Müebbet hapse mahkum kadın :Resmiye Vatansever

Adil OKAY

Müebbet hapse mahkum kadın :Resmiye Vatansever

Merhaba

Resmiye Vatansever adlı müebbed hapse mahkum edilen tutsağın "yayın yasağı" hakkında yeni gelen mektubunu ve fotoğrafını paylaşıyorum. dostlukla


http://gorulmustur.org/icerik/muebbet-hapse-mahkum-edilen-kadin-tutsak-yayin-yasagini-yazdi


“Bugünlerde devrimci basının bizlere ulaşmasını engellemeye yönelik yeni bir saldırıyla daha karşı karşıyayız. Tüm bunlar faşist sistemin karakterine gayet uygundur. Ama devrimci tutsaklar da en az Sisiphos kadar inatçıdırlar. Her hak gaspını bir şekilde geri püskürtürler. Ve süreç yeniden başlar. Zindanlar yıkılana kadar da bunun böyle olması kaçınılmazdır. Kalıcı kazanım yokmuş gibi görünen bu döngü aslında tecrit-tretman sisteminin yenilgisinin ilanıdır.” resmiye vatansever




24.11.2014



Merhaba Sevgili Adil Okay

Seni ve dışarıdaki tüm dostları selamlıyor, yolunuzun daima açık ve aydınlık olmasını diliyorum.

Bizler bugünlerde tüm varlığımızla Kobane’de, Şengal’de, Filistin’de,Ermenek’te ve zulmün karşısına direnişle çıkılan her yerdeyiz. Zindanlarda olmamıza rağmen yüreğimizle bilincimizle dışarıdaki mücadeleye katılabilmemiz bizlere ulaşan kitaplar, dergiler, gazeteler sayesindedir. Ama bugünlerde devrimci basının bizlere ulaşmasını engellemeye yönelik yeni bir saldırıyla daha karşı karşıyayız.

Kitap, dergi, gazetelerin engellenmesi tecrit-tretman uygulamalarının en önemli ayaklarındandır. Tecrit uzmanları iyi bilir ki, hücrelerde devrimci tutsağı örgütlü yaşamla politik bilinçle buluşturan bu bilinci geliştiren besleyen en temel şey araştırma-inceleme çalışmaları ve yazılardır. Bu yüzden de her fırsatta bunlara dönük saldırılar yapılır.

Hapishanelerde hak kazanma mücadeleleri Sisiphos’un dağın tepesine her çıktığında geri yuvarlanan kayası misali yürür. Kazanımlar geçici, direniş ise bakidir. Tüm bunlar faşist sistemin karakterine gayet uygundur. Ama devrimci tutsaklar da en az Sisiphos kadar inatçıdırlar. Her hak gaspını bir şekilde geri püskürtürler. Ve süreç yeniden başlar. Zindanlar yıkılana kadar da bunun böyle olması kaçınılmazdır. Kalıcı kazanım yokmuş gibi görünen bu döngü aslında tecrit-tretman sisteminin yenilgisinin ilanıdır.

Bazen bu yenilgilerini resmi kayıtlarında bile itiraf ederler. Bugünlerde karşı karşıya kaldığımız saldırı da aynen böyle iki yönlüdür.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü hapishane idarelerine gönderdiği 10.11.2014 tarih ve 77204178.207.99/10045/172.740 sayılı emri ile tutsakların gazete ve dergileri para ile satın alması şartını getirdi. Kanuni dayanak ise Ceza İnfaz Kanunu’nun (CİK) 62. maddesinin 1. bendi 2005’te yürürlüğe giren CİK tecrit içinde tecrit, ceza içinde ceza sistemine yasal dayanak teşkil etmesi ile meşhurdur. CİK’e dayanılarak yapılan saldırılar devletin mahkemelerince de yasal kabul ediliyor. CİK 62/1’de özünde devrimci basının hapishanelere girmesinin engellenmesi amacını taşıyor. Hiçbir geliri olmayan tutsakların dergi ve gazeteleri satın almasının neredeyse imkansız olduğunu iyi biliyorlar. Bu, devrimci mücadeleye dönük topyekün saldırının hapishanelerdeki uygulamalarından birisidir.

10.11.2014 tarihli yazıda da açıkça ifade edildiği gibi, bu onların çözümsüzlüğünün de bir kanıtıdır. Hapishane idarelerine gönderilmiş olan bu yazıda kısaca şunlar geçmektedir.

