Siyasi mizah gazetesi: Marko Paşa - Diyar Saraçoğlu

Gölge Adam

Siyasi mizah gazetesi: Marko Paşa - Diyar Saraçoğlu

Siyasi mizah gazetesi: Marko Paşa - Diyar Saraçoğlu arti.gif eksi.gif
  23 Haziran 2011 -  
pixel.gif
“Demokrasinin kökü dışarıda olmasına gönlüm razı olmadı. Kökünü içeriye almaya çalıştım. Şöyle ki: Türkiye Recepkrasi ile idare edilir. “Recepkrat” bir idare vardır. Recepkrasi'nin de aslı Recepos ve kralostan gelir.”


Toplumsal muhalefetin sıklıkla basmakalıp yöntemler arasına sıkıştığı günümüzde, siyasi mizah dediğimizde aklımıza birkaç derginin sadece kapağı ya da üçüncü sayfası geliyor. Oysa 65 yıl önce çıkan “Haftalık Siyasi Mizah Gazetesi: Marko Paşa” bizim yakındığımız sorunların çoğunu aşmış, “Mizah ve muhalefet böyle yapılır!” dedirtecek kadar başarılı olmuştur.

Marko Paşa yolculuğuna 25 Kasım 1946 Pazartesi günü başlamış. Kendisindeki “potansiyeli” gören “büyükler” ilk sayıdan gazetenin dağıtımını engellemeye çalışmışlar. Gazeteleri dağıtacağını söyleyen bayiler gazeteleri almamışlar bile. Bu nedenle altı bin adet basılan ilk sayı elden dağıtılmış. (“Marko Paşa” kim diye sorarsanız. Gazeteye ismini veren Marko Paşa Osmanlı döneminde hekimlik yapmış. Marko Paşa özellikle hastalarını sabırla dinlemesiyle ve onlara bir nevi manevi huzur vermesiyle biliniyormuş.)

Dilerseniz gazetenin çıkış öyküsünü, ilk sayısında yer alan bir yazıyla Marko Paşa'dan dinleyelim.

“Bir mevsimi baharına geldik ki alemini bülbül dertli, havuz dertlii gülistan dertli. Kimden derdimize derman istesek, o bizden daha dertli çıkıyor. Bununla beraber derdini söylemeyen derman bulamazmış. Dertler öyle başımızdan aşkın ki ‘Marko Paşa'dan’ gayrı dinleyecek kimsemiz kalmadı.
Haftalık siyasi mizah gazetesi olarak sunduğumuz ‘Marko Paşa’da okuyucularımız alışılmış olandan ayrı bir mizah bulacaklardır.
Maksadımız sadece gülmek için gülmek değildir. Gülerek düşünmek ve faydalı olmaktır. 'Marko Paşa' bu dileğini en mükemmel şekilde yaptığına kani değildir. Fakat her hafta daha güzel ve mükemmel olmaya gayret edecektir.
”[1]

İlk sayıda “Hurda Muharrirler Satılacak” şeklinde bir ilan da yayınlanıyor. İlan gerçekten ilgi çekici:

Hurda Muharrirler Satılacak
Partimizin gazeteleri veya partimizi tutan gazetelerin satışı sıfıra indiğinden bu gazetelerde çalışan muharrirlerin(yazarların) yalama ve laçka olduğu kanaatine varılmış olduğundan bu hurda muharrirler açık arttırma yoluyla satılacaktır.
Satış toptan veya parça halinde kilo üzerinden yapılacaktır.
Muharrirler her gün, mezkür gazete idarehanelerinde görülebilir. Ve şartnameler, iki buçuk lira mukabilinde, Ankara'dan her zaman alınabilir...
”[1]

Gazete, ilk sayısıyla büyük yankılar uyandırmaya başlamıştır. Öyle ki yankılar meclise kadar uzanmıştır. Marko Paşa'nın ikinci sayısından sonra meclisteki bir oturumda “İstanbul'da değil şu ve bu partiye mensup gazeteler hatta kökü dışarıda Markopaşa bile çıkıyor” denilmiştir.

Sonraki sayılarında da “rahat durmayan” Marko Paşacılar üzerinde mevcut hükümetin baskısı gitgide artmıştır. Aslında hükümet baskı kurmakta çok da haksız sayılmaz. Toplumsal yapıdaki çürümüşlükle, hükümetin yabancı sermaye sevdası ile, ülkenin “saygıdeğer” burjuvazisiyle bu kadar uğraşan bir sesi bir an önce kısmaya çalışmak gayet anlaşılır bir şey!!! Egemenler bir yandan gazetenin yazarlarına (özellikle başyazar Sabahattin Ali) davalar açarken bir yandan da gazete aleyhine mitingler düzenlenmesiyle uğraşmışlar. Davalar, mitingler sürerken Markopaşa basım sayısını altmış binlere çıkarmayı başarmıştır. Bu da daha çok insana ulaşıyor olması, daha çok “rahatsızlık veriyor” olması demektir tabii ki.

