KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM

Temel Demirer

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM

“Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm.

Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,

ya dünyamıza inecek ölüm.”[1]

 

Ekolojik felaket eşiğini aştık mı?

Ne “Hayır”, ne de “Evet”; daha doğrusu “Havet” denilen ve Orhan Veli’nin, “Bedava yaşıyoruz, bedava,” diye tarif ettiği bir yerdeyiz.

Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle, doğa karşısında aciz konumundan kurtulan insan(lık), kapitalizmin işleyişi ve kâr hırsı nedeniyle doğaya akıl almaz zararlar verirken; “Doğa-insan-toplum ilişki ve etkileşimleri üzerine düşünülmesi”[2] gereken bulunduğumuz yer, “Ya barbarlık ya sosyalizm” ikilemi koordinatlarına denk düşüyor.

 

  1. I) YERKÜRENİN BUGÜNÜ

 

Aldous Huxley’in, “Başka gezenlerde de hayat var mı diye merak ederiz, sanki bu gezegende yaşamayı becerebilmişiz gibi,” notunu düştüğü sürdürülemez kapitalizmin bugününde, yerkürenin birçok yerinde insanlar iklim krizi nedeniyle can çekişiyor.[3]

Örneğin iklim değişiminin sonuçlarından biri olan çölleşmeden 110 ülke ve 1.5 milyarı aşkın insan etkileniyor. Çölleşen alanlar 3.6 milyar hektara ulaşmış durumda. Bu da dünya topraklarının yüzde 24’üne denk düşüyor. Dünya çölleşme tehdidi altında; ve dünya nüfusu artarken ekilebilir araziler hızla azalıyor…

Ormanlar yok oluyor. Hem de her yıl 15 milyar ağaç…

1990-2015 yılları arasındaki orman kaybı 129 milyon hektar. Sözünü ettiğimiz yaklaşık Güney Afrika kadar bir alan…

İnsan nüfusu son çeyrek yüzyılda 2 milyar (yüzde 35 oranında) artarken diğer memeli, sürüngen, amfibi ve balık popülasyonu yüzde 58 oranında azaldı. Türler de yok oluyor…

Üstelik küresel ısınmayla birlikte kuraklık ve çölleşme giderek daha ağır bir soruna dönüşüyor. Küresel ısınmaya karşı alınan önlemler yetersiz. BM’ye göre böyle giderse sıcaklık artışı bu yüzyılda 3.2 dereceye ulaşacak…[4]

Bu tabloda küresel ısınma ve çevrenin bozulmasıyla ilgili kötü haberler, tümünün hep aynı teşhise yöneldiği bilimsel incelemeler çığı altında kaygı verici bir hızla çoğalıyor: Eğer küresel düzeyde kesin önlemler alınmazsa, gezegenin bir bölümü kısa zamanda yaşanmaz hâle gelecek…

Örneğin ‘Nature’ dergisinde, Fransız iklimbilimci Jean Jouzel ve bir grup bilim insanı, eğer 3 yıla kadar sera etkili gaz salımları istikrarlı hâle getirilmezse, gezegenin felaketli sonuçlara neden olacak başka tür bir iklime geçeceğini söylüyor: Sıcaklığa bağlı ölümlerin artışı (Fransa’nın kimi bölgeleri 50 derecenin üstünü görecek), yangınlar, özellikle Afrika Boynuzu, Ortadoğu, Pakistan ve İran gibi etkilenen bölgelerden gelen çevre sığınmacılarının artışı (şimdiden dünyadaki sayıları 65 milyon), tarımsal verimin düşüşü vb…

Kolay mı? 60 ülkede 500’den fazla bilim insanının hazırladığı bir rapora göre sıcaklık, sera etkili gaz salımı, okyanusların yükselmesi ve kuraklıktan muzdarip toprakların artışı konusunda 2016 yılı tüm rekorları kırdı…

Unesco tarafından 2017 Nisan’ındaki bilimsel bir değerlendirmeye göre, sera etkili gazlar hızla azaltılmazsa, dünya mirasında yer alan 24 mercan kayalığı 2100 yılına kadar kaybolmuş olacak. Bugün yüzde 20’si kaybolmuş durumda…

2017’nin Temmuz ayı başında, Amerikalı ve Meksikalı araştırmacıların yaptığı incelemeye göre dünyada omurgalı türlerin sayısı 60 milyon yıl önce dinozorların kaybolmasından bu yana görülmemiş hızda geriliyor. Araştırmacılar “hayvanların altıncı kitlesel yok oluşundan” söz ediyorlar ve bu kaybın hem ekosistem hem de genel olarak ekonomi ve toplum üzerindeki felaketli sonuçlarını çözümlemeye çalışıyorlar…

‘Sciences Advances’ dergisinin makalesine göre, gezegenin diğer bölgelerine göre iki kat daha fazla ısınan Grönland’da buzulların erimesi önümüzdeki yıllarda hızlanacak. Bu makalenin yazarlarından biri olan Bernd Kulessa’ya (Swansea İngiliz Üniversitesi Bilim Koleji) göre eğer buzullar tümüyle kaybolursa, okyanuslar 7 metre yükselecek…

BM’nin verilerini kullanan uluslararası araştırma enstitüsüne 2017’nin temmuz ayı sonundan beri gezegen “krediyle” yaşıyor, yani insanlık dünyanın bir yılda üreteceği kaynakları 7 ayda tüketiyor. Daha da önemlisi bu süre giderek kısalıyor…[5]

Tam da bu noktada “Önemli olan nokta dünyayı kurtarmak değil” diyor Rochester Üniversitesi’nden astrofizikçi Adam Frank ve ekliyor:

“Gezegenimize ne yaparsak yapalım, sadece bir sonraki evrim döngüsü için nişler yaratıyoruz. Ancak, fosil yakıtları bugünkü gibi kullanmaya devam eder, iklim değişikliğini göz ardı edersek, insanlık dünyanın devam eden evriminin bir parçası olamaz”![6]

 

I.1) SÜRDÜRÜLEMEZ KAPİTALİST YIKIM

 

Sürdürülemez kapitalist yıkımın icraatıyla dünyada yılda yaklaşık 5 milyona yakın insan çevre kirliliği nedeniyle yaşamını yitiriyor. Çevre kirliliğinin sonuçları arasında kalp krizi, felç, kronik akciğer hastalığı, kanser bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 24’ü, akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 36’sı, KOAH’a bağlı ölümlerin yüzde 35’i doğrudan çevre kirliliğinden kaynaklanıyor.[7]

Bu kadar da değil! Birleşmiş Milletler’in (BM) 2001’de yayımladığı raporda bilim insanları, küresel ısınmanın XXI. yüzyılı aynı zamanda “açlık yüzyılı” kılacağını da gözler önüne serdiler. Aslında bu “açlık yüzyılı” deyişi sınıfsal bir anlam taşıyor.

2003 tarihli açıklamada, WFP’nin (Dünya Gıda Programı) son 40 yılın en fazla yardım talebiyle karşı karşıya olduğu, açlığın pençesindeki 110 milyon kişiye gıda sağlayabilmek için örgütün en az 4.3 milyar dolara ihtiyaç duyduğu, ancak bu paranın tamamının henüz toplanamadığı vurgulandı.

Öte yandan BM’ye bağlı FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) tarafından dünyada hâlen 840 milyon insanın, yeterli yiyecek bulamadığı için kötü şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalıştığı açıklandı.[8]

Ekolojik felaketi, sürdürülemez kapitalizmsiz açıklamaya kalkışmanın nafile bir çaba olduğu tabloda küresel iş bölümünün çeperinde yer alan ekonomilerin, kapitalist birikimin devamlılığını ve ekonomik büyümeyi sağlamak için en sık başvurdukları yöntemlerden biri, mevcut doğal kaynakların dünya piyasalarına olabildiğince fazla sunmasıdır.

Doğal kaynakların aşırı-sömürüsüne dayanan, hammadde ihracatını merkeze alan bir ekonomik modelin ne birikimi arttırdığı ne de bu modelin uygulandığı ülkelerde toplumun genel refahında herhangi bir iyileşmeye yardımcı olmadığı açıkken; ekolojik yıkımı körüklediği de bir “sır” değildir.

Görülmesi gerek: Sürdürülemez kapitalist sermaye işçilerin ölmesi, doğanın katledilmesiyle büyür!