Siyasi tutsakların devrimci basın vasıtası ile dışarıdan haber aldıkları, bu şekilde örgütle iletişimi sürdürdükleri, bu iletişimden dolayı da örgütten kopmalarında azalma gözlemlendiği ifade ediliyor. Tredmancıların kendileri ile ilgili yaptıkları bu muhasebeye göre devrimci tutsakların örgütlü kolektif yaşamdan kopuşları azalmış durumda.

Mimari yapıdaki yüksek izolasyona, ömür boyu verilen hapis”ceza”larına, tecrit içinde tecrit-ceza içinde ceza uygulamalarına, tutsakların devrimci bilincini karartıp iradelerini parçalamak için uğraşan psikoloğ kadrolarına, tedavi haklarının engellenmesine, hücrelerin içine kadar sokulmak istenen kameralara, uzman işkenceci kadrolarına rağmen devrimci irade karşısında bir kez daha aciz durumdalar. Bizleri bu kez de ekonomik olarak zorlamaya kalkışıyor.

Bizlerin dışarıdan haber alma kaynaklarımızın en başında dergiler, gazeteler geliyor. Düzenli olarak takip ettiğimiz devrimci basın dışında birçok gazete ve dergi de var. Bu yayınların tamamı bizlere bağış yada protokol olarak geliyor. Eğer para ile alma dayatmasını kaldıramazsak bu yayınların büyük bir kısmını takip etmekten vazgeçeceğiz. Hatta parayla takip etmek istediğimiz yayınlar olsa bile bunlara da ulaşamayacağız. Büyük dağıtım şirketlerinin yüksek ücretlerinden dolayı devrimci yayınevleri bu şirketlerle çalışmıyor. Dolayısıyla da devrimci basının ülkede yaygın dağıtımı ve her bayide bulunması söz konusu değil. Her bayide bulunan gazete ve dergiler büyük medya tekellerinin yayınları. Yani biz tutsaklar ücretini ödesek bile devrimci basına ulaşamayabiliriz. Uzun uğraşlar sonucu ulaşabildiğimiz yayınlar olursa da bunlar muhtemelen güncelliğini yitirmiş olacak. Tek çözüm yayınların eskisi gibi bağış ve protokol şeklinde gelmeye devam etmesi. Bunun için hukuki ve demokratik yollardan mücadeleler yürüteceğiz. Ya CİK 62/1 kaldırılacak ya da bu maddenin uygulanmasında vazgeçilecek.

Kısacası biz devrimci tutsaklar devrimci basının hapishanelere girmesini engellemeye yönelik bu ambargoyu aşacağız. Dün olduğu gibi bugünde kesintisiz direnişimizi sürdüreceğiz.

Ankara Kadın Kapalı Hapishanesi’nin açıldığı 2006 yılından bu yana zaten kesintisiz olarak sürdürdüğümüz kitap ve dergi engellemelerine yönelik mücadelemizden kısaca bahsetmek isterim. Hapishane ilk açıldığında hücrelere sadece 5 tane kitap alabiliyorduk. Kitap iade etmeksizin başka kitapları alamıyorduk. Yanımızda bulunan gazete ve dergilerin sayıları biraz daha fazla görüldüğünde zorla geri alınıyordu. Bu engellerin kaldırılması beş-altı aylık mücadelemiz ile mümkün oldu. Şimdi hücrelere sınırsız sayıda kitap ve dergi alabiliyoruz. Bugünlerde yanımızda bulunan “fazla” kitapları (kitabın fazlası ne demek oluyorsa!?) da almayı denediler. Şimdilik bunu engelledik. Daha büyük saldırılarla da geleceklerdir ve biz kitaplarımızı vermeyeceğiz. Çünkü onlar bizim ekmeğimiz suyumuz ışığımız.

Araştırma-inceleme çalışmalarımız, kitaplarımız, dergilerimiz zindanlarda bile tek olmamamızı sağlayan en önemli araçlar. Örgütlü politik yaşamımızın can damarları. Kendimizi dışarıdaki kavganın içinde var edilmeyi onlar sayesinde başarabiliyoruz. Tam da dedikleri gibi. Devrimci basın bizleri besliyor. Ve devrimci basın çalışanlarının yaptıkları iş o kadar kutsa ve sarsıcı ki, bizlere güç verirken onların mezarını kazıyor. Devrimci gazetecilerde faşizmin hedef tahtasındalar. Mesela Suzan Sezgin gibi yoldaşlarımız tutsak edilmekle kalmıyor, tedavileri engellenerek katlediliyor. Kobane’de Deniz Fırat devrimci gazetecilik yaptığı için kurşunların ilk hedefi oluyor. Azadiya Welat dağıtımcısı Kadri Bağdu bu yüzden katlediliyor.