5. sayısında, tutuklamaların ardından Marko Paşa şöyle diyor:

Her zaman gazete kapatılmaz, bazan işte böyle gazeteci kapatılır. Eksik olmasınlar, ne kadar çalıştığımızı, yorulduğumuzu gören ve bizi alâka ile adım adım, nefes nefese takip eden büyüklerimiz, kapama yoluyla bizi bir müddet olsun mecburi istirahate tabi tuttular.”[3]

O günlerde Türkiye her zamanki gibi zor günlerden geçiyor. İkinci paylaşım savaşından sonraki dönemde zor koşullar altında yaşayan halka sürekli olarak “Savaşa girmedik, bu halinize şükredin!” direktifleri verilmektedir. Gündemde de sürekli olarak Amerikan yardımları yer alıyor. Mücadelesini antiemperyalist temele oturtan Marko Paşa, bu yardımlara şiddetle karşı çıkıyor, satırlarında bu yardımlar aleyhinde yazılar yazıyordu. Gazetenin 11. sayısında şöyle bir fıkra yer alıyor:

1950 yılında, yine bugünkü gibi lapa lapa kar yağıyordu. Ağustos böceği aç ve perişan, soğuktan tir tir titreyerek, karıncanın pencereleri buğu tutmuş apartmanına yaklaştı. Kapıyı çaldı. Şişman ve göbekli karınca, pencereyi araladı.
Tir tir titreyen ağustos böceği:
-Perişanım bayım, bana bir lokma hürriyet, diye yalvardı.
Şişman karınca, altun dişlerini göstererek sırıttı:
'Ha ha hayy.. bayım, aklın nerede idi? Sen, demokrasi, hürriyet misakı, anayasa diye, bütün yaz, cır cır öterken, gönül eğlendirirken, ben çalışıyordum. 7 Eylül kararları alıyor; idare kongresi, parti divanı topluyordum. Şimdi ambarımda, dünya kadar, çuval çuval hürriyet var ama, onlar yalnız benim malım. Allah versin, haydi aşağı kapuya...
Ağustos böceği Anglosakson komşunun kapısını çaldı. İçerden bir ses duyuldu:
-Who are you? (kimsin)
-Ben hürriyet dilencisi, Ağustos böceği kulunuz.
-I do not know Turkish. (Türkçe bilmem)
-Zavallı Ağustos böceği, merdivenlerden yuvarlandı ve karlara gömüldü.
2950 yılında bu masalı dinleyen minicik Türk çocuğu:
-Zavallı Ağustos böceği diye ağlamaya başladı.
”[1]

Her şeye rağmen 13. sayısında Markopaşa'da ilginç bir “iyi niyet” yazısı yayınlanır:

...Düz taban da değilim ama, nedense, üstümde bir uğursuzluk var. Tan matbaasına girdim, yıkıldı. Karagöz'de çalışırdım, Ankara'ya aldılar. Tan gazetesinde muharrirdim, battı. 'Cumartesi' adlı bir magazin çıkardım, battı. 'Gerçek' gazetesinin sekreteri idim, battı. 'Yeni Dünya'da çalıştım battı. 'Görüşler'de yazı yazdım battı. 'Ses'de yazdım, battı.
Hani kayığa binmeye korkuyorum, batacak diye.
Her insan, dünya yüzünde, elbette müsbet bir iş yapmak ister. Şimdi benim de yeni bir niyetim var. Halk particiler sıkı dursunlar; zira niyetim Halk partisine girmektir. Alimallah, iki aya kalmaz, onu da batırır, hâk ile yeksan ederim.
” [1]

Gazeteye (ve yazarlarına/çizerlerine) olan saldırıların şiddetinin ne dozda arttığını özellikle Sabahattin Ali'nin yazdığı başyazılarda görmek mümkün. Ali 14. sayıda “Lanet Olsun” başlıklı yazısının bir yerinde şöyle diyor:

...Hiçbir fikre inanmadıkları için fikirlere, insanı insan eden duygulara yabancı oldukları için insanlık sevgisine, herhangi bir şeyi bilip öğrenemeyecek kadar beyinsiz ve tembel oldukları için bilgiye ve kitaba düşman olanlara lanet olsun... ”[2]

Gazetenin 16. sayısında gazeteyi basmak için matbaa bulunamaması ve bu nedenle gazetenin teksir makinesiyle tek tek yazılmasının öyküsü “Gütenberg Matbaası” isimli yazıda anlatılıyor.

Dünyaya karşı demokrasi göstermeliğimiz bir Demokrat Partimiz var. Amerikalılardan 150 milyon borç alacak kadar hürriyetimiz var. Ağaçlar bu yıl boy atmadı, otobüste kaba etime kıymık battı, bu nasıl hükümet, diye kokmaz bulaşmaz, tavşan tersi muhalefetleriyle apartman diken muhalif gazetecilerimiz var. Herkes dilediği gibi düşünmekte, düşündüğünü söylemekte serbesttir, diyen Başbakanımız var.
Evet, bütün bu bol hürriyet numaraları, demokrasi varyetesi, muhalefet cambazlığı arasında, şu küçücük mizah gazetesini çıkarmanın imkânı yok.
Markopaşa, meğer ne kadar büyük bir kuvvetmiş. Biz onlardan, onlar bizden korkuyor. Korku, dağları beklermiş, şimdi matbaaları bekliyor. Hiçbir matbaa Markopaşa'yı basmıyor.
Muharrirleri nezaret altına alınır, mahkemeye verilir, tehdit edilir, yer yer aleyhinde nümayişler tertip edilir. Sözümona rekabet maksadıyla sürülerle mizah gazeteleri çıkartılır...
Ey bir cılız kalemden dile gelen hakikat... Sen devleri korkutacak kadar mı korkunçsun?...
”[2]

Gazetenin 18. sayısında dönemin Başbakanı Recep Peker'e gönderme yapan bir yazı var. “Recepkrasi” isimli yazıyı incelemek günümüz açısından da önemli sanırım.

