTLİ- ÇEVRE PRATİĞİ

“TEKÇİLİK” GÜZERGÂHINDA NEYİ, NASIL YAPMALI?

KÖTÜLÜK(LER) TABLOSU MU? “PANTE REI”![

ŞEYH BEDREDDİN: “SÖZÜ, BAKIŞI, SOLUĞU ARAMIZDAN ÇIKIP GELECEKTİR

UMUDU -TÜKETMEDEN- ÇOĞALTANDI SENNUR SEZER

“KIRIK MOZAİK”(İMİZ)İN PARÇASI SÜRYANÎLER

ORTADOĞU: BÜYÜK FOTOĞRAF İLE “KÜÇÜK” AYRINTI(LAR)

“İNSANLIK HÂLİ”NİN TERCÜMANI: FRANZ KAFKA

RESİM “SÜS” YA DA “AKSESUAR” DEĞİLDİR, OLAMAZ!

FUTBOL: GERÇEK VE BAĞINTILARIYLA TARTIŞALIM MI, TARTIŞMAYALIM MI?

EKİM’İN LENİN, LENİN’İN EKİM DESTANI

EGEMEN KLİKLER ARASI HESAPLAŞMA VEYA 15 TEMMUZ’UN ŞECERESİ[*]

SİYONİZM KARŞISINDA FİLİSTİN İLE ARAFAT’I[*]

ZEKÂ, YARATICILIK KADAR YÜREKLİLİKTİR KARİKATÜR(İST)[*]

BARIŞ (=HAYAT) İLE SAVAŞ (=ÖLÜM) HÂLİ[*]

TARTIŞILAN ASLÎ SORU(N) ÖZGÜRLÜKTÜR[*]

EGE MAVİSİNİN -HALİKARNAS- BALIKÇISI[*]

101. YAŞINDA AZİZ NESİN USTA[*]

68 BAŞKALDIRISI VE ÖĞRENCİ HAREKETİ[1]

“ÇORUMLU ‘BAUDELAİRE’PEREST”: SAİT MADEN[*]

KARAR VERİN: “SİZİN MUHAMMED ALİ’NİZ HANGİSİ?”[*]

HAYAT VE SANAT = GENÇLİK VE MÜCADELE[1]

GİDEN(LERİN) İKİ(SİN)DEN KALAN(LAR)[*]

BAŞYAPITI ‘GABO’NUN KENDİSİYDİ, HAYATIYDI[*]

YAZMAK EYLEMİNİN KADINLARI[*]

MİLLİYETÇİLİK VİRÜSÜ VE FUTBOL[*]

ANAYASA, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE LAİKLİK[*]

33’LER SURUÇ’TUR; BİZ 33’LERİZ![*]

SYRIZA: NEYDİ? N’OLDU?![*]

“GEZİ”(/HAZİRAN) SANATI[*]

YENİDEN -VE BİR KEZ DAHA- FAŞİZM[*]

TÜRK(İYE) PATENTLİ PANOPTİKON HÂLİ[1]

ÇÖZÜLME, PARÇALANMA VE KUTUPLAŞMA GÜZERGÂHINDA[*]

DİK DURAN NİKBİNLİK: SABAHATTİN ALİ[*]

AŞKLARIN, KAVGALARIN, BARUT KOKAN DİZELERİN ŞAİRİ: HASAN HÜSEYİN[*]

SOYKIRIMDAN SÜRGÜNE ÇERKESLER[*]

44 YIL SONRA ONLAR YANİ SONSUZLAR[*]

AŞK, TRAVMA, TOPLUMSAL İNŞA VEYA DEVRİM, KAPİTALİZM, SOSYALİZM[1]

PEKİYİ YA İSYANCI KAZIM’DAN SONRA BİZ?![*]

TARİHSELDEN GÜNCELE İBRAHİM KAYPAKKAYA[1]

HAYATI ÖRGÜTLEYEN AŞKINLIKTIR SANAT (İLE TİYATRO)[*]

KAPİTALİZMİN “ÇEVRE”Sİ YA DA EKOLOJİK KÂBUS![1]

BUGÜN(ÜMÜZ)DE ENTELEKTÜEL, EĞİTİM, AKADEMİ[*]

MÜLKİYET, İKTİDAR, DEVLET (=DEMOKRASİ) VE…[1]

RADİKAL SOSYALİZM HÂLÂ GÜNCEL!

2015 1 MAYIS’INDAN 2016’YA YİNE, YENİDEN, ISRARLA TAKSİM!

KIZILDERE TARİHİ(MİZ) HEPİMİZİNDİR[1]

KÜLTÜREL YOZLAŞMA KARŞISINDA DEVRİMCİ SANAT[1]

KOMÜN’DEN EKİM’E ESKİ(MEYEN) SOSYALİZM

YALNIZLIĞIN ÇOĞUL SENFONİSİ: SAİT FAİK ABASIYANIK[*]

SAVAŞIN BATI CEPHESİNİN SORU(N)LARI İLE “DOĞU”[*]

ORTADOĞUDA T.CNİN HÂLİ VE ROJAVA

SANATIN SINIFI VEYA SANAT SİYASAL VE SINIFSALDIR

ORTADOĞUNUN KANAYAN YARASI FİLİSTİN

FAİLİ MEÇHUL -OLMAYAN- KAYIP(LAR)

80'Lİ YILLAR = İNSAN(SIZLIK) + UMUT(SUZLUK) + EYLEM(SİZLİK)

ERMENİLERİN BUGÜNÜ=HRANT+KAMP ARMEN

KÜRTLER VE ORTADOĞU

chavez venezüella'sında ne(ler)oluyor? bolívarcı halkçılık mı, sosyalizm mı