ÜMRAN DÜŞÜNSEL'İN ' KIRIK PATİKA'LARI *

Adil OKAY

ÜMRAN DÜŞÜNSEL'İN ' KIRIK PATİKA'LARI *

Son yıllarda öykü’nün benden, benim de öyküden koptuğumu sanıyordum. Şiir ve roman okumak beni daha çok doyuma ulaştırmaya başlamıştı. Tabi plastik sanatlar ve sinema da sanattan aldığım gıdamı karşılamaya yetiyordu. Bir insan ömrüne kaç kitap sığdırabilir ki deyip seçici davranıyordum. Ancak arka arkaya okuduğum öykü kitapları bana yanıldığımı gösterdi. Şimdi elimde Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika” adlı öykü kitabı var. Kitap elime geçtikten sonra “ilk öyküye göz atayım sonra sıraya koyarım” dedim. Dedim ama kitaptaki ilk öykü “Ölü ağaç” fikrimi değiştirmeme yetti. Hemen -sıradaki diğer kitaplara haksızlık olsa da- okumaya başladım.

İkinci öykü “Ağlayan kayalar”ı bitirdikten sonra kimmiş bu yazar, nerede biriktirmiş, sözcükleri damıtmak için kaç on yıl çalışmış, bu kaçıncı kitabıdır, nasıl gözümden kaçmış diye düşünerek döndüm biyografisine baktım. Yazar biyografisinde bu sorularımı tam olarak yanıtlamamış. Demek okuyucuya bırakmış.

Ümran Düşünsel, “Kırık Patika” adlı öykü kitabında Durum öyküsünden, Karakter öyküsüne, Minimal öyküden Epizot ve Anlatı’ya, 3. Tekil şahıstan, 1. Tekil şahısa kadar her denemeyi yapmış. (Keşke minimal öykülerini ayrı bir dosyada toplasaydı.) Ve hepsini de -kendi üslubunu yaratarak- başarmış. Yeni birleşik kelimeler, kullanılmamış imgeler türeterek. Tabi imge türeteceğim diye ağdalı metin tuzağına düşmemiş. “İmge salatası”na dönüştürmemiş öykülerini. Muhtemelen, “anlam ve dil”, ikisi uyum içindeyse başarılı olunur diye düşünmüş. Biçim balyozu altında anlamı yitirmemiş. Anlam diyerek biçimi ihmal etmemiş.

Romanın tarihi kısadır. 200-250 yıl geriye gidebiliriz en fazla. Ama Öykü deyince binlerce yıldan söz ederiz. “Kabil ile Habil”i de ilk öykülerden sayabiliriz. Ninemizin mesellerini de. Çağdaş kısa öykü deyince Fransa’da Balzac, ABD’de Poe, Rusya’da Gogol ve Turgenyev, İngiltere’de O Henry ilk aklıma gelenler. Modern kısa öykünün babası Poe’dur. Ama Çehov dünyayı etkilemiştir. Türkiye deyince ilk ustalardan Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali ve Sait Faik’i sayabiliriz. Saydığım bu yazarlar bir döneme damga vurmuş, Türkiye’de öykü bayrağını göndere asmış olsalar da Düşünsel’in üslubu farklı.

Çağdaş öykü’de mecbur kalınmadıkça sadece “çiçek” veya “kuş” denmez. Onları ön ekle betimlemeniz gerekir. Ayrıca Afrika’da yaşayan bir kuş - çiçek türünü Asya’da yaşatamazsınız. Kış mevsiminde üzüm veya pamuk toplayıcılarını çalıştırırsanız bütün öykü çöker. Düşünsel, bütün bunlara kafa yormuş. Titizlikle çalışmış. Örneğin okuyucuya “deniz”i çağrıştıracağını bildiğinden, balkonunun demirine tüneyen “Martı”dan söz edince arkasından eklemiş: “Deniz uzak, çöp yok.”