Yalnız ve yalnız dil kurumu, terimce ve uydurca uyduracak değil a.. Bir de biz deneyelim dedik ve şu Demokrasi kelimesinin etimolojik kökeninin araştırdık. Ne çare ki, onun kökü de (Cemil Barlas'ın kulakları çınlasın) dışarıda imiş. Kelimenin aslı, halk manasına Demos ile, idare manasına kralos'tan yapılmış. Sözümona demokrasi demek, halk idaresi demekmiş.

Demokrasinin kökü dışarıda olmasına gönlüm razı olmadı. Kökünü içeriye almaya çalıştım. Şöyle ki: Türkiye Recepkrasi ile idare edilir. “Recepkrat” bir idare vardır. Recepkrasi'nin de aslı Recepos ve kralostan gelir.

Demokrat Parti ise “Celalkrasi” kurmak ve “Celalkratik” kanunlar yapmak istiyor. Bunun için de “Anti-Celalkratik” kanunlarla mücadele ediyor.

Türk dili uydurca kolu başkanı General Makro
”[2]

Yazarlarının ardı ardına tutuklanmasıyla beraber gazetede ister istemez değişikler oluyor. 22.sayısının ardından Marko Paşa kapatılıyor. Bunun üzerine içerik ve biçim olarak Marko Paşa'nın birebir aynısı olan Merhum Paşa çıkıyor. Merhum Paşa'da ancak bir sayı çıkabiliyor. Gazete bu sefer de Malum Paşa olarak çıkmaya başlıyor.

Malumpaşa demişken, gazetenin ikinci sayısında şöyle bir ilan dikkat çekiyor:

Ankara Üniversitesi Rektörlüğünden:
Üniversitemizin muhtelif Fakültelerine siyasi yazı yazmamak, siyasi laf etmemek, siyasi bakmamak, siyasi laf işitmemek ve hiç kitap okumamak şartiyle bir sürü profesör, doçent ve asistan alınacaktır. Taliplerden kanlarının katıksız olduğuna dair Reşat Şemseddin muayene kâğıdı aranır.

Not: Hükümet ve hükümetin iç ve dış icraatı lehinde yazılan her cins ve nevi yazı gayri siyasi sayılır.
”[1]

5 sayı yayınlanan Malum Paşa ise bir provokasyona kurban gidiyor...

Provokasyon: Sahte Marko Paşa
Gazetede çalışan Orhan Erkip, bir akşam gazetedeki yazı, karikatür, basım araçlarını vs alarak gidiyor. Gazetenin tüm haklarının kendisine devredildiğine dair de kurmaca bir belge hazırlıyor. Bunun ardından gazetenin “Sahte”sini çıkarmaya başlıyor.

Mehmet Ergün bu provokasyonu detaylıca ele aldığı kitabında “Sahte” Marko Paşa ile ilgili şöyle diyor:
“ ‘Etki alanını’ daraltarak ‘Gerçek’ Marko Paşa'yı işlevsiz kılmak, giderek de kapanmasını sağlamak amacıyla sahneye konan ‘provokasyonun’ ürünü ve aracı olan ‘Sahte’ Marko Paşa, öncelikle, ‘Gerçek’inin temel görüşlerine karşı/karşıt bir ‘yayın siyasası’ izliyor.” [3]

Sahte Marko Paşa, “Gerçek”te savunulan düşünceleri tartışma gibi bir şey de yapmıyor. Gazete açıkça “Gerçek”e saldırıyor. “Sahte”nin ilk sayısındaki çıkış yazısında bunu görmek gayet mümkün. “İfşa ediyoruz” başlıklı yazıda şöyle diyor:

Vatansızlar, soysuzlar, ne idüğü belirsiz sinsi sinsi; kâh bizlerden gözükerek kâh sureti haktan görünerek çeşitli kılıklara bürünerek memleketi içinden yıkmağa, milli birliği sarsmaya çalışıyorlar.
... Muayyen bir fikirleri, ideolojileri, kanaatleri, içtihatları mı var? ASLA. Gözleri bu tek cihete çevrilmiştir: PARA. Bunlara sosyalist, marksist, veya herhangi sol fikirlere intisap etmiş kimseler nazarile bakmağa bile değmez. Bunlar sadece Kızıl Rusyanın gayelerini tahakkuk ettirmek için kiralanmış kimselerdir...
”[1]