“Nasıl” mı? Mesela Türkiye’nin 2017’de yüzde 11.5 büyümesini sürekli gündem edilirken, üçüncü havaalanı inşaatında yaşamını yitirdiği bildirilen 400 işçinin sözünü bile etmeyen AKP’nin yaptığı gibi…

Kolay mı? AKP ormanlık alanlar, akarsular talan edilirken, bunlara karşı çıkanlar terörist ilan ediliyor. Örneğin zeytinlik alanların ranta açılmasıyla ilgili yasa gündeme geldiğinde, “AKP iktidarında zeytin ağacı sayısı yüz milyondan yüz yetmiş iki milyona çıkmış! Peki, zeytin üretiminde Türkiye’yi dünya ikincisi yapan kim, AKP” denmişti. 

Ancak böyle bir durum söz konusu değil. Türkiye zeytin üretiminde sayılı ülkeler arasında; ancak AKP’nin doğayı katleden politikaları sonucunda zeytin üretiminde 2001 yılına kadar ikinci iken şimdilerde 4. sıraya gerilemiştir. Bir yandan zeytin ağaçları kesilir, zeytinlik alanlar bakımsızlığa terk edilirken, diğer yandan Türkiye’nin sıralamada yerini koruduğunu söyleyebilmek olanaksızdır.

Bilindiği gibi Artvin Cerattepe’de, yüzde 90’ı endemik olmak üzere 900’e yakın bitki türünü barındıran binlerce yıllık ormanlar da maden talanına açılmıştır. Endemik türlerin yok edileceği ve binlerce yıllık ormanın katledileceği eleştirileri karşısında ise hükümet bu türleri ve ağaçları başka yere taşıyacaklarını söyleyerek kendini savunmaktadır. AKP lideri her fırsatta çevrecilere verip veriştiriyor, “ben çevrecinin daniskasıyım” diyerek yapmış olduğu parkları çevreciliğin büyük örneğiymiş gibi sunuyor. İstanbul’da yeşil alanların kent alanına oranı yüzde 2’dir ve bu oranla İstanbul Avrupa’da sonuncudur. Herhâlde çevrecinin “daniskası” olmak böyle bir şey olsa gerek!

Kapitalizmde sermayenin büyümesi sağlanırken hayatın her alanında yıkım ve tahribat kaçınılmaz hâle gelmektedir.

İşte birkaç örnek…

Meksika Körfezi’ndeki büyük petrol sızıntısının üzerinden beş yıl geçmesine rağmen sorumlu şirket BP, sözlerinin aksine Körfez doğasını iyileştiremedi...[9]

2015’in Kasım ayın başlarında Samarco madenindeki iki barajın çökmesi ile meydana gelen çevresel felakette Doce Nehri kirlendi, sel sularında 11 kişi hayatını kaybetti, kaybolan 12 kişiyi arama kurtarma çalışmaları durduruldu. Ekosistem ciddi zarar gördü…

Minas Gerais eyaletinde iki atık barajının çökmesi sonucu Atlantik Okyanusuna kadar ulaşan zehirli çamur çevresel felaketlere yol açtı. Madencilik devleri BHP ve Vale’ye ait olan, Samarco demir cevheri madenindeki baraj çatlağından saçılan maden atıkları ve çeşitli kimyasallar içeren büyük su ve çamur dalgası daha şimdiden bitki örtüsüne büyük zarar verdi. Uzmanlar ekosistem üzerindeki tahribatın gelecekte de süreceğini belirtiyor…[10]

Nihayetinde kuraklık, buzulların erimesi, nesli tükenen canlılar, yoğun hava kirliliği vb’leriyle yerküre bir tükenişe, yok oluşa doğru sürükleniyor.

 

I.2) TÜKENİŞ, YOK OLUŞ GÜZERGÂHI

 

Evet, bir tükeniş, yok oluş güzergâhındayız…

‘Küresel Ayak İzi Ağı/ Global Footprint Network’un (GFN) yayımladığı rapora göre 2018, dünyanın bir yıllık kaynaklarını en hızlı tükettiğimiz yıl oldu. İnsanlar, gezegenimizin gıda, su, karbon, ağaç, lif, toprak gibi yıllık doğal kaynak kapasitesini 212 günde, 1 Ağustos 2018 itibarıyla tüketti...[11]

‘Proceedings of the National Academy of Sciences’de yayımlanan araştırmaya göre, 7.6 milyar insan, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların yüzde 0.01’ini oluşturuyor. Ancak buna rağmen ortaya çıktığı ilk günden beri insanlık, gezegendeki vahşi hayvanların yüzde 83’ünün, bitkilerin ise yarısının yok olmasına yol açtı…[12]

BM Çevre, Tuna Havzası ve Karpatlar Dağları’nın oluşturduğu ve Avusturya, Bosna Hersek, Bulgaristan Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan, Macaristan, Moldova, Karadağ, Sırbistan, Romanya, Slovakya, Slovenya, Ukrayna, güney Polonya ve güney Almanya’nın bir kısmının veya hepsinin bulunduğu bölgedeki “yasa dışı ağaç kesimi ve vahşi yaşam ticaretinin”, bölgedeki biyo-çeşitliliğe zarar verdiğini ve insanların yaşamını etkilemeye başladığına dikkat çekti…[13]

‘Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik’in (IUCN) Başkan Yardımcısı Jean-Christophe Vié’ye göre, filler, kaplanlar ve gergedanlara yönelik katliamlar yanında, balıklar, antiloplar, maymunlar ve omurgasız hayvanlar ile birçok ağaç türünün ise soyu tükenmekle karşı karşıya. Başta Afrika olmak üzere dünya üzerindeki birçok hayvan türü, ticari amaçlarla soykırıma uğrarken, tarım, madencilik faaliyetleri, enerji santralleri, şehirleşme ve çevre bilinci eksikliği bu sorunu daha da ağırlaştırıyor. Alanında uzmanlaşmış kuruluşlara göre, sorun sadece hayvan ticaretiyle sınırlı değil…[14]

‘Science Advances’ dergisinde yayımlanan araştırmada altıncı dalga toplu ölümlerinin başladığı ve bu dalgada türlerin daha önceki evrelere kıyasla yüz misli daha çabuk yol olacakları belirtilmekte. Princeton, Stanford ve Berkeley Üniversiteleri yakında insanların da kurbanlar arasında yer alabilecekleri konusunda uyarıyorlar. ‘Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi’nden Gerardo Ceballos ise bu sürecin geriye çevrilmemesi hâlinde gezegenimizdeki şartların ancak milyonlarca yıl sonra düzelebileceğini söylüyor.

Araştırmacılar analizleri için fosillerle veya diğer verilerle belgelenen omurgalı türlerin yok oluşlarını değerlendirdi. Bulgular kaba tahminlere dayanıyor. Bilim insanları günümüzdeki tür ölümleriyle ilgili oranları, dünyada henüz insanın bulunmadığı zamanlardaki yok oluşlarla karşılaştırdı. Daha önceki evrelerde yüzyıl başına 10.000 omurgalıdan ikisi ölmüş. Bu oran geçen yüzyılda 114 misli kadar daha yüksekti. Üstelik de bu en iyimser tahmindi.

Tür ölümlerindeki hızlanma nedenleri arasında en başta iklim değişimi, çevre kirliliği ve ormanların yok oluşu gösteriliyor. ‘Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) verilerine göre tüm amfibyum türlerinin yüzde 41’i ve tüm omurgalı türlerinin yüzde 26’sının soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya…[15]

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) ‘2016-Yaşayan Gezegen’ raporunda her yıl yerkürenin barındırdığının 1.6 katı doğal kaynak tüketildiği ve doğanın yağmalanması yüzünden 1970-2012 yılları arasında 14 bin omurgalı canlı türünün yüzde 60 oranında azaldığı belirtiliyor…[16]

Araştırmalara göre dünyadaki canlı türü sayısı 8 milyon 700 bin. Bu elbette bir tahmin. Bunların yaklaşık 2 milyonu az çok biliniyormuş. “Diğerlerini araştırmak, belirlemek, tanımlamak, kataloglamak muhtemelen 500 yılımızı alacak” diyor uzmanlar. Bu arada dünyadaki canlı türlerinin sayısını 40 milyon olarak tahmin eden bilim insanları da var. Adlarını bile bilmediğiniz kaç canlı türlü her yıl yok oluyor? ‘Dünya Doğayı Koruma Vakfı’na (WWF) göre dünyadaki biyoçeşitlilik 40 yılda küresel ölçekte yarı yarıya azalmış durumda. ‘Dünya Koruma Birliği’nin (IUCN) hazırladığı Kırmızı Liste’ye giren, yani yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan tür sayısı bu yıl 22 bin 800’e yükseldi. Dedim ya, ünyada “altıncı büyük yok oluş”tan söz ediyor bilim insanları.[17]

Evet, gezegenimiz 6. kitlesel yok oluş sürecine girdi…[18]

Bilim insanları yerkürede son yarım milyar yılda beş büyük yok oluş yaşandığını kaydediyor. Bazıları bunlara “Büyük beşli” diyor. En büyüğü 252 milyon yıl öncekiydi. Dünyadaki canlıların yüzde 90’ı yok oldu.