Demem o ki yazar, “ilham”ın yazdırdığı taslak üzerinde laboratuar çalışması yapmış. “Yağmur” diye geçmemiş: “Üçikindivişne çiçeği yağmurları” demiş. “Güz’ü ürkütüp damağını kaldırtmış.” Kardelenler dememiş, ön sıfat eklemiş “Mavi kardelenler” diye betimlemiş karda açan çiçekleri. Yeşil yerine “petrol yeşili”, Kolye yerine “Mavi kuvas kolye”, kuş yerine, “Dengbej kuşlar”, “Mahzun serçe kuşları”, “Bir çift saksağan”, yine çiçek yerine, “Direnişteki kiraz çiçekleri”, “Papatya çiçeği”, “Sütleğen”, “Kekik demeti”, “İğde çiçekleri”…

Ümran Düşünsel’de zaman, takvim yapraklarıyla anlatılmıyor. Doğanın değişen yüzüyle betimleniyor. Öyle ya bu kullandığımız “zaman”, “takvim” kime göre, neye göre belirlenmiş. Doğanın zamanına ne kadar uymuş. Yazar bana bunları yeniden sorgulattı: Birkaç bölüm aktarayım ne demek istediğim anlaşılsın: “Mevsim hırsızlığını gelenekselleştirmiş bahar yazdan, yaz da güzden aşırmıştı bir miktar…”
“Baharın koynuna alıp eritmeye başladığı kış, patikanın iki yanından yol açmış, vuslata ermek üzere nehre koşuyordu. Yoluna çıkan her otu, her çiçeği ıslak ıslak öpmeyi de ihmal etmiyordu.” S. 38-39
“Kışa koşan sonbaharın soluk almak için durduğu günlerden birisiydi…” s.42
“Mandalinayı budamakta geç kalmıştı işte, yine tomurcuğa durmuştu” s.58
“Taze börülcenin bile ağlattığı günlerdi. Kendisine saklanmış yağmuru bekliyordu. Öyle kırkikindileri değil, sağnak, soluksuz…” s. 66
“Ben ineyim, gün ağaracak neredeyse, bu saatte çare bile uykudadır” s.93

Betimlemeler müthiş değil mi? Şiirsel de diyebilirsiniz. Öyle ya artık sanat disiplinleri birbirini etkileyerek gelişiyor. Şiir denemeyle, öyküyle, fotoğrafla, fotoğraf sinemayla, sinema tiyatroyla ve bütün bunlar da plastik sanatlarla iç içe.

Düşünsel, sadece dilde değil kurguda da başarılı: Birbirinin devamı sayılan Kırık, Yamalı, Bombalanmış Patika üçlemesi, Hapishane, Sürgün, intihar, doğa temaları o denli başarılı – doğal işlenmiş ki hayran olmamak elde değil. İyi de bu kadar başarılı öykülerin toplandığı “Kırık Patika” neden eleştirmenlerin dikkatini çekmemiş diye sormadan geçemiyor insan. (Hakkında yazanları tenzih ediyorum) Ben bir eleştirmen değilim. Kendi halimde öykü yazarıyım ve kırk yıllık öykü okuyucusuyum. Dolayısıyla benden çok, yazar Şaban Akbaba’nın ifadesiyle: “Köküne kıran girmiş öykü eleştirmenleri”nin keşfetmesi gereken bir yazar Ümran Düşünsel.

Öykülerin hemen hepsinden aforizmalar, şiirsel metinler, başarılı metaforlar aktarmak – alıntılamak mümkün. Ama her okuyucu kendi feneriyle ruh haline yakın bölümü seçecektir okurken. O bölümleri daha çok sevecektir. Ben seçmekte zorlandım. Dehşet’i yalın biçimde betimlediği, “kader”i sorguladığı “Su aldı” öyküsünden bir bölüm paylaşıp gerisini okuyucuya bırakmak istiyorum: “Çukura Binbir Gece Masallarını, bez bebeğini, bir de çikolatanın yaldızını koydu. Geceliğinin küllerini nehre vermişti zaten. El yordamıyla çukuru kapattı. Tam o anda, işte o anda bulut uyanıp kaçtı apar topar. Ay yine düştü nehre. Kalktı Aygül. (…) Nehre girdi. Aya doğru yürüdü. Su hem serindi hem de derindi. Bıraktı kendini ayın koynuna. Su aldı götürdü.”

Sonuç olarak Kırık Patika’yı sadece öykü severlerin değil aynı zamanda öykü yazarlarının da okumasını tavsiye ediyorum. Ümran Düşünsel’i de kutluyorum. Beni dağlarda, kırlarda, kasabalarda, nehirlerde rüzgârların, kuşların, çiçek tozlarının kanatlarında, kâh hüzünlü, kâh gizemli bir yolculuğa çıkardığı için.

okayadil@hotmail.com
*Yazının bir bölümü 21.05.2015 Tarihli Cumhuriyet Kitap’ta yayınlanmıştır.