Provokasyon'un ardından “Gerçek” gazete, Markopaşa ve Merhum Paşa isimleriyle yine çıkıyor. Fakat “Paşa”'lı taklitler ve provokasyonun etkisiyle gazete tekrardan isim değiştiriyor. Sabahattin Ali bu günleri, eşine yazdığı mektupta şöyle anlatıyor:

... bu hafta Merhum Paşa çıkmadı, çıkmayacak... İki haftaya kadar Ali Baba'yı çıkaracağım. Çünkü paşalar karıştıkça satış düştü, ziyan etmeğe başladık. Çok sıkıntılı vaziyetteyim. Yarın sana 100 lira göndereceğim. İdare et. Zaten sen, ben söylemeden de idare edersin ya, çünkü benim idareli, sevgili karıcığımsın. Bu fena günlerde yalnız seni ve Filiz'i düşünerek kuvvet buluyorum... ben bazen Mehmet Ali Aybar'larda, bazen Mehmet Ali Cimcozlar'da kalıyorum...”[1]

Bir de Ali Baba'dan bir yazıya göz atalım. Gazetenin üçüncü sayısında “Ayda insan var mı” diye bir yazı yayınlanıyor:

Hikaye bu ya... Hangi millet daha akıllı diye, milletleri imtihan edecek bir heyet kurulmuş. Her milletten rastgele ikişer adam seçip, imtihan heyeti huzuruna çıkarmışlar. Evvela imtihana giren Almanlara sormuşlar:
-Ayda insan var mı, yok mu?
-Katiyen yoktur.
-Neden?
Eğer ayda insan olsa idi, istilâ ederdik.
İngilizlere sormuşlar.
-Ayda insan var mı?
-Katiyen yoktur.
-Neden?
-Eğer Ayda insan olsa idi, bizim müstemlekemiz(sömürgemiz) olurdu.
Sıra Amerikalılara gelmiş. Onlar da:
-Ayda insan yoktur. Eğer olsa idi orada pazar kurardık, çürük malı satardık, atom patladırdık diye cevap vermişler.
Yunanlılara sormuşlar, onlar da:
-Hayır yoktur. Eğer olsaydı, borç para isterdik, demişler.
En nihayet bizim Halk Partililere sıra gelmiş, bizim akıllılara sormuşlar:
-Ayda insan var mı?
-Katiyen yoktur.
-Neden?
-Eğer insan olsaydı, sıkıyönetim ilan ederdik.


Gazetenin mutfağında Sabahattin Ali ve Aziz Nesin başta olmak üzere Haluk Yetiş, Mustafa Uykusuz ve Rıfat Ilgaz emeği geçenler arasında yer alıyor. Gazetede “ciddi” yazıları yazması nedeniyle Sabahattin Ali'nin yeri ayrı kuşkusuz. Bu arada gazetede yazılan yazılardan bahsetmişken karikatürleri de atlamayalım. Gazetede yer alan karikatürleri Mustafa Uykusuz çiziyor. (Gazetenin özgün sayıları elimde olmadığı için karikatürleri gösteremiyorum maalesef.) (Karikatürlerini “Mim Uykusuz” diye imzalıyor.) Onun karikatürleri de temel olarak demokrasi, yabancı sermaye, bağımsızlık temalarını içeriyor.

Markopaşa neden önemli?
Peki Markopaşa'yı önemli kılan neydi? Gazetenin başyazarı neden bir cinayete kurban gitmişti?

Gazete ikinci paylaşım savaşının hemen sonrasında çıkmaya başlıyor. (İnsanlar ekmekleri bile karnelerle alır duruma geldiği zamanlar.) Ülke savaşa girmemiş fakat halk adeta savaşa girmekten beter edilmiş. Ülkenin “refah”a kavuşabilmesinin yolunun dış yardım olduğunu düşünen mevcut iktidar halkın mevcut durumunu bahane göstererek sürekli bunun propagandasını yapıyor. Hal böyle olunca bu konuda aykırı düşünen Marko Paşa gibileri “Kızıl Ajan”, “Vatan Haini” ilan ediliyor.

Unutmadan ülkede bir de sözüm ona “demokrasi rüzgârı” esiyor. Gerçekte ise birçok parti, yayın organı kapatılmış, (özellikle sosyalist partiler) üyeleri veya çalışanları sürülmüş ya da tutuklanmış vaziyette. (Markopaşa'dan önce Esat Adillerin Gerçek gazetesi de benzer bir şekilde kapatılmış hatta.)

Marko Paşa böyle bir süreçte doğuyor. Söylenmeyen gerçekleri söylemeyi kendine amaç ediniyor.

Mehmet Ergün'ün de belirttiği gibi “Sabahattin Ali Marko Paşa'daki yazılarında, sosyalizmi hedef olarak gözeten bir tutum sergilemiyor. Üretim ilişkilerinin dönüştürülmesi konusunda söz almıyor.”[3] Gazete daha çok bağımsızlık, hürriyet, demokrasi, yabancı sermaye konularını işliyor, hükümetin icraatlarını “muzip” bir dille eleştiriyor.