“Büyük beşli”nin sonuncusu 65 milyon yıl önce yaşandı. Bir göktaşı çarptı dünyaya. Dünyadaki canlıların yüzde 76’sı yok oldu. Yaşamın gidişatı değişti…

“İnsan kendi yarattığı yok oluşun kurbanı mı olacak?”

‘New Yorker yazarı Elizabeth Molbert “Altıncı Yok Oluş” kitabında bu soruyu soruyorken;[19] ünlü fizikçi Stephen Hawking, Oxford Üniversitesi Derneği’ndeki ‘The Origin of the Universe/ Evrenin Kökeni’ başlıklı konuşmasında, “Kırılgan gezegenimizden kaçmadığımız takdirde, bin yıla çıkacağımızı sanmıyorum… Bana göre, uzaya gitmezse, insan ırkının geleceği yok,”[20] yanıtını veriyor…

Evet, evet Stephen Hawking insanın yeryüzünde en fazla 1000 yıllık ömrünün kaldığını söyledi. Bin yıl, sadece evrenin tarihinde ya da, sadece dünyanın tarihinde değil, insanın tarihinde dahi hiçbir şeydir. İnsanlık tarihinde bin yılı bir nokta saymak bile zor.

Demek ki antropolojik kayıtlara göre yaklaşık 2-2.5 milyon yıllık ömrümüzün son demindeyiz![21]

Nasıl geldik buraya, nasıl hazırlandı bu son; meselenin nedenine kafa yoralım!

 

I.3) MESELENİN NEDENİ

 

Buraya kadar izaha gayret ettiğim meselenin nedeni, kuşkusuz sürdürülemez kapitalizmdir.

Siz bakmayın burjuva basının, gezegenin yok oluşa sürüklenmesiyle ilgili olarak yazılıp çizdiklerinde suçluyu -muğlâk bir tanımlamayla- “insanlık” olarak göstermeye kalkışmasına!

İnsanların suça ortak edildikleri su götürmez. Ama hangi insanların? Dünyamızı da, insan(lık)ı da bu hâle getiren kapitalist vahşettir…

Burjuva basın, asıl suçlunun kapitalizm olduğunu gizliyor. Malum: Suçlu belli değilse kime karşı, neye karşı mücadele edeceğiniz de belli olmaz…

Tüm veriler gösteriyor ki, gezegenimize kapitalist kâr düzeni kadar zarar veren bir toplumsal düzen hiç olmadı. Sanayi devrimiyle birlikte kapitalist sistem yaklaşık 250 yıl içinde dünyayı büyük oranda tahrip etti. Burjuvazi küresel ısınmanın sorumlusu olarak aşırı nüfusu ve bu nüfusun enerji israfını gösteriyor. Oysa bireylerin yol açtığı enerji israfı toplam enerji israfının ancak yüzde 10’unu oluşturuyor. Geri kalan yüzde 90’ının müsebbibi ise insanın yanı sıra doğanın da acımasızca sömürülmesine ve yağmalanmasına dayanan kapitalist üretim biçimidir.

Kaldı ki çevre sorunları aniden ortaya çıkmadı. Zaman içinde birikerek arttı. Hava, su, toprak kirlenmeye başladı; bitki ve hayvan türleri hızla yok oldu; küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi gibi doğal denge bozulmaları ortaya çıktı ve nihayet insan sağlığını tehdit eden, kitlesel ölümlere neden olan çevre felâketleri yaşanmaya başlandı. Sonuçta kapitalist sistemin efendileri bile, çevre sorunlarının tehlikeli boyutlara tırmandığını ve çözüm üretemediklerini söylemeye başladılar.

Kapitalizmden önceki sınıflı toplumlarda çevre sorunları daha çok yerel ve bölgesel düzeylerde yaşanıyordu. Gezegen üzerinde açılan bu tür yaralar nispeten küçük ve geçici olduğu için dünya henüz kendini yenileyebiliyordu. Çevre sorunları kapitalizmle birlikte muazzam boyutlara ulaştı, sorunlar bölgesel düzeyden küresel felâketler düzeyine sıçradı. Bizzat çevrenin kendini yenileyebilme, temizleyebilme olanağı tehlikeye girdi.

Böylelikle kapitalizmin yol açtığı felaketler dizisine, işsizlik, yoksulluk, kriz, savaş vb.’nin yanı başına çevre sorunu da eklenmiş oldu. Bugün kendi yarattığı sorunlara çözüm üretemeyen bir sistem ile karşı karşıyayız.

Çevre sorunlarının temel nedeninin kapitalist üretim tarzı olduğunu belirtmiştik. Kapitalist üretim tarzı daha fazla kâr elde etme esasına dayanır. Üretim doğanın korunması ve insan ihtiyaçları gözetilerek gerçekleştirilmez. Kapitalizm için bu, eşyanın tabiatına aykırıdır. Daha fazla kâr için ormanlar katledilir, akarsular ve deniz kimyasal atıklarla ölü bir su birikintisine dönüştürülür, üretilen milyonlarca otomobille ve fosil atıklarla hava zehirli gazlara bulanır. Kapitalistlerin kârı demek işçinin sömürüsü ve doğanın yağmalanması demektir.

Kapitalizm anarşik bir üretim biçimidir. İhtiyaca göre üretim yapılmaz. Bu tarz üretim, kaynakların ölçüsüz kullanılması sonucu muazzam israfa neden olur. Dünyamız şu anda tam bir teknoloji çöplüğüne dönmüş durumdadır.

Kapitalizmin özü şiddettir. Şiddet ister kendi aralarında ilân ettikleri barış zamanında olsun, isterse fiili cephe savaşlarında olsun eksik olmaz. Savaşlarsa insan dâhil olmak üzere doğa üzerindeki tüm canlıları öldürür.

Kapitalistler daha fazla kâr elde edebilmek için çevre konusunda alınabilecek en basit koruma tedbirlerini dahi uygulamamak için ellerinden geleni yaparlar. Maliyet artacak kaygısıyla fabrika bacasına filtre bile taktırmayan bir kapitalistten bitki ve hayvanları düşünmesini beklemek abestir. Doğal, temiz, yenilenebilir kaynaklarla üretim yapmak insanlık yüzyıllar öncesinde keşfettiği bir yöntem. Güneş, rüzgâr, termal kaynaklar, su, hidrojen gibi enerjilerden yararlanacak yöntemler fazlasıyla bilinmekte. Ancak tüm bu yöntemlerin maliyetleri şimdilik patronlara hem pahalı geliyor, hem de ellerinde yüksek kârlar sağladıkları fosil yakıtlar ve ucuz işgücü var. Kapitalistlerin derdi doğaya zararsız üretim değil, kâr için doğanın ve işgücünün hoyratça tüketimidir.

Kapitalizmin varlığı çevrenin yaşamasının önündeki en büyük engeldir. Çevresel sorunlar reformlarla çözülmez!

İnsan(lık)ı sınırsızca sömüren burjuvazi, doğayı da dizginisiz sömürmekteyken; meselenin çözümünü kapitalizme karşı mücadelede değil de, burjuva hükümetlerin çevre politikasını iyileştirmesinde aramak beyhudedir. Kapitalizm doğayı değil, kârı düşünür.