23.05.2015 (Adil OKAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

DÜNYA YANIYOR… PEKİ KİM NASIL SÖNDÜRECEK !?

Mersin gümüşkum tabiat parkında ölüm makinesi

30-yildir-cocuklarini-arayan-mektup-arkadasim-mehmet-gok-tarsus-hapishanesinde-hayatini-kaybetti

SİYASİ İKTİDARLA SERMAYE SINIFI SANATA DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR

Sanat cesaret ister...

“ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*

"TUTSAKLARIN DÜŞLERINI GÖRÜNÜR KILMAK... "

İçeriden Dışarıya Fotoğraf TUTSAKLARIN DÜŞLERİNİ GÖRÜNÜR KILMAK

Hapishanede yasaklanan romanım hakkında

Hapishaneden gelen kitap tanıtımı

Bir bebeğin tutsak babasını anlattığı yazı: BABAMA KAVUŞMANIN DİĞER ADI PERŞEMBE

Evrim Konak yazdı : Gebze Kadın hapishanesinde İşkenceye uğruyoruz!

Yazar Adil Okay'ın yasal kitabı Gaziantep Hapishanesinde yasaklandı

AÇLIK GREVLERİ VE NE YAPMALI

Politikada "Kiç", Ekranlarda "Kiç", Aşk'ta "Kiç"*

DEVLET AKLI KÖTÜLÜK ÜRETİYOR*

hapishaneden gelen bu feryada kulak veriniz

YENİ AÇILACAK CEZAEVLERİ VE MAHPUSLARA DAYATILAN MODERN KÖLELİK*

"SINIRLAR, TOPRAĞIN YARA İZLERİDİR".

John Berger'i uğurlarken

YAZIK ÇOK YAZIK

"NE ALLAH NE HUKUK KORKUSU VAR. BİZE KALAN DİRENMEK ELBETTE. "

Eylül’e Çirkinleme…

VEDAT TÜRKALİ'NİN EVİNDE GEÇİRDİĞİM 3 GÜN ve "SEVDALINIZ KOMÜNİSTTİ"

ASLI ERDOĞAN, İNAN KIZILKAYA VE ZANA KAYA İLK DEĞİLLERDİ...

NE MİNARE GÖLGESİ NE POSTAL SESİ... AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE...

WERNİCKE KORSAKOFFLULAR'LA GEÇİRDİĞİM BİR HAFTA...

SOYKIRIMIN TANINMASI VE ÖZÜR MESELESİNDE DOĞRU TAVIR NEDİR

İNKÂR YA DA KÖTÜLÜĞÜN ABADI

MİNE KIRIKKANAT BU KADAR GERİCİ VE BU KADAR CAHİL MİYDİ?

LAİKLİK... AKP'NİN AMACI NE Kİ... NE YAPMALI..

'KELAM' ve 'SUSKUNLUK' HAKKINDA DEĞİNİLER*

Müebbetlik Tutsak Zeynep Avcı'dan mektup var

Ganime Gülmez'in yeni kitabım ' hapishanelere esinti yollayalım' için yazdığı makale

HAPİSHANELERE ESİNTİ YOLLAMAK

T.C. KİMLİĞİ İŞKENCE TECAVÜZ VE ONUR!..

KUŞLAR BİLE TEDİRGİNKEN

HAPİSHANELERDE BASKILAR NEDEN ARTIYOR

ANKARA KANA BOYANDI DEVLET KAYBOLDU

DEFNE NEDEN İNTİHAR ETTİ? ( 8 MART İÇİN)

DUVARIN İKİ YANINDA FOTOĞRAFLA EDEBİYATIN BULUŞMASI

CUMHURBAŞKANI BENİ - BİZİ HEDEF GÖSTERMİŞ

Hapishanelere Esinti Yollayalım

SİBEL ÖZBUDUN'A SELAM

MİCHEL TOURNİER VE TAHSİN YÜCEL'İ KAYBETTİK

BU GÜN KARNE GÜNÜYMÜŞ

DİHA'nın benimle yaptığı söyleşi

AÇLIK GREVİNE KATILIYORUM...