O dönemde gündemde olan “çok partili hayat” da Marko Paşa'dan nasibini alıyor. Gazete muhalefetini sadece mevcut iktidara yapmıyor. Dönemin “alternatif partisi” Demokrat Parti de gazetenin dilinden kurtulamıyor...

Marko Paşa o güne kadar yapılamayanı başarıyor. İnsanlara ulaşma noktasında yaşanan tüm sorunları aşıyor. Üstelik “doğru bildiğini” söylemekten de çekinmeyerek yapıyor bunu. Ve her zamanki gibi doğru söyleyeni dokuz köyden kovmaya çalışıyorlar.

Gazetenin hikâyesinin sonuna bir de kan bulaşıyor. Gazetenin başyazarı Sabahattin Ali (hala tam olarak aydınlatılamayan bir şekilde) 2 Nisan 1948'de öldürülüyor.

Son olarak Nazım Hikmet'in, “Mücahit ve Muharrir Sabahattin Ali” başlıklı yazısında, Marko Paşa ve Sabahattin Ali ile ilgili söylediklerine kulak vererek yazıyı noktalandıralım.

İkinci Dünya Harbi biter bitmez Sabahattin Âli, ‘Marko Paşa’ gazetesini çıkarmaya başladı. Bu bir siyasi mizah gazeteydi. Türk mizahı o zamana kadar böyle bir gazete görmemişti. ‘Marko Paşa’ emperyalizm aleyhinde yazıyor, Türk burjuvazisi ve burjuva partileriyle öldüresiye alay ediyordu. Gazete haftada iki defa çıkıyordu ve tirajı 150 bini bulmuştu. Böyle büyük bir tiraj Türkiye’de henüz görülmemişti. Hükümet, çok geçmeden gazeteyi ve yazarlarını mahkemeye verdi. Basımevlerine gazeteyi basmamaları için polis tarafından emir verildi. Fakat gazete, bazen hektografta basılarak, bazen de başka isimler altında olarak çıkmaya devam etti. ‘Marko Paşa’nın demokrasi, millî bağımsızlık ve barış uğrunda ve emperyalizm aleyhinde yürütülen mücadeledeki rolü çok önemlidir. Sabahattin’i birkaç defa hapse attılar. Buna rağmen mücadelesinden vazgeçmedi. O zamanki iç ve dış durum öyleydi ki, mürteci idareciler ‘Marko Paşa’ gazetesini doğrudan doğruya tasfiye etmeye cesaret edemediler. İrtica için, gazeteyi durdurmanın bir tek çaresi vardı: Herhangi bir provokasyon yardımıyla gazete sahibini yok etmek, yani Sabahattin Âli’yi öldürmek! Öyle de yaptılar. Türkiye gizli polisi, kiralanmış ajanlarından birinin eliyle, Sabahattin Âli’yi bir ormanda öldürdü.

NOT: Marko Paşa'nın (ve devamında çıkan gazetelerin) çıkış serüvenini ikiye ayırmak gerekiyor. İlk dönem Sabahattin Ali'nin başyazar olduğu dönemdir. İkinci dönem ise Sabahattin Ali'nin öldürülmesinden sonra Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'ın gazeteyi çıkarmaya devam ettiği dönemdir. Yazıda bahsi geçenler gazetenin birinci dönemi ile ilgilidir.

Kaynaklar:

1- “Markopaşa Gerçeği”, Cüneyt Saydur, Çınar Yayınları
2- “Markopaşa Yazıları ve Ötekiler”, Sabahattin Ali, Derleyen Hikmet Altınkaynak, YKY
3- “Sahte Marko Paşa”, Mehmet Ergün, Papirüs Yayınları

22 Haziran 2011, İzmir

* Diyar Saraçoğlu
Halk Sanat
www.halksanat.org
28.06.2011 (Gölge Adam)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

FİDAN VE İSTİFA... KAPTAN Yazdı

YAŞASIN CUMHURİYET/ ARZU KÖK yazdı

Dinle Kalkınmış, Devrimle Geri Kalmış Ülke Gösteremezsiniz!

Sürdürülebilir Mali Politikalarla Sürdürülemeyen Emeklilik Mahinur Şahbaz

SONRA YAPILACAK TEK ŞEY VAR

Babam/...Arzu Kök

Tahir Canan'dan Yediği yemeğin parası isteniyor...

23 Nisan / ARZU KÖK

ÇÖLDE OLUŞTURULAN VAHALAR / ARZU KÖK

TARİHE DÜŞEN KARA BİR LEKE...PROF.DR.LEVENT SEÇER

SAVAŞA VE SAVAŞLARA HAYIR/ Şenol Eker

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.../ Arzu Kök

TGB ve Sorumluluk...

TGB'liler Sizler Hainsiniz...

Fıkra Selah Hoca'dan Yorum Benden...

Bizim Varak Size Küçük Gelmiş Olabilir Mi?

Gaziantepspor ve İbrahim Kızıl ve de Ata Aksu..

Prensip Sahibi Yaşar Ağyüz !