 

  1. II) DURUM(UMUZ)

 

Coğrafyamızda Akkuyu’dan Artvin’e, Hasankeyf’ten Çanakkale’ye dek doğanın dengesini bozan projeler giderek çoğalıyorken;[22] 3. Boğaz Köprüsü’nden Kanal İstanbul’a ve nükleer çılgınlıklara uzanan bir felaketle yüz yüzeyiz…

 

II.1) DEVLET(İN) İCRAAT(LAR)I

 

BM Genel Kurulu, Küresel Çevre Anlaşması’nın hazırlanmasının önünü açan bir karar tasarısını onayladı. Oylamada tasarıya sadece Türkiye, ABD, Rusya, Suriye ve Filipinler karşı çıktı…[23]

Bu bir tutumdur! Hem de ‘Madenlerin Ekonomiye Katkısı ve Artvin’de Madencilik’ başlıklı konferansta konuşan Trabzon Valisi Yücel Yavuz’un, “Türkiye’de bakır üretiminin artırmanın önündeki tüm engellerin kafasını koparacağız, bu kadar açık ve net,” diye ifade ettiği üzere![24]

Bu bir tutumdur! Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin, çevrenin “put hâline” getirildiğini söyleyerek bugüne kadar çevreyi korumak için alınan kararları “taşkınlık” olarak nitelendirdi(ği), sermayenin önünü açacağını, ÇED için yatırımcıyı kapıda süründürmeyeceklerini söyleyen Özhaseki, kıyılarda “turizm yatırımı” adı altında yağmanın önünü açacaklarını, “enerji yatırımı” diyerek termik ve nükleer santral projeleri önündeki “ÇED engelini” kaldıracaklarını ilan ettiği üzere![25]

Bu bir tutumdur! Türkiye’nin 750 kişi başvurulu en geniş katılımlı çevre davasında, Rize İdare Mahkemesi, Artvinlilerin Cerattepe’de madencilik faaliyetlerine karşı açtığı davayı reddetti. 2014’te ‘Maden Artvin’i yaşam alanı olmaktan çıkartır’ kararı verilmişti![26]

Devlet(in) icraat(lar)ı da bu tutumdan malûldür ve yeri gelmişken bu zihniyetin somut pratiğini sıralamakta yarar vardır!

  • Türkiye’de on yılda tarım arazilerinden yerleşim birimlerine kadar her kara parçasına maden ruhsatı verildi. Ruhsatların önemli bölümü de yandaş şirketlere gitti. AKP iktidarları döneminde Türkiye’de yaşanan yağmanın en önemli ayaklarından birini madencilik faaliyeti oluşturdu. Yerin üstünü bitiren AKP gözünü yerin altına da dikti. Kurulan maden şirketlerinin üçte ikisinin sahiplik ya da ortaklıklarını AKP’li vekil, bakan ya da yöneticiler ile yakınları üstlendi. On yılda verilen maden ruhsatı 20 bini aşarken AKP öncesi 138 olan uluslararası şirket sayısı da bini aştı. Meralardan yerleşim birimlerine kadar ülkenin büyük bölümü maden sahasına dönüştü. Başvurusu yapılan ruhsatlarda yer alan alanlar, ülkenin yüzölçümünün yarısına yaklaştı. Trabzon, Rize ve Artvin’in yüz ölçümünün yüzde 38’inin maden sahası olduğu rakamlarla ispatlandı…[27]
  • AKP, zeytinlikleri yatırıma açma sevdasını katliam boyutuna taşıdı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan “Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı”yla, “kamu yararı” gerekçe gösterilerek zeytinlik alanların içinde ve yanı başında, kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapımının önü açılıyor. Yatırımcılara, kestikleri ağaçların iki katını başka bir alana dikme zorunluluğu da getiren bakanlık, buna uymayanları ise ağaç başına 200 lirayla cezalandırıyor…[28]
  • Topun, tüfeğin dumanı mütemadiyen tüterken, kimsenin tartışmaya fırsat bulamadığı, korkunç sonuçlar doğuracak bir torba yasa daha Meclis’ten geçirildi. 75’inci Madde, CB’nin huzurunda şimdi. İmzasıyla-ki bizzat öncelik verdiği konulardan biri olduğunu tahmin etmek güç değil- ülkenin tüm tabiat varlıkları ve SİT alanları, “denetimsiz bir şekilde” sermayeye açılacak. Orman… Mera… Kıyı Koruma… Çevre ve benzeri kanunlar, hiçe sayılacak…[29]
  • Artvin’de ‘sıkıyönetim’ koşulları sürerken, Cengiz Holding mahkeme tarafından durdurulmuş olmasına rağmen eski galerinin ağzını açarak maden çalışması başlattı…[30]
  • Kuzey Ormanları Savunması’nın 2016’da başlattığı Altın Testere oylaması sonuçlandı. Cengiz Holding oylamaya katılan kullanıcıların takdiriyle bu toprakların gördüğü en acımasız girişimci, yatırımcı ve müteahhit olarak açık arayla Altın Testere’yi hak etti…[31]

 

ALTIN TESTERE ÖDÜLÜ SAHİPLERİ (2017)

  1. Cengiz Holding: Bu toprakların en acımasız girişimcisi.
  2. Nurol İnşaat: Ilısu Barajı ve HES, Marmaray, Kürtün Barajı ve HES, Oymapınar Barajı ve HES.
  3. Ağaoğlu Şirketler Grubu: Maslak 1453 Konut Projesi, Ağaoğlu My Home Ayazağa, İstanbul Finans Merkezi, My World Europe, My Home Yeşil Maslak, My Office Ataşehir, My Towerland, My Office Gold, My Prestige.
  4. Limak Holding: İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Yusufeli Barajı ve HES, Uzunçayır Barajı ve HES, Tatar Barajı ve HES, Pembelik Barajı ve HES, Alkumru Barajı, İğneada Çimento Limanı.
  5. Kolin İnşaat: İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu bağlantı yolları, Soma Termik Santrali, Yusufeli Barajı ve HES.
  6. Çalık Holding: Tarlabaşı Kentsel Yenileme Projesi, Fener Balat Dönüşüm Projesi, Çatalağzı Termik Santrali, Adacami HES, Çankırı Orta Termik Santrali, Metropol İstanbul, Şehrizar Konakları, Çöpler Altın Madeni.
  7. Kalyon İnşaat: İstanbul 3. Havalimanı, Taksim Yayalaştırma Projesi, İstanbul-Şile-Ağva Yolu, Melen İshale Hattı.
  8. Hattat Holding: Diamond of İstanbul, Amasra Hema Termik Santrali, Bartın Termik Santrali, Kireçlik Termik Santrali.
  9. Doğuş Holding: Galataport (Salı Pazarı Limanı), Fatih Ormanı Parkorman Projesi, Boyabat HES.
  10. Alarko Holding: Karabiga Termik Santrali, Fındıklı Parkı-Beşiktaş Metro Hattı Projesi, Karakuz Barajı ve HES, Tohma HES, Berdan HES, Hasanlar HES.
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

  • Üsküdar’da denizden toplam 13 bin metrekare alan doldurulacak ama bunun çevreye etkileri araştırılmayacak… İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Üsküdar Meydan Projesi kapsamında hazırlanan deniz dolgusu planlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 3 Şubat 2017’de “ÇED gerekli değildir” kararını verdi. Proje kapsamında denizden toplam 13 bin metrekare alınacak. 3 yerden kazıklama sistemiyle doldurulacak denize 6 seyir terası bir de iskele yapılacak…[32]
  • Nallıhan Kuş Cenneti, İstanbul ve Çanakkale boğazları yönünden gelen kuşların göç yolu üzerinde. Nallıhan Kuş Cenneti, 1994 yılında “doğal koruma alanı” ilan edildi, 2005 yılında ise “Yaban Hayatı Geliştirme Sahası” olarak korumaya alındı. Ankara’daki Nallıhan Kuş Cenneti’ne 6 kilometre uzaklıkta termik santral kurulması planlanıyor. ÇED raporuna göre santralda enerji üretimi amacıyla kömürün yakılması sonrasında yılda 1 milyon ton kül oluşacak. Yurttaşların hazırladığı itiraz dilekçesinde, kömürün taşınmasından yakılmasına kadar geçen sürede oluşacak tozun, ÇED raporunda belirtildiği gibi 7.5 kilometrelik bir alandan fazlasını etkileyeceği ifade edildi…[33]
  • Kazdağları Milli Park sınırına termik santral için tekrar ÇED süreci başladı. Santral alanı birinci derece deprem kuşağında yer alıyor, proje için köylünün suyu kullanılacak…[34]
  • Kırklareli Vize’ye bağlı Soğucak köyüne 2.200 metre mesafede bulunan patlamalı kalker ocağının kapasitesinin artırılması için 74 bin 916 ağaç kesilecek. Orman vasfı taşıyan proje alanı ayrıca içilebilir yer altı su kaynakları ile de zengin...[35]
  • Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’de orman talanının boyutunun zannedilenden 3 kat büyük olduğu ortaya çıktı. Yol alanında incelemelerde bulunan uzman grubu, ODTÜ’nün 38 metrelik yol için izin verdiği alanda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in gece baskını ile 100 metreye varan bir çevrede ormanın katlettiğini ve talanın boyutlarının 100 hektarı bulduğu belirledi. Uzman grubundan Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş, hukuksuzlukların üniversite-belediye ve valilik arasında imzalanan protokolden başladığını belirterek “ODTÜ ormanı daraltılmış ve ekosistemi parçalanmış durumda. Toplam orman talanı 45 hektar, bütünlüğü bozulan orman alanı ise en az 90 hektar büyüklüğünde. Ormana tecavüz edilmiş, 25 yılda geri dönülemez,”[36]dedi…[37]

