KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM ( 2)

Temel Demirer

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM ( 2)

II.1.1) HES

 

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Karadeniz Bölgesi’nde 10 yıl içerisinde toplam kapasitesi 20.3 milyar kilovat/yıl (kWh/yıl) olan 203 HES yapıldı. Bölgede, 2017 yılı itibarıyla inşaatı devam eden 20 HES projesi bulunduğu, 123’ünün de etüt ve proje aşamasında olduğu kaydedildi;[68] amma!

“Ama”sı var…

Hidro elektrik santralları (HES) faciasını bilmeyen, duymayan var mı?

HES gündeme geldiğinde birileri karşınıza çıkar...

HES’leri öve öve bitiremez... Yok, ithal ettiğimiz elektriği kendi olanaklarımızla üreteceğiz... Yok, doğalgaz ve kömür kullanarak ürettiğimiz enerjiyi, doğal kaynakları kullanarak gerçekleştireceğiz... Yok, ÇED raporları hazırlanacak, verilen sözleri HES’i kuran şirketler yerine getirecek... Yok, HES’ten çıkan su yeniden kullanılabilecek, suyun yapısında bir bozulma olmayacak...

En önemli etken “ucuz enerji” yutturmacası elbet...

Diyelim ki iki kuruşa ithal ettiğimiz enerjiyi HES’ler çoğalınca bir kuruş verip kullanacağız.

Yıllardır bu masalları dinliyoruz...

HES’ler en çok Karadeniz’de kuruluyor. Akarsuyu bol, dağlar, dereler...

Yapım aşamasında dinamit patlatılması, ağaçların köklenmesi olağan sayılıyor.

Akarsu yataklarının yönü değiştiriliyor. Molozları firma yetkilileri kaldırmıyor.

Doğa elden gidiyor! Kimin umurunda bunlar?[69]

  • Antalya Alakır’da bir HES firmasının, debimetre denilen cihazla ölçülen yüzde 10 oranındaki can suyunu bırakmadığı, bunu gizlemek için de yakındaki bir dereden borularla taşıdığı suyu debimetrenin önüne saldığı ortaya çıktı…[70]
  • Antalya Kumluca’daki Alakır Nehri üzerinde yapımı süren Dereköy HES projesine karşı açılan 4 dava da kazanılmasına rağmen, HES inşaatının yüzde 95’i tamamlandı...[71]
  • Rize’de 300 bin kişinin içme suyu ihtiyacının karşılandığı Andon İçme Suyu Tesisleri üzerine, “Yurttaş Kazım” lakaplı Kazım Delal ile köylülerin mücadelesine karşın, hiçbir izin alınmadan hukuk süreci devam ederken yapılan HES, 2017 yılı mayıs ayında Rize Valisi Erdoğan Bektaş tarafından törenle açıldı. Mahkeme de, HES için 14 Eylül 2017’de bölgeye bilirkişi heyeti gönderdi…[72]
  • Salarha Vadisi üzerinde kurulması planlanan Ambarlık HES projesine Yurttaş Kazım’ın açtığı davadan, “HES’ler zarar verir,” denilerek iptal kararı, Danıştayca onandı...[73]
  • Yenilenebilir enerjide Avrupa’nın en büyük şirketi olan Norveçli Statkraft’ın CEO’su Christian Rynning-Toennesen, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihaleye çıkılan 10 hidroelektrik santrali içindeki bazı portföylerin özelleştirilmesiyle ilgilendiklerini ve şartname aldıklarını söyledi…[74]

 

II.1.2) CERRATTEPE

 

Ve AKP’ye yakınlığıyla bilinen Cengiz Holding’in Cerrattepe’si!

Cerrattepe’de maden çıkarılırsa ağaç kesimi ve orman ölümü yaşanacak, kimyasal kullanılacak, yeraltı suları kirlenecek, asit maden drenajı yapılacak, heyelanlar meydana gelecek.[75]

Ancak Cengiz Holding’in altın ve bakır madeni çıkarmayı planladığı Artvin Cerattepe’de şirket çalışanları çok sayıda ağacı kesti.[76]

Konuyla ilintili olarak Cerattepe’de Cengiz Holding’in çalıştırmak istediği maden için hazırlanan ÇED raporunun iptalini reddeden Rize İdare Mahkemesi, çevre davalarında ilk kez rastlanan gerekçeye yer verdi. Mahkeme kararında, anayasanın çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen 48. maddesine atıfta bulunulması tepki çekti. Maddenin 1. fıkrasında, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir”, 2. fıkrasında da “Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır” hükümleri yer alıyorken;[77] dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Artvin’in Kafkasör Yaylası’na bağlı Cerattepe’de yaşananlarla ilgili olarak, eylem yapanları tespit ettikten sonra cezalandıracakları vurgusuyla, “Yolu kapatmak için ağaç kesmişler. Hatta yakmışlar. Onları tespit edip gerekli cezayı vereceğiz. Ben madenciliğe karşı değilim ama vahşi madenciliğe karşıyım, ona müsaade etmiyoruz. Çevre tahrip edilmeyecek şekilde madenlerin çıkarılması işlenmesi gerekir, Türkiye’nin ekonomisi açısından önemlidir,” dedi.[78]