Devletin dışarıda içeride devrimci iradeye yönelik saldırılarının hepsi aynı amaca yöneliktir. Gazete ve dergileri parayla satın almamızın dayatmaları da bu şekildedir. Bizler bu saldırıları kabul etmeyeceğiz. Devrimci iradenin teslim alınmazlığını ve devrimci basının engellenemeyeceğini bir kez daha göstermekte kararlıyız.

Sizlerin de bizim dışarıdaki sesimiz olacağınızı biliyoruz.

Başarılarınızın devamını diliyor, hepinizi kucaklıyoruz.



Resmiye Vatansever



Ankara Kadın Kapalı Hapishane

Sincan




3.12.2014 (Adil OKAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

DÜNYA YANIYOR… PEKİ KİM NASIL SÖNDÜRECEK !?

Mersin gümüşkum tabiat parkında ölüm makinesi

30-yildir-cocuklarini-arayan-mektup-arkadasim-mehmet-gok-tarsus-hapishanesinde-hayatini-kaybetti

SİYASİ İKTİDARLA SERMAYE SINIFI SANATA DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR

Sanat cesaret ister...

“ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*

"TUTSAKLARIN DÜŞLERINI GÖRÜNÜR KILMAK... "

İçeriden Dışarıya Fotoğraf TUTSAKLARIN DÜŞLERİNİ GÖRÜNÜR KILMAK

Hapishanede yasaklanan romanım hakkında

Hapishaneden gelen kitap tanıtımı

Bir bebeğin tutsak babasını anlattığı yazı: BABAMA KAVUŞMANIN DİĞER ADI PERŞEMBE

Evrim Konak yazdı : Gebze Kadın hapishanesinde İşkenceye uğruyoruz!

Yazar Adil Okay'ın yasal kitabı Gaziantep Hapishanesinde yasaklandı

AÇLIK GREVLERİ VE NE YAPMALI

Politikada "Kiç", Ekranlarda "Kiç", Aşk'ta "Kiç"*

DEVLET AKLI KÖTÜLÜK ÜRETİYOR*

hapishaneden gelen bu feryada kulak veriniz

YENİ AÇILACAK CEZAEVLERİ VE MAHPUSLARA DAYATILAN MODERN KÖLELİK*

"SINIRLAR, TOPRAĞIN YARA İZLERİDİR".

John Berger'i uğurlarken

YAZIK ÇOK YAZIK

"NE ALLAH NE HUKUK KORKUSU VAR. BİZE KALAN DİRENMEK ELBETTE. "

Eylül’e Çirkinleme…

VEDAT TÜRKALİ'NİN EVİNDE GEÇİRDİĞİM 3 GÜN ve "SEVDALINIZ KOMÜNİSTTİ"

ASLI ERDOĞAN, İNAN KIZILKAYA VE ZANA KAYA İLK DEĞİLLERDİ...

NE MİNARE GÖLGESİ NE POSTAL SESİ... AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE...

WERNİCKE KORSAKOFFLULAR'LA GEÇİRDİĞİM BİR HAFTA...

SOYKIRIMIN TANINMASI VE ÖZÜR MESELESİNDE DOĞRU TAVIR NEDİR

İNKÂR YA DA KÖTÜLÜĞÜN ABADI

MİNE KIRIKKANAT BU KADAR GERİCİ VE BU KADAR CAHİL MİYDİ?

LAİKLİK... AKP'NİN AMACI NE Kİ... NE YAPMALI..

'KELAM' ve 'SUSKUNLUK' HAKKINDA DEĞİNİLER*

Müebbetlik Tutsak Zeynep Avcı'dan mektup var

Ganime Gülmez'in yeni kitabım ' hapishanelere esinti yollayalım' için yazdığı makale

HAPİSHANELERE ESİNTİ YOLLAMAK

T.C. KİMLİĞİ İŞKENCE TECAVÜZ VE ONUR!..

KUŞLAR BİLE TEDİRGİNKEN

HAPİSHANELERDE BASKILAR NEDEN ARTIYOR

ANKARA KANA BOYANDI DEVLET KAYBOLDU

DEFNE NEDEN İNTİHAR ETTİ? ( 8 MART İÇİN)

DUVARIN İKİ YANINDA FOTOĞRAFLA EDEBİYATIN BULUŞMASI

CUMHURBAŞKANI BENİ - BİZİ HEDEF GÖSTERMİŞ

Hapishanelere Esinti Yollayalım

SİBEL ÖZBUDUN'A SELAM

MİCHEL TOURNİER VE TAHSİN YÜCEL'İ KAYBETTİK

BU GÜN KARNE GÜNÜYMÜŞ

DİHA'nın benimle yaptığı söyleşi

AÇLIK GREVİNE KATILIYORUM...