98 Trilyonluk ihale...

Sizin hiçbir suçunuz yok küçük hanımlar/SUHAM ELMAS- BAHREYN

24 OCAK EKONOMİK KARARLARI -2 / Erkan Türüdü

24 OCAK EKONOMİK KARARLARI-1 / Erkan Türüdü

24 OCAK KARARLARI /Hasan Mahmut Devrez

İSHAK KONYA'YA..

Cehaletin Sesi Aklı Susturuyor.../ Arzu KÖK

Son pişmanlık!

İşte Yılın Fıkrası..

BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...)

ERKEK EGEMEN POLİTİKALAR VE TECAVÜZ.../ Arzu KÖK

YAŞASIN CUMHURİYET / Arzu KÖK

ÇARESİZLİĞİN RESMİ YAPILABİLİR Mİ?.../ ARZU KÖK

Issız ada Lütfen okuyun.!!!!!!!!!!!!!!!‏

Kim kaleme aldıysa eline yüreğine sağlık...‏

EKİM AYINDA İDAM EDİLEN YOLDAŞLARIMIZA,

ŞİVEYDİZ/.. Ahmet AYAZ Yazdı..

BATAN GEMİ VE BİREYLER /Arzu Kök

12 EYLÜL DARBE SÜRECİNİ KISACA HATIRLASAK…/Fatih Aydın

bugün oniki eylül...‏/selah özakın

YOK EDİLMİŞ ZENGİNLİKLERİMİZ…/Fatih Aydın

"İKONCAN" lar'dan KUAFÖR' lük Stil'leri / Ali YATKIN

M. Ali DIYARBAKIRLIOGLU..Ressam... Arkadaşlarım

Kayserilinin Biri/ Ali Kıroğlu

ÇOK ÖNEMLİ OKUYUN-OKUYUN-BİR DAHA OKUYUN.......

KANDİL TOPRAKLAMA MI?

SOMALİ ÇIKARTMASI, PARDON SHOW’U../Fatih Aydın

MİHRİ Belli

FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR! /Levent Turhan

MEMLEKET’DEKİ OYUN HAVALARI -AŞIRI SICAKLARDA DOST MECLİSLERİ/ ALİ YAT

SOPALI TÜRKLER KİMİN KAHRAMANI ?

DÜNYEVİLEŞ ME

Fatih Aydın / DEMOKRATİKLEŞİYOR MUYUZ?

Acil Haber

Bu Yazı Canınızı Sıkabilir

GAZİANTEP TÜRKİYENİN 6 NCI BÜYÜK ŞEHRİ DENİLİYOR,/‏Mustafa Kurtbey

Mısır Devrimi Devam Ediyor / Ergin Yıldızoğlu

Antep Erkekleri Ne İstiyor Biliyor musunuz?

BATAKLIĞIN ADI SPOR OLURSA…/ Fatih Aydın

ESNAF lardan - ARŞİV ler / Ali YATKIN

yüzde ellinin sırrı?

CAN ATAKLININ YAZISI.. DORT GÜN İÇİNDE SADECE 11 KİŞİYE YOLLAYIN‏

BİLGİSAYAR TERİMLERİNİN OSMANLICA MEALLERİ...‏

İcradan yazı gelirse ne yapılmalı‏

Balıklar ve İnsanlar

BİZ MASUMUZ

Bugün Yazı Yok

SEÇİM-LER VE SONRA-LAR / Ali Yatkın

Aday Ama Hücrede/ Orhan Bursalı. Cumhuriyet Gazetesi

Hoca Kendini Helak Edecek

ELDEN ÖDEME!

Halit Çelenk’e

Yılın Fıkrası

Hangi Hastayı Ameliyat Etmek Daha Kolay ?

“TORBA” landık “ÇUVALLADIK”/Ali YATKIN

Harika Bir Yazı

ÇOCUKLUĞUMUZDA...

EKONOMİK BÜYÜME KANDIRMACASI

RÜZGAR GİBİ GEÇTİ / ALİ Yatkın

68 Kuşağının Anlatılmayan Öyküsü‏

Yetenekli Çocuk !

"DİPLOMA KUAFÖRLER'İ" / Ali Yatkın

AKARYAKITTA NASIL KAZIKLANIYORUZ?/ Mustafa Kızıklı

İLK BATILILAŞMA KAHRAMANIMIZ: II. MAHMUT/ Hasan TÜLÜCEOĞLU

"Gülmesini bilmeyen dükkan açmasın!"

14 Ocak Cephesi kuruluş bildirgesi - Tunus

"PARA PARA PARA"/ Ali YATKIN

İDEAL ERKEK NASIL BİRİ

"YENİ YIL" ve "TAKVİM YAPRAKLARI" / Ali YATKIN

MİLLETİN VE DEVLETİN BEKAASI İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ /Mustafa KIZIKLI