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ’den yol geçirme ısrarının arkasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sümen altı ettiği koruma imar planlarının olduğu ortaya çıktı. ODTÜ arazisindeki ‘Tünel yol’ ve ‘Batı Bölgesi Yolu’ adındaki planlarla üniversitenin hektarlarca arazisi ve doğal yapısının talanının da önü açıldı. 1980 yılından itibaren talan edilen ODTÜ arazisi 100 hektarı geçti.[38]

 

1990’DEN İTİBAREN TALAN EDİLEN ODTÜ ARAZİSİ

YIL

NEREYE

NE KADAR

KİME

1982- 2015

Bilkent Bulvarı

10 hektar

Ankara Büyükşehir Belediyesi

1989

Turan Güneş Bulvarı

5 hektar

TCK

1994

Ahlatlıbel Yonca Kavşağı

13 hektar

TCK

1995

Çevre Otoyolu

40 hektar

TCK

1998

Milli Savunma Bakanlığı

22.4 hektar

Milli Savunma Bakanlığı

1999

TED İmar Planı (Yol + İhdas)

9 hektar

Gölbaşı Belediyesi + Ankara BB

2007

İncek Bulvarı

5 hektar

Ankara BB

2015

Malazgirt Bulvarı

13 hektar

Ankara BB

 

  • TMMOB, “Kanal İstanbul, coğrafi, ekolojik, ekonomik, sosyolojik, kentsel, kültürel kısacası yaşamsal bir yıkım ve felaket önerisidir,”[39]dedi…
  • Kanal için 600 milyon m3kayaç patlatma yöntemiyle kazılacak. Bunun için 300 bin ton anfo (madencilikte kullanılan bir patlayıcı türü), 3 bin 300 ton dinamit gerekir. Bu miktar bir senede ortalama 600 taş ocağında kullanılan patlayıcı madde miktarı demektir…[40]
  • ‘Doğal Hayatı Koruma Vakfı’ (WWF) Türkiye, akademisyenlerin katkılarıyla hazırladıkları Kanal İstanbul Projesi’ni inceleyen 2015 tarihli raporun hâlâ güncelliğini koruduğunu belirterek “Kanal İstanbul açılınca Marmara ölü bir denize dönüşebilir,” uyarısında bulundu…[41]
  • ÇED süreci henüz tamamlanmayan “çılgın” Kanal İstanbul projesi için güzergâhtaki mevcut ve planlanan tüm altyapı tesisleri değiştirilecek…[42]
  • Rusya’daki doğalgaz rezervlerini doğrudan Türkiye’ye ulaştıracak Türk Akımı Projesi için şimdiden ağaç katliamının başladığı ortaya çıktı. ‘Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) başkanı Nusret Türkkan, ÇED süreci tamamlanmadan çalışmaların başladığını belirterek “İstanbul’un klimasını yok etmeyin” dedi…[43]
  • 2001-2016 yılları arasında Trakya’da 25 bin hektar ormanın yok olduğu belirtildi…[44]
  • Çölleşmenin en önemli nedeninin bitki örtüsünün tahrip edilmesi olduğunu vurgulayan TEMA, çölleşmenin önlenmesinde meraların öneminin altını çizdi. BM’ye göre ise dünya çapında her yıl yaklaşık Bulgaristan (12 milyon hektar) kadar bir toprağı kaybediyoruz. Bu alan her yıl 20 milyon ton tahıl üretimi yapma olanağı sağlayacak bir büyüklüğe karşılık geliyor…[45]
  • TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’ın açıklamasına göre, “Türkiye’de 1989-2010 yılları arasında, 827 bin hektar alanın tarım dışı faaliyet için kullanımına izin verildi”...[46]
  • Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Yılda tam 106 milyon ton toprak, erozyonla kaybediliyor. Ve sadece 2015 yılında, 8 bin hektar orman yandı,” dedi…[47]
  • Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde Muğla Marmaris Okluk Koyu’nda yaptırılan 230 metrekarelik yazlık konukevinin yerine yapılan 300 odalı yazlık saray ve çevresindeki yapıların yayılacağı alan imar planı değişikliği yapılarak 65 hektara çıkartılıyor…[48]
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan için inşaatı tüm hızıyla süren Okluk Koyu’ndaki yazlık saray için yapılan özel yol, çevre katliamı yarattı. 8 Temmuz’a kadar bitirilmesi planlanan Okluk Koyu yolu için 50 bin ağaç kesildi…[49]
  • 3. Köprü’nün üzerinden geçmesi planlanan ‘Gebze-Sabiha Gökçen-YSS Köprüsü YHT Hattı Demiryolu orman, tarım, mera ve kırsal yerleşim alanlarından geçecek...[50]
  • 3. Köprü’nün İstanbul’un doğasına, su kaynaklarına ve yaban hayatına vereceği zarar ortaya çıkan görüntülerle bir kez daha belgelendi. ÇMO raporuna göre de köprü İstanbul’a telafisi olmayan zararlar verecek…[51]
  • 3. Havalimanı projesine eklenen liman projesi de doğayı yok edecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı proje kapsamında 15 bin metrekare ilave dolgu alanına ilişkin “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir,” kararı verdi…[52]
  • Cengiz-Mapa-Limak-Kolin-Kalyon ortaklığı ile kurulan İGA Havalimanı AŞ’nin 3. havalimanı projesi nedeniyle yoğun tahribata uğrattığı Ağaçlı köyü ve Işıklar köyünün ardından şimdi gözler Tekirdağ’a çevrildi. İşletme, 3. Havalimanı’na malzeme üretmek için Tekirdağ Saray’da Safaalan Mahallesi’deki 100 hektarlık ormanlık alana Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan maden ocağı izni aldı…[53]
  • 3. havalimanı projesine hammadde yetmiyor. Cengiz- Mapa-Limak-Kolin-Kalyon ortaklığı ile kurulan İGA Havalimanı A.Ş, 3. havalimanına malzeme üretmek amacıyla kurulması planlanan maden ocağını 3 katına çıkarıyor. Alanda patlatma yöntemiyle çalışılacak. Projeye Göktürk Göleti Tabiat Parkı kuş uçuşu 600 metre mesafede yer alıyor…[54]
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, FETÖ’nün iş dünyası yapılanmasına yönelik açılan davanın sanıklarından eski İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın bir dönem ortak olduğu Vadistanbul projesinin otel bölümü için yapılan başvuruya, 14 Kasım 2017 günü, “ÇED gerekli değildir,” kararı verdi…[55]
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kastamonu Hanönü köyünde 23.71 hektarlık ormanlık alana maden (bakır) ocağı projesi için “ÇED gerekli değildir,” kararı verdi. Alana 500 metre mesafede Gökırmak Deresi bulunuyor…[56]
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnceleme ve Denetleme Komisyonu (İDK), yargı kararıyla iptal edilen İzmir Demir Çelik AŞ’nin (İZDEMİR) termik santral projesiyle ilgili ÇED raporunun yenisini, 1 günde kabul etti. Menemen, Aliağa ve Foça başta olmak üzere İzmir’in kuzeyini olumsuz etkileyecek santralla ilgili İzmir 2. İdare Mahkemesi, geçen ay iptal kararı vermişti. Yasa gereği 30 gün içinde santralın kapatılması gerekirken; yeni bir ÇED süreci başlatılmıştı…[57]
  • Soma’da daha önce maden arama projesine, vereceği zarara rağmen ‘ÇED gerekli değildir’ kararı veren Manisa Valiliği, bu kez de tarım arazilerinin bulunduğu bölgelerden geçecek olan Ankara-İzmir Otoyolu Projesi’ni kabul etti…[58]
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İBB iştiraki Kiptaş’ın, satın aldıktan sonra yapılaşma iznini 12 kata çıkarttığı Silivri’deki tarım arazisi için planlanan konut projesine için “ÇED gerekli değildir,” kararı verdi...[59]
  • Türkiye’de köyü bulunmayan tek ilçe olan Bozcaada, tartışmalı imar planları ve koylarının kiralanarak işletmeye açılma teşebbüsleri ile karşı karşıya kaldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 20 Ağustos 2014’te Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hazırladı. Plana göre Bozcaada ve Gökçeada’nın yüzde 90’ının imara açılacağı iddia edildi…[60]
  • Aralarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a armağan edildiği ileri sürülen yapıların da yer aldığı kaçak Urla Villalarına yasal kılıf hazırlamak için bölgenin doğal SİT derecesi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 28 Kasım 2013’te alınan kararla değiştirilmişti…[61]
  • Bornova’da ‘1. Derece Doğal SİT Alanı’ olan bir bölge SİT derecesi düşürülerek imara açılırken, İzmir ve Bornova belediyeleri devre dışı bırakıldı. AKP eski İzmir il başkanı Rahmi Taştan’a ait olan alanın imara açılmasıyla, özel okul inşaatı başladı…[62]
  • Kentsel SİT alanı olan Cihangir’deki Roma Bahçesi parkında İBB’nin taşeron firmaları izinsiz olarak hafriyat çalışması yaptı ve parkı bariyerlerle çevirmeye çalıştı…[63]
  • Kuzey Marmara Otoyolu, Beykoz ormanlarını da tehlikeye soktu. 11.5 kilometrelik yol, ormanlık alan ve 1. derece SİT alanından geçiyor...[64]
  • UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Topkapı’daki tarihi surların üstü Fatih Belediyesi’nce düğün organizasyonları için kullanılmak üzere “portatif çatı”yla örtüldü…[65]
  • İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan ve Roma İmparatorluğu döneminde M.Ö. 6000 yıllarında yapılan Efes Antik Kenti, Selçuk Belediyesi tarafından çeşitli organizasyonlar gerçekleştirmek için kiraya verilmeye başlandı…[66]
  • İstanbul Eyüp İlçesinin Göktürk Merkez Mahallesi’nde bulunan bir çocuk parkında yeşile boyanarak, tepede panellerle kamufle edilmeye çalışılan baz istasyonu fark edilince tepkilere neden oldu…[67]