Ve nihayet…

  • Artvin’de dereler gri-beyaz akıyor, yaklaşık 2 bin 500 ağaç kesildi, hafriyat ormana doğru dökülmeye başladı, patlatma seslerinden insanlar uyuyamıyor…[79]
  • Doğa harikası Cerattepe’de maden faaliyetleri başladıktan sonra dereler kirlendi, şu ana kadar yaklaşık 2 bin 500 ağaç kesildi. Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurtoğlu ise bölgede 1500 kovanla arıcılık yapıldığını belirterek “Arıcılığın bir yıllık geliri devletin madenciden alacağı 42 milyonun kat kat fazlası” ifadelerini kullanıyor.

Maden ve bölgede yapılacak teleferik için 60 bin ağaç kesileceğini söyleyen Kurtoğlu, ağaç sayısı üzerinden yürütülen tartışmada karşı tarafın “Beş katını dikeceğiz” dediğini hatırlatarak “İsterseniz bin beş yüz katı ağaç dikin, 300 yılda yetişen orman ekosistemiyle sizin diktiğiniz fidan aynı olamaz,” diyor…[80]

  • Cerattepe’de Cengiz Holding ormanı talan ederken ‘Yeşil Artvin Derneği’ Başkanı Nur Neşe Karahan’a, 245 günlük nöbet için Artvin halkıyla yaptıkları tahta kulübe nedeniyle dava açıldı. Karahan’ın 5 ayrı davası sürüyor…[81]

 

II.1.3) YEŞİL YOL

 

Karadeniz’de halkın karşı çıktığı, 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak 2 bin 600 kilometrelik Yeşil Yol projesindeki gerçekler bir bir aydınlanıyor. Konunun özü şu: Kıyıları, koyları, ormanları, meraları yağmalayan iktidar, gözünü yaylalara da dikti. Canlıların doğal yaşam alanını olumsuz yönde etkileyecek projeyle doğanın, hayvancılığın kökü kazınacak. Binlerce ağaç kesilecek, ormanlar bölünecek, yıllardır sürdürülen bir kültür altüst edilecek.

Amaçları rant; Karadeniz’de yaşayanların yüzyıllardır kullandığı yaylaları ve ormanları yandaşlara, sermayeye peşkeş çekmek. Altıncılara, madencilere yol açmak...[82]

Aslında Samsun’dan başlayıp Ordu’dan geçerek Artvin’e kadar tüm yaylaları birbirine bağlamayı amaçlayan Yeşil Yol, Fatsa’da ortaya çıkan ve bölgeye adeta ayrık otu gibi yayılacak olan madenlere, HES’lere ve benzeri adımlar için alt yapı hazırlığından başkaca bir şey değildir. Yeşil Yol, Maden Tetkik Arama (MTA) tarafından açıklanan Karadeniz bölgesindeki maden rezerv haritalarıyla çakışıyor olması herhâlde bir tesadüf olamaz. Yeşil yol Karadeniz bölgesinin bir ‘Master’ planıdır ve bu planlar sermaye çevrelerinin çıkarları için oluşturulur.[83]

Soru(n) bu kadar netken!

  • 2 bin 600 kilometre uzunluğundaki Yeşil Yol Projesi’ne karşı doğal yapıyı korumak amacıyla açılan dava dosyasına bilirkişi raporu girdi. Orman sınırı üzerindeki çayır ve meraların ekolojik açıdan büyük öneminin olduğunu vurgulayan bilirkişi, sağlıklı mera ekositeminin dağ alanlarındaki toprak ve su kaynaklarının sigortası olduğuna dikkat çekti ve yol yapımının durdurulması gerektiğini belirtti. Ancak Yeşil Yol projesi çalışmaları 1 Haziran 2018’de tekrar başladı…[84]
  • Yeşil Yol Projesi çalışmalarında kullanılan patlayıcılar hem doğayı hem yaşamı hiçe sayıyor. Bölge milli park sınırları içinde…[85]
  • Yeşil Yol projesini de kapsayan ve TEMA Vakfı tarafından açılan davada “yürütmeyi durdurma” kararı verilen 1/100.000 ölçekli ‘Çevre Düzeni Planı’, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenerek onaylandı…[86]
  • Yeşil Yol Projesi’nin Rize’nin Çamlıhemşin İlçesi Yukarı Kavron ve Samistal Yaylaları arasındaki bağlantı yolunun yapımına karşı çıkan 11 kişi hakkında, “İş ve çalışma hürriyetini ihlâl” suçlamasıyla dava açıldı…[87]

 

II.2) İTİRAZ VE DİRENİŞ

 

Serdar Kızık’ın, “Sen onun bağrını deşersin, kesersin. Zehirlersin, yakar, yıkar, yok edersin. Doldurur, boşaltırsın.