EŞEĞİNE GÜCÜ YETMEYEN SEMERİNİ DÖVERMİŞ/Mustafa KIZIKLI

Başbakan Bunları Söylemedim Diyebiliyor Mu?/Burhan ÖZBEY

ÇOK DİLLİ SENFONİ /Hasan TÜLÜCEOĞLU

Yolsuzluk iddiaları ve “suskunluk!” /BURHAN ÖZBEY

İki dil mi? İkincisi Laz’ca, Çerkez’ce, Gürcü’ce yoksa Boşnak&

Kılıçdaroğlu ve Batum bunu bize nasıl açıklayacaklar?/BURHAN ÖZBEY

YUMURTAYI HANGİ UCUNDAN ATMALI? /Hasan TÜLÜCEOĞLU

Sosyal patlamanın ayak sesleri /BURHAN ÖZBEY

" O tokat"/ Burhan Özbey

“Utanç yılları”nın acı tablosu /BURHAN ÖZBEY

Beyaz Ayı

Sömürgen ülke yönetimlerinde "dini hassasiyet avcıları!"/ Burhan Özbey

Esaret cesaretsizlikle gelir.../BURHAN ÖZBEY

"3M rüşveti"nin soruşturması ne oldu? Takipçiyiz.../ Burhan Özbey

Papazın Papaganı!..

Tam Aziz Nesinlik....Fıkra gibi ya....!

POLAT’IN SECDESİ /Hasan TÜLÜCEOĞLU

"décapiter" ne demek?‏

TÜRBANA SERBESTLİK GELİR Mİ? /Hasan TÜLÜCEOĞLU

EĞİTİMDE DEĞİŞMEYEN-Hasan TÜLÜCEOĞLU

Kuaförler- Nişantaşlılar- Ali Yatkın

EZANIN TÜRKÇE OKUNMASININ ÖYKÜSÜ

Sezen Aksu'ya Açık Mektup

82 ANAYASASININ KALICILIĞI-Hasan TÜLÜCEOĞLU

HALA EVET DEMEK İSTEYENLER İYİ OKUYUP DÜŞÜNSÜNLER

SULTAN ABDULAZİZ’İN MENDERES BENZERLİĞİ- Hasan Tülüceoğlu

CENNETLİK

Neden Hayır? Celal Topkan- Adıyaman Eski Milletvekili

Biraz da Gülelim

KUŞATILAN ÇEVREMİZ

Yandaşlar nasıl ve niçin vergi kaçırır ?

LAYIGLIG NEDİR?

AZİZ NESİN’İN DEDİĞİ DOĞRU DEĞİLSE! Hasan TÜLÜCEOĞLU

ANAYASA PAKETİ KÖŞESİZ VE DÜZ…

MUCİZE BESİNLER

Araplarda Kadını Adı!..

ASIL FAKTÖR KÜRT HALKI Hasan TÜLÜCEOĞLU

Bu Fıkrayı Yalnızca Türkler Anlar!

GEMİ’DEN EKSEN’E, İŞMAM ANAYASA MAHKEMESİNDE-Hasan TÜLÜCEOĞLU

MAĞDUR PERİNÇEK’İN HAKKINA SAHİP ÇIKMAM, MAĞRUR ERDOĞAN’I ELEŞTİRMEM

SINIF İLE ETNİSİTE: GERÇEKTEN BAĞDAŞMAZ MI?

Kanserin Ölümü( Mutlaka Okuyun)

Öyleyse Çankaya Kimin Taşeronu?

Milli Piyango !...

İnsan Olmak

İnternete Düşenler !...

O GEMİDE ASLINDA KİMLER VARDI?

AYNI TEZGAH-- AYNI EKİP--YENİ AK-TİVİSTLER:

Maillere Bakmak !

Hapı yuttun oğlum....

YENİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEDİKLERİ BU

*HAZIRCEVAP...*

Ölmeyen Deniz'den

Ali Yatkın'dan Mektup Var

Fıkra..Superrr

KADIN KAMYON ŞÖFÖRÜ OLURSA

Siz Potomyayı bilir misiniz?

Ali Yatkın'dan Mektup Var...

Hesap Ortada

''YAKIŞIR OĞLUMUZA''

Öbür Dünyada Maliye Var mı?

Zamane Tıp Fakültesi

Ali Yatkın'dan Mektup Var

*HAZIRCEVAP...*

Ali Yatkın'dan Mektup Var...

Unutmayın ..Bu yalnızca bir Fıkra

TEMEL FBI MÜLAKATINDA !

Mümkünse Okuyun

NEOLİBERAL BELEDİYECİLİK SOYGUNCULUKTUR…

DEVLET BALONLARIMI GERİ VER

Temel ile Fadime

Ali Yatkın'dan Mektup Var

Kızılderililer !

ÖĞRETMEK, SEVMEKLE BAŞLAR

RAHMET OKUMAK......

SOL ne Demek SAĞ ne Demek ?

ZEKİ KADINLARA SAYGILARIMLA……..

Banu Avar'dan Çağrı...

Ağzına sağlık Gülse Birsel...

Eğer Birgün Müdür Olursanız !

Biraz da Gülelim

Hayatın bize 45 dersi‏

Pakize Suda'ya Teşekkürler

MUTHiS BiR ZAHiDE UCAR YAZISI HEMEN OKUYUNUZ

Tüm erkeklere sevgilerimle...‏

TAYYİP ERDOĞAN’A GÜVENDİM ,O BENİM HIYARLIĞIM

TECAVÜZ

BUGÜN YAZI YOK

Önemlidir

AMERİKAN SÜT TOZU

Ali Yatkın'dan Mektup Var

Hayat kurtaran teknikler

Savaş Süzal Amerika'dan Bildiriyor

Bu yazıyı yazan "yürekli" gazeteci hanımı kutluyorum..‏

antepli pambık prenses ve yeddi gudduklar süper ya çok güldüm‏

Kürt sorunu...‏

Haceli’ye acil mektup

Tayyip'in Saati !