Örneklerden hareketle toparlarsak; doğanın yaşam döngüsü, sağlıklı ve dengeli bir durumdan çıkarılarak su, hava ve toprak varlıkları bizzat tehdit kaynağı hâline getirilmiştir. Kimilerinin genel olarak insan faaliyeti olarak adlandırdığı genel olarak sermaye hareketlerinin yarattığı, sanayi, yatırım ve işletme faaliyetleri bu çarpıklığın ana kaynağıdır.

Çevre sorunlarının sistemden (günümüzde kapitalizmden) kaynaklandığı açıktır. Elbette çevre sorunlarının giderek büyümesi, içinde bulduğumuz tüketim toplumundan, kapitalizmin körüklediği bireysel yaşam tarzlarımızdan, kârlarını artırmaktan başka bir şey düşünmeyen şirketlerin eline bırakılan doğal varlıkların fütursuzca kullanılmasından ötürü bir felakete dönüşüyor…

HES’lerde, Cerrattepe’de, “Yeşil Yol”da olduğu gibi…

DEVAM EDECEK

23.11.2018 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İKTİSADÎ ÇÖKÜŞ, BEŞERÎ ÇÖZÜLME

1 MAYIS’A GİDERKEN

ANIN YAZARI: ADALET AĞAOĞLU

KARDEŞİM(İZ)İN “DAVA”SI (MI?)![*]

SAHNE (DURUŞU) PERFORMANSININ POLİTİKASI

YEDİ NOKTA YA DA YETER ARTIK

YAZMAK SERÜVENİNE BİR BAKIŞ

ÇİN DEYİNCE...

KLASİK MÜZİĞİN ÖNEMİ[*]

ÖZGÜRLÜK YERKÜREYİ KURTARIP, GÜZELLEŞTİRME UMUDU VE İRADESİDİR

KAHVERENGİ TONLU COVİD-19 GÜNLERİNDE (C)EZAEVLERİ

“İŞÇİ SINIFI” DEYİNCE

ANILAR, SESLER, ŞARKILAR

ÖZGÜR İFADE “HAZIR OL”DA DUR(A)MAZ

MİZAH/GÜLMECE ŞAH(LAR)I MAT EDER

DEDE EFENDİ’Lİ, İTRÎ’Lİ, LİMONCİYAN’LI KLASİK MÛSİKÎ

EKONOMİK VAZİYET(İMİZ) İLE BEŞERİ TABLO(MUZ)[1]

“ADINI SİZ KOYUN” 3

“ADINI SİZ KOYUN” 2

“ADINI SİZ KOYUN”

“AZ YAZIP ÇOK SÖYLEYEN” CEMAL SÜREYA

İSYAN SANCAĞINI YÜKSELTENLERİN KUŞAĞINDANDIR GENÇLİK

ÖRNEKLERİYLE -OLMASI GEREKEN- AYKIRI[*]

YAPITLARIYLA HAFIZALARDAN SİLİN(E)MEYEN AGNÈS VARDA

“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

GOMİDAS’LI HALK MÜZİĞİ(MİZ)

ŞAİRLER GALERİSİ

RUMLARA DAİR TARİH (B)İLGİSİ

GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

IRKÇILIK/ FAŞİZM SUÇU

COVID-19 GÜNLERİNDE SORU(N)LAR, SORUMLUKLAR

V. İ. LENİN VE EKİM DEVRİMİ

HÂLÂ ONLARLAYIZ; ONLARDANIZ

“MED CEZİR”Lİ ‘ÇETİN’ KALEM

AYDIN DURUŞU VE SORUMLULUĞU

VATAN’IN F3’ÜNDE DÖRT GÜN

SORU(N)LAR, YANIT(SIZLIK)LAR

TRUMP KÂBUSU VE EMPERYALİST ABD

DOĞAN HIZLAN VESİLESİYLE ELEŞTİRİ VE YAZMAK ÜSTÜNE

BİR “İZMİRKOLİK”İN SERÜVENİ

TÜRKÜLER(İMİZ) VE BİZ

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ

LAİKLİK ZARURETTİR

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR ( 2 )

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR

DOĞAN GÜNÜN OZANLARI

SURUÇ’UN 33’LERİ VE ONLARIN ÇAĞDAŞ AYDIN’I

ARKADAŞ(IMIZ) Z. ÖZGER

“DİNEN BİR FIRTINA”YI ANLA(T)MAK

“MODAYI BİLİP DE ONA KAPILMAYAN”DI AHMET OKTAY

ÖZLEMLERİN İSYAN ÇIĞLIĞIDIR ŞİİR

PINAR YOLDAŞA KALKAN ELLER KIRILIR

BİR SEVDADIR TİYATRO

ÖMER ŞERİF’İN OYUNCULUĞU

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

6 MAYIS HAKİKÂTİ ÖLÜMSÜZDÜR

ÖLÜM ORUCUNUN 320. GÜNÜNDE İBRAHİM GÖKÇEK İÇİN

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020 ( 2 )

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020

ÖĞRENCİSİ OLDUĞUM ‘İNSANCIL’A DAİR

BUGÜNÜ VE SONRASI İLE COVID-19

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR ( 2 )

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR

UNUTAMADIĞIM FİLM(LER), YÖNETMEN(LER), OYUNCU(LAR

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ ( 2 )

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ

TARIM(IN) HÂL(LER)İ

KLASİK MÜZİĞİN FARKLI İKİLİSİ: MOZART İLE STRAUSS

AŞIKTI, “GARİP”Tİ, HALK DERVİŞİ NEŞET ERTAŞ

TARİH(İMİZ)E HAYRANLIKLA, MİNNETLE, SAYGIYLA

ÇOKSESLİ MÜZİĞİN DEVRİMCİ DEHASI BEETHOVEN

SİNEMAMIZIN DERVİŞİ: AYTAÇ ARMAN[*]

EYGİ VESİLESİYLE -BALIK HAFIZALILAR İÇİN- 50 YIL SONRA “KANLI PAZAR

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ!