BEN DE HASTA TUTSAKTIM BİR ZAMANLAR

batıdan neden ses çıkmıyor diye sormayın artık

2015'İN SON YAZISI GANİME GÜLMEZ'DEN.

TKPML, MLKP ve DHKP-C davalarından toplam 10 kadın tutsak- mektup

15. YILINDA BAŞKA BİR 19 ARALIK'TA!

RAHMET DİLEKLERİM TÜKENDİ HASAN PULUR'A KALMADI

BU ÜLKEDE YÜZLERCE GAZETECİ ZİNDANLARA TIKILDI

EDEBİYATIN DİRENİŞİ Mİ... DİRENİŞ EDEBİYATI MI...

CİZRE'DEN SONRA ŞİMDİ DE SİLVAN'DA KATLİAM

SANATÇI TARİHE NASIL NOT DÜŞER VE 'SOL' SOSUNA BANMIŞ ELEŞTİRİLER

KİME NEDEN OY VERECEĞİM

SURUÇ'TAN AĞRIMIŞKEN ŞİMDİ DE ANKARA

SENNUR ABLA'YI (SEZER) KAYBETTİK

SAVAŞ BARIŞ ve SANAT *

BABAMIN DAKTİLOSU*

İSRAİL TÜRKİYE - GAZZE - CİZRE VE ÖLÜ BEDENLERİ BUZDOLABINDA SAKLANAN ÇOCUKLAR

EKİN VAN İÇİN YAZDIKLARIMA TEPKİLER VE TEHDİTLER HAKKINDA...

HAPİSHANELERE ESİNTİ YOLLAYALIM!

ÖLÜ BEDENİMİZİ ÇIRILÇIPLAK SOKAĞA ATANLAR

YAZ SICAKLARI VE OKUMAK

EREN KESKİN'E ÖDÜL

siz siz olun MHP'liler değişti demeyin.

ÇEVREMİZDEKİ YARATIKLAR!

BEN BİR AĞAÇ'TIM'... *

HASTA TUTSAKLAR REHİN OBJESİ DEĞİLDİR!

HASTA TUTSAK AYNUR'UN YEŞİL YAPRAĞI *

DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ için 18 YILLIK MÜLTECİDEN BİRKAÇ SÖZ

DAĞ KOKUSU' VEYA 'KALBİNİ ARAYAN KAVMİN ÖYKÜLERİ'

BİR YAZARDAN CUMHURBAŞBAKANA AÇIK MEKTUP

MAHPUS HAKLARI EL KİTABI'NA DİPNOT

ÜMRAN DÜŞÜNSEL'İN ' KIRIK PATİKA'LARI *

HDP'YE SALDIRILAR HAKKINDA

FATMA TOKMAK ÖLÜYOR... DUYUYOR MUSUNUZ...

UTANGAÇ KAPİTALİZM SAVUNUCULARI !

BU GÜN 700 MÜLTECİ BOĞULDU... DONDU.. ÖLDÜ...

1915: SOYKIRIM MI, BÜYÜK FELAKET Mİ, KATLİAM MI?

İMZA GÜNLERİ, YAYINEVLERİ VE SANATÇIYA SAYGI HAKKINDA

ÖMER LEVENTOĞLU VE 'DAĞ MEDENİYETİ' YA DA 'ANTİ- TAHAKKÜM'

SEKS İŞÇİLİĞİ Mİ SEKS KÖLELİĞİ Mİ YOKSA HEPSİ Mİ?

ADI ÖZGECAN'DI...

YENİ YIL MESAJIM...2015 Dileklerim

ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN = NEOLİBERALİZM

FİKRET BAŞKAYA 'KADAVRA AKADEMİSYENLER'E KARŞI

FETHULLAH GÜLEN'E SALDIRI MI... ÇETELER SAVAŞI MI?

' ELLER VE YÜZLER '

BİRGÜN, CUMHURİYET, EVRENSEL VE ÖZGÜR GÜNDEM YASAKLANDI MI?

VALİZİNİ KARISINA HAZIRLATAN ERKEK ' FAŞİST ' SAYILIR MI ?!

' ÖLÜM VARDİYASI' VE 'KARAELMAS PUSUDA'

40 ŞAİRE SORDUM 40 KAPININ TILSIMINI

ADİL OKAY'IN "KAPILAR" FOTOĞRAF SERGİSİ "40 ŞAİR 40 FOTOĞRAF