TANRI NE MÜHENDİSİ ?

Kalıplaşmış kafalara bunu anlatmak kolay değil.

*Dünya Rakı Günü **

İşte Biz Böyle Yaparız !

Evlilik Nedir ?

Arkadaş Önemli

ALİ YATKIN DOMUZ GRİBİ HAKKINDA YAZI‏

Güler Zere'yi öldürüyorlar

Erzurumlular liyahh..‏

1 KASIM 2009 GÜNÜ SABİT TELEFONLARI SUSTURUYORUZ.

Avusturalya ya mı gitsek ne!!!!!!!!!!

Yeni Evli Çift !

Benim HAKKIMI kim yiyorsa Haram Zıkkım olsun...

ÖNEMLİ BİLGİ... LÜTFEN OKUYUNUZ

Ve kavga böyle başladı...

Biyoloji Sınavı !

İŞBİRLİKÇİLER

Markete gittiniz.

Mafya, Küresel kapitalizm ve Devlet

Günaydınnnn‏....

ONLAR YASAKLIYOR... BİZ YÜRÜYECEĞİZ...

Ne güzel cahildik(!).

Antepli ve Sigara Yasağı !...

Bildirmece

İki Resim Arasındaki Farka Yanıt !

LÜTFEN OKUYUNUZ ..... ( Çok önemli )

MİLLETVEKILLERIMIZ KPSS'YE GIRSIN

YOK BÖYLE BİR TEMEL FIKRASI ::))))‏

KEZBAN SENDEN SONRA NE OROSPULAR TÜREDİ'Kİ!!!

KÜRESEL VAMPİR

**Bir sürpriz, ister inan ister inanma***

Ata Sözlerindeki Tezatlar

Liberalizm, Kapitalizm ve Sol

BU RAKAMLARA DİKKAT!!!!

AÇILIMIN ARKASINDA NE VAR?

Kocanın Has'ı Sarhoşken Belli Olur..

S a d a k a t..... ( ! ) :-))))

ÖNEMLİ........

“Musa’lı Faizli Forex, İsa’lı Sezar Forex’i ve İslami Fa

Vahbi Koç'tan Anlamlı Bir Nasihat

En Derin Çingeneyim…

İki resim iki seçenek ( Doğu Perinçek )

Sigara Yasağı Faşizmdir

İşkencecilerin yargılandığı bir ülke istiyoruz!

Dincileşme, reklam, ticaret... hepsi bir arada

Gericilik Ergenekon'la sıvanır mı?

OHH BEEE....NE MUTLU BİZEEE

İBRET ALINACAK BİR HİKAYE, ZOR BİR SINAV

FALCI

HİTİT DUASI

Su Nasıl İçilmeli?

ERTUĞRUL ÖZKÖK'E YANIT : "BORÇLUSUN!"

Yeni 68'li

Başbakan'a Hindistan'da Ne Verdiler?

VEEE, SAKIN ÇIĞLIK ATMAYIN !

ZEYTİNİN TERİ

İşçinin Parasıyla Sömürü Nasıl Artırılır?

BELKİ OKUDUNUZ AMA BİR DAHA OKUYUNUZ..

Yav Bırak Mustafa Abi Yaa!?

Türkiye'de İnternet siteleri paralı olur mu?

Aşk Antepfıstığı mıdır?

Pezevengin asıl anlamı !

İhanet Fuarı: Gaziantep’ten Antep’e giden yol...

Fıkralar !

KENTİN SESİ - Gaziantep Yazıları

Atatürk Döneminde Torpil Nasıl Yapılır ?

Dikkatli Okumanızı Öneriyorum

Kentin Sesi- Gaziantep Yazıları

ANTEPLİ Bir Kebapçının Reklam Broşüründen Harfi Harfine Alınmıştır

YAZIK OLDU VALİLİK MAKAMINA

Ömür Dediğin

Süperrrr...

ÖPÜCÜK HESABI

Yeter ki Emret '

Kadındır Dikkat !

*SADRAZAM*

Babası Öldü

Can Yücel Efsaneleri

Soykırım yapmadık, vatan savunduk.. özür dilemiyoruz...

erkek beyni pahalı :)

ATATÜRKÜN YAVERİNDEN BİR ANI KESİNLİKLE OKUYUN!....

ÜMRANİYE bOMBALARI

Nasıl Ölmek İstersiniz?

İş görüşmesi

DİLE BENDEN NE DİLERSEN !..

TÜRK CEHENNEMİ

İŞTE ERGENEKON SAVCISI

İmam ve Tanrı ...

Edison Cennete Gider mi? Ve Cansız Hoca

Bizim Temel Hacca Gitmiş !..

İçimizdeki Tehlike