KRİZ İLE GELEN(LER)

USTANIN KADİM DOSTU, YADİGÂRI BALABAN

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? ( 3 )

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? (2)

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR?

IŞIĞIN RESMİNİ ÇİZEREK, TARİHİ ZAPT ETMEK

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER ( 2 )

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ! ( 2 )

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ!

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ ( 2 )

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ…

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK) ( 2 )

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ ( 2)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?!

HAS BİR TİYATROCU: CÜNEYT TÜREL

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR

KAVGADAN BESLENİP; ONU ÇOĞALTAN ŞİİRİN ŞAİRİ: ADNAN YÜCEL

33’LER İLE ÇAĞDAŞ’INDAN ÖĞRENDİKLERİM(İZ)[*]

ULUSLARARASI KAOSUN GELECEĞİ

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI ( 2)

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK ( 2 )

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK

KÖLELİĞE KARŞI MÜCADELENİN BİRLİĞİ İÇİN (YA DA “NE OLUYOR; NASIL; NE YAPMALI” MI?)

ELEŞTİREL ARABESK HİKÂYESİ

SÖZÜN MİLİTAN EYLEMİ; HAKİKÂTİN BEDELİ ÖDENMİŞ SÖZCÜSÜ

KIPIR KIPIR, NEŞE DOLU “DELİ KADIN”: AYŞEN GRUDA

CUMHURİYET İLE MÜZİK(İMİZ)

BAŞKALAŞANLARDAN DEĞİL, GELİŞENLERDENDİ GÜLRİZ SURURİ

KİTLE ÖRGÜTLERİ VE DEMOKRATİK İŞLERLİK

“SANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN

ZOR(UNLU) BİR MESELE: ALTERNATİF DEVRİMCİ-HALKÇI YEREL YÖNETİM

YAZDIĞINIZ YAŞAM YA DA SAFSATADIR!

HALKIN -BAŞKALDIRAN- ARZUHÂLCİSİ: YAŞAR KEMAL

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)[2]

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)

MAYIS KIZILLIĞINDA ‘71 KOPUŞU VE KAYPAKKAYA

BUGÜN(ÜMÜZ)DE FAŞİZM(LER)

SİNEMANIN MÜSTESNA İSİM: METİN ERKSAN

İNSAN OLMAK ZORKEN, ‘İNSAN’DI ZEKİ ALASYA

ÖLÜMSÜZLÜK BAĞLAMLI KIZILDERE(MİZ)

SAİT FAİK’İN DÜŞ(ÜNCE)LERİ

İSYANA DÖNÜŞ(EME)YEN İTİRAZ VEYA MÜSLÜM GÜRSES HİKÂYESİ (Mİ?

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 3 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 2 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF ( 2 )

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ) 2

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ)

DİZELERİYLE REFİK DURBAŞ ÖYKÜSÜ

AFORİZMALARDAN BUGÜN(ÜMÜZ)E UYARILAR

‘KEL MAHMUT HOCA’ + ‘YAŞAR USTA’ + ‘TURŞUCU KAZIM’ + ‘AYYAŞ EMİN’Dİ O…

hatırlamiyorum-nakaratlarina-hatirlatalim

“NETAMELİ BİR KONU”: ULUSAL SORU(N)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 3)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 2 )

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI

ABD EMPERYALİZMİ VE VENEZÜELLA 2019

AYKIRI DİZELER, ŞAİRLER

ÇEŞİTLİ VECHELERİYLE BEŞERİ (EKONOMİ-POLİTİK) KRİZ

“BÜYÜK FOTOĞRAFÇI”NIN GERÇEĞİ VE DRAMI

KRİZ “İMKÂN, TEHDİT VE KARAR” BİLEŞKESİDİR

İNSANI İNSANLAŞTIRAN DEĞERLER: AŞK, SANAT, BAŞKALDIRI, MÜCADELE

HİÇLEŞTİRİLME KAYGISINDAN ÖFKEYE SARI YELEKLİLER

68 HAREKETİ, MAYIS(IMIZ), KAYPAKKAYA VE 1971

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM ( 2)

NBC SİNEMASI (MI?)

DÖRT GÜNLÜK “Bİ ŞEY”

ISINMANIN ÖTESİNDE -YANIYOR!- YERKÜRE

YEŞİLÇAM’LI TÜRK(İYE) SİNEMASI

YAZMAK EYLEMİNE MÜNDEMİÇ NOTLAR

SANAT (VE TİYATRO) İLE HAYAT

EYYAMCI DEĞİL, HER DEVİRDE İNSANDI TARIK AKAN

YIKA YIKA YARATARAK YAZMAK

SIRILSIKLAM BİR ÂŞIK: BEDRİ RAHMİ

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR) ( devam)

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR)

ÖNCESİYLE 15-16 HAZİRAN’DAN BUGÜN(ÜMÜZ)E

HAKKÂRİ’DEKİ PARİS’Lİ: FERİT EDGÜ

TİYATRONUN UNUTULMAZ İNSAN(LAR)I

KARL MARX İLE MARKSİZMİ

LATİN AMERİKA VE EDEBİYAT ve GRUP YORUM'la dayanışma videosunu

ÜTOPYALAR(IMIZ)IN TARİHSEL ZEMİNİ

TÜKETİLE(MEYE)N İNSAN(LIK

KAPİTALİST KENT(LEŞMEMİZ)İN HÂL-İ PÜR MELALİ

KRİZİN, SAVAŞIN, VAHŞETİN “YDD”Sİ

POLİTİK SİNEMA İHTİYACI BÜYÜRKEN

O SES PEŞİNDEN SÜRÜKLENEN YILDIZ KENTER

MART’IN 10 KIZIL KARANFİLİ (VE ANIMSATTIKLARI

“DERİN AŞKLARIN, BAĞLILIKLARIN, HASRETLERİN, ŞEFKATİN ŞARKILARINI SÖYLEDİ” YILMAZ GÜNEY

DEVRİMCİ BİR DERVİŞ: OKTAY ETİMAN

İTİRAZ EDEN MÜLKSÜZLER İÇİNDİR LE GUIN

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI

SAF IŞIĞIN, ŞEFFAF SİMGELERİN ŞAİRİ: TOMAS TRANSTRÖMER

KAPİTALİZM KİRLİDİR, KİRLETİR

HRANT’IN KOLEKTİF KATLİNİN ANATOMİSİ

OHAL’(LERİN)İN EKONOMİ-POLİTİK DÖKÜMÜ

ŞİMDİLERDE ŞİİRE DAHA ÇOK MUHTACIZ GİRİZGÂHI

İSYANCI ŞEYH BEDREDDİN GERÇEĞİ

ORTADOĞU SARMALI VE T.“C”

DÜŞÜN(ECEĞİZ), YAZ(ACAĞIZ), KONUŞ(ACAĞIZ), SUSMA(YACAĞIZ)![

FAŞİZM(LER)İN GÜNCELLİĞİ VE IRKÇILIK

AŞK -İNSAN(LIK)A DAİR- HER ŞEYDİR![

EKİM DEVRİMİ İLE TARTIŞMALI “TARTIŞMALAR”I

GÜNCELDEN TARİHSELE İŞÇİ SINIFI

KAPİTALİST İKTİDARIN EĞİTİM(SİZLİĞ)İ VE COĞRAFYAMIZ

YENİ(DEN) ‘68’İ ANIMSA(YALIM)

AN-KARA’DA BİR KIPKIRMIZI CUMARTESİ

GÜLTEN AKIN: KENDİ GİTTİ, ŞİİR(LER)İ KALDI

BOYACI HALİL’İN MÜŞFİK KENTER’İ

EMPERYALİST YERKÜREDE BARIŞ (YALANI) VE SAVAŞ (GERÇEĞİ )

SİNEMA VE YÖNETMEN(LER)

PARİS KOMÜNÜ(MÜZ) HÂLÂ GÜNCEL

KAPİTALİZM VE TARIM(IMIZ)

“DUYARLILIĞIN İNCELİĞİN ESENLİĞİN YAZARI”: OKTAY AKBAL

KAPİTALİZMİN YARATTIĞI TABLO MU DEDİNİZ?