BEN DE HASTA TUTSAKTIM BİR ZAMANLAR

batıdan neden ses çıkmıyor diye sormayın artık

2015'İN SON YAZISI GANİME GÜLMEZ'DEN.

TKPML, MLKP ve DHKP-C davalarından toplam 10 kadın tutsak- mektup

15. YILINDA BAŞKA BİR 19 ARALIK'TA!

RAHMET DİLEKLERİM TÜKENDİ HASAN PULUR'A KALMADI

BU ÜLKEDE YÜZLERCE GAZETECİ ZİNDANLARA TIKILDI

EDEBİYATIN DİRENİŞİ Mİ... DİRENİŞ EDEBİYATI MI...

CİZRE'DEN SONRA ŞİMDİ DE SİLVAN'DA KATLİAM

SANATÇI TARİHE NASIL NOT DÜŞER VE 'SOL' SOSUNA BANMIŞ ELEŞTİRİLER

KİME NEDEN OY VERECEĞİM

SURUÇ'TAN AĞRIMIŞKEN ŞİMDİ DE ANKARA

SENNUR ABLA'YI (SEZER) KAYBETTİK

SAVAŞ BARIŞ ve SANAT *

BABAMIN DAKTİLOSU*

İSRAİL TÜRKİYE - GAZZE - CİZRE VE ÖLÜ BEDENLERİ BUZDOLABINDA SAKLANAN ÇOCUKLAR

EKİN VAN İÇİN YAZDIKLARIMA TEPKİLER VE TEHDİTLER HAKKINDA...

HAPİSHANELERE ESİNTİ YOLLAYALIM!

ÖLÜ BEDENİMİZİ ÇIRILÇIPLAK SOKAĞA ATANLAR

YAZ SICAKLARI VE OKUMAK

EREN KESKİN'E ÖDÜL

siz siz olun MHP'liler değişti demeyin.

ÇEVREMİZDEKİ YARATIKLAR!

BEN BİR AĞAÇ'TIM'... *

HASTA TUTSAKLAR REHİN OBJESİ DEĞİLDİR!

HASTA TUTSAK AYNUR'UN YEŞİL YAPRAĞI *

DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ için 18 YILLIK MÜLTECİDEN BİRKAÇ SÖZ

DAĞ KOKUSU' VEYA 'KALBİNİ ARAYAN KAVMİN ÖYKÜLERİ'

BİR YAZARDAN CUMHURBAŞBAKANA AÇIK MEKTUP

MAHPUS HAKLARI EL KİTABI'NA DİPNOT

HDP'YE SALDIRILAR HAKKINDA

FATMA TOKMAK ÖLÜYOR... DUYUYOR MUSUNUZ...

UTANGAÇ KAPİTALİZM SAVUNUCULARI !

BU GÜN 700 MÜLTECİ BOĞULDU... DONDU.. ÖLDÜ...

1915: SOYKIRIM MI, BÜYÜK FELAKET Mİ, KATLİAM MI?

İMZA GÜNLERİ, YAYINEVLERİ VE SANATÇIYA SAYGI HAKKINDA

ÖMER LEVENTOĞLU VE 'DAĞ MEDENİYETİ' YA DA 'ANTİ- TAHAKKÜM'

SEKS İŞÇİLİĞİ Mİ SEKS KÖLELİĞİ Mİ YOKSA HEPSİ Mİ?

ADI ÖZGECAN'DI...

YENİ YIL MESAJIM...2015 Dileklerim

ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN = NEOLİBERALİZM

FİKRET BAŞKAYA 'KADAVRA AKADEMİSYENLER'E KARŞI

FETHULLAH GÜLEN'E SALDIRI MI... ÇETELER SAVAŞI MI?

' ELLER VE YÜZLER '

BİRGÜN, CUMHURİYET, EVRENSEL VE ÖZGÜR GÜNDEM YASAKLANDI MI?

Müebbet hapse mahkum kadın :Resmiye Vatansever

VALİZİNİ KARISINA HAZIRLATAN ERKEK ' FAŞİST ' SAYILIR MI ?!

' ÖLÜM VARDİYASI' VE 'KARAELMAS PUSUDA'

40 ŞAİRE SORDUM 40 KAPININ TILSIMINI

ADİL OKAY'IN "KAPILAR" FOTOĞRAF SERGİSİ "40 ŞAİR 40 FOTOĞRAF