ÖĞRENCİ HAREKETİNİN TOPLUMSAL MÜCADELEDEKİ YERİ VE ROLÜ

HAYAT(LAR)IMIZA DOKUNMUŞ BİR MÜZİSYEN: ATTİLLA ÖZDEMİROĞLU

ADALETSİZLİK KARŞISINDA DEVRİMCİ SANATIN KONUMU VE İŞLEVİ

KATLEDİLDİĞİMİZ SURUÇ’LA ÇOĞALDIK

ŞİİRE KOÇAKLAMA

ÖZGÜRLÜĞE MUHTAÇ VE MAHKÛMUZ!

AYDIN/ ENTELEKTÜEL MESELESİNE DAİR

ŞİİR GİBİYDİ JOHN BERGER

SEVDİKLERİMDENDİR ÜÇÜ BİRDEN

YAZMAYI YAZMAK YAPAN

BAHAR(LAR)IN HALKI: ROMANLAR

ESKİ(MEYEN) SESLER, TINILAR

ORHAN KEMAL: USTADIR, YERİ AYRIDIR, MÜHİMDİR

“CULPA VACARE MAXIMUM EST SOLATIUM”

UNUTUL(A)MAZLAR YA DA HATIRLAYIN ONLARI

FİRARİ YAŞAM(IN)IN YAZMAK EYLEMİ

15’LER DAİR: GEÇM(EM)İŞ BUGÜNÜ(MÜZÜ)N ÖNSÖZÜDÜR !

SATIRLARDA AKAN YAŞAMIN BİLGELİĞİ

İNKÂRA ORTAK OLMA(K)!

“EVET”(İN EKONOMİSİN)E HAYIR!

ALAYINA İSYAN: “EVET”İN REFERANDUMU’NDA “HAYIR”![

“ÖZGÜRLEŞME DİLDE BAŞLAR”[

İNSAN(LIK), ONA İNANAN ŞAİR(LER)İN ŞİİR(LERİN)E MUHTAÇ

ALAYINA İSYAN, HEPSİNE “HAYIR”![

EKİM’İN 100. YILINDA KAVRAMLAR, GERÇEKLER

ZULA(NIZ)DAKİ ŞİİR, MAVZER(İNİZ)DEKİ MERMİ GİBİDİR

İKTİDAR, EĞİTİM, ÜNİVERSİTELER VE GENÇLİK

AKP’NİN -KAPİTALİZM PATENTLİ- ÇEVRE PRATİĞİ

“TEKÇİLİK” GÜZERGÂHINDA NEYİ, NASIL YAPMALI?

KÖTÜLÜK(LER) TABLOSU MU? “PANTE REI”![

ŞEYH BEDREDDİN: “SÖZÜ, BAKIŞI, SOLUĞU ARAMIZDAN ÇIKIP GELECEKTİR

UMUDU -TÜKETMEDEN- ÇOĞALTANDI SENNUR SEZER

“KIRIK MOZAİK”(İMİZ)İN PARÇASI SÜRYANÎLER

ORTADOĞU: BÜYÜK FOTOĞRAF İLE “KÜÇÜK” AYRINTI(LAR)

“İNSANLIK HÂLİ”NİN TERCÜMANI: FRANZ KAFKA

RESİM “SÜS” YA DA “AKSESUAR” DEĞİLDİR, OLAMAZ!

FUTBOL: GERÇEK VE BAĞINTILARIYLA TARTIŞALIM MI, TARTIŞMAYALIM MI?

EKİM’İN LENİN, LENİN’İN EKİM DESTANI

EGEMEN KLİKLER ARASI HESAPLAŞMA VEYA 15 TEMMUZ’UN ŞECERESİ[*]

SİYONİZM KARŞISINDA FİLİSTİN İLE ARAFAT’I[*]

ZEKÂ, YARATICILIK KADAR YÜREKLİLİKTİR KARİKATÜR(İST)[*]

BARIŞ (=HAYAT) İLE SAVAŞ (=ÖLÜM) HÂLİ[*]

TARTIŞILAN ASLÎ SORU(N) ÖZGÜRLÜKTÜR[*]

EGE MAVİSİNİN -HALİKARNAS- BALIKÇISI[*]

101. YAŞINDA AZİZ NESİN USTA[*]

68 BAŞKALDIRISI VE ÖĞRENCİ HAREKETİ[1]

“ÇORUMLU ‘BAUDELAİRE’PEREST”: SAİT MADEN[*]

KARAR VERİN: “SİZİN MUHAMMED ALİ’NİZ HANGİSİ?”[*]

HAYAT VE SANAT = GENÇLİK VE MÜCADELE[1]

GİDEN(LERİN) İKİ(SİN)DEN KALAN(LAR)[*]

BAŞYAPITI ‘GABO’NUN KENDİSİYDİ, HAYATIYDI[*]

YAZMAK EYLEMİNİN KADINLARI[*]

MİLLİYETÇİLİK VİRÜSÜ VE FUTBOL[*]

ANAYASA, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE LAİKLİK[*]

33’LER SURUÇ’TUR; BİZ 33’LERİZ![*]

SYRIZA: NEYDİ? N’OLDU?![*]

“GEZİ”(/HAZİRAN) SANATI[*]

YENİDEN -VE BİR KEZ DAHA- FAŞİZM[*]

TÜRK(İYE) PATENTLİ PANOPTİKON HÂLİ[1]

ÇÖZÜLME, PARÇALANMA VE KUTUPLAŞMA GÜZERGÂHINDA[*]

DİK DURAN NİKBİNLİK: SABAHATTİN ALİ[*]

AŞKLARIN, KAVGALARIN, BARUT KOKAN DİZELERİN ŞAİRİ: HASAN HÜSEYİN[*]

SOYKIRIMDAN SÜRGÜNE ÇERKESLER[*]

44 YIL SONRA ONLAR YANİ SONSUZLAR[*]

AŞK, TRAVMA, TOPLUMSAL İNŞA VEYA DEVRİM, KAPİTALİZM, SOSYALİZM[1]

PEKİYİ YA İSYANCI KAZIM’DAN SONRA BİZ?![*]

TARİHSELDEN GÜNCELE İBRAHİM KAYPAKKAYA[1]

HAYATI ÖRGÜTLEYEN AŞKINLIKTIR SANAT (İLE TİYATRO)[*]

KAPİTALİZMİN “ÇEVRE”Sİ YA DA EKOLOJİK KÂBUS![1]

BUGÜN(ÜMÜZ)DE ENTELEKTÜEL, EĞİTİM, AKADEMİ[*]

MÜLKİYET, İKTİDAR, DEVLET (=DEMOKRASİ) VE…[1]

RADİKAL SOSYALİZM HÂLÂ GÜNCEL!

2015 1 MAYIS’INDAN 2016’YA YİNE, YENİDEN, ISRARLA TAKSİM!

KIZILDERE TARİHİ(MİZ) HEPİMİZİNDİR[1]

KÜLTÜREL YOZLAŞMA KARŞISINDA DEVRİMCİ SANAT[1]

KOMÜN’DEN EKİM’E ESKİ(MEYEN) SOSYALİZM

YALNIZLIĞIN ÇOĞUL SENFONİSİ: SAİT FAİK ABASIYANIK[*]

SAVAŞIN BATI CEPHESİNİN SORU(N)LARI İLE “DOĞU”[*]

ORTADOĞUDA T.CNİN HÂLİ VE ROJAVA

SANATIN SINIFI VEYA SANAT SİYASAL VE SINIFSALDIR

ORTADOĞUNUN KANAYAN YARASI FİLİSTİN

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

FAİLİ MEÇHUL -OLMAYAN- KAYIP(LAR)

80'Lİ YILLAR = İNSAN(SIZLIK) + UMUT(SUZLUK) + EYLEM(SİZLİK)

ERMENİLERİN BUGÜNÜ=HRANT+KAMP ARMEN

KÜRTLER VE ORTADOĞU

chavez venezüella'sında ne(ler)oluyor? bolívarcı halkçılık mı, sosyalizm mı