Saldırırsın canavar dişli makinelerinle, uygarlık adına!

Doymak bilmeyen iştahınla, hırsınla üstüne gidersin. Sermayeye, yandaşına peşkeş çekersin...

Cinayeti sen kurdun oysa, ölümleri ellerinle getirdin.

Dere yataklarına apartman kondurdular, teşvik ettin.

‘Sahil yolu, HES’ dedin, yaylalara Yeşil Yol dedin.

Madencilere dağları deldirdin, ormanları katlettin.

Karadeniz’de suların önünü kestin.

Samsun’da sel sularında ölüp gidenler için ‘doğal afet’ deyip takipsizlik verdin.

Yoksulların oyuyla, yoksullara ölüm geldi.

Uyarmışlardı oysa, sahil yolu olmazdı, dereler hapsedilip kurutulmazdı. Yayla yolları ranta açılamazdı...

Sermayenin, rantiyenin sözcüsü olarak ‘Vatan hainleri’ demiştin uyaranlara. Yaşamlarını, yaylalarını korumak için direnenleri, HES’lere karşı çıkanları dış güçlerin işbirlikçisi ilan ettin,”[88] biçiminde dillendirdiği itirazın, giderek direnişe tahvil olduğu bir “sır” değildir…

  • Kuzey Ormanları Savunması, Kuzey ormanları içinde yer alan Alibey su havzası ve çevresinin “kent ormanı” adı altında tahrip edildiğini, orman bütünlüğünden koparılarak iş araçlarıyla kuru, boş bir ağaç dekoruna çevrildiğini belirterek, durumu protesto etti...[89]
  • Kolin şirketi, Yırca’da gerçekleştiremediği termik santrali, Soma’nın bir diğer köyü Kozluören’de hayata geçirmeye çalışıyor. Ancak Kolin’in yaklaşık 7 bin zeytin ağacını kestiği Yırca’dan sonra Kozluören’de de doğa katliamına girişmesi sonrasında köylüler “ağaç nöbeti”ne başladı. Köylüler, şirketin 3 ayrı bölgede gerçekleştirdiği kesimleri durdurdu. Köylüler, nöbet başında çektikleri videolarla destek çağrısında bulundu. Ağaç nöbetçilerinden Can Çolak, videoda şöyle seslendi: “Doğa düşmanı Kolin, doğamızı katletti. Biz 9 kişi buraya gelerek katliamı durdurduk. Mücadelemiz devam edecek. Herkesi Soma’ya, Kozluören Köyü’ne bekliyoruz”…[90]
  • Bolu’nun Mudurnu ilçesi Yeniceşıhlar Köyü’nde kalker ocağı için inşaat çalışmaları başladı. Köylüler yetiştirdikleri tarım ürünlerinin ve hayvanların otladığı meraların yok olacağı gerekçesiyle maden ocağına karşı seferber olmuş durumda…[91]
  • Amasya merkeze bağlı Yeşildere Vadisi’nde yapılması planlanan HES bölgede yaşayan köylüleri ayaklandırdı. Yaklaşık 30 köyün yaşam alanını olumsuz etkileyen HES inşaatının durdurulmasını isteyen köylüler Amasya -Tokat karayolunu bir saat süreyle çift yönlü olarak trafiğe kapattı...[92]
  • 1989’da başlayan ve bugüne kadar sürüp giden Bergama köylülerinin altın madenine karşı başlattığı direnişin hemen hemen aynısı bugün Ordu’nun Fatsa ilçesi yakınlarındaki Bahçeler bölgesinde başladı. Büyük çoğunluğunu fındık ağaçlarının oluşturduğu geniş bir ormanlık alanda ağaç kıyımı yapılınca köylüler de direniş çadırını kurdu...[93]
  • Siyanürlü altın madenine karşı yaşam alanlarını koruma mücadeleleriyle Bergama köylülerinin direnişi, Türkiye’de yerel anlamda çevre mücadelelerinin miladı olarak kabul edilen bir halk direnişidir. Şimdilerde AKP iktidarı döneminde, adında çevre, su, orman bulunan bakanlıklar eliyle yasal kılıfına uydurarak, memleketin dört bir yanında her geçen gün sayıları artan şekilde uygulanan rant, talan ve gasp politikasına karşı halk direnişleri, giderek daha güçleniyor, görünürlük kazanıyor, direnişler arası dayanışma artıyor. Bu açıdan, Gezi direnişi İkizdere’de, Mersin’de, Kaz Dağları’nda, Gerze’de, Şırnak’ta, Munzur’da, Loç Vadisi’nde, Ahmetler’de, Hasankeyf’te, Aliağa’da, Ergene’de baştan aşağı Anadolu’da süregiden yerel itirazları daha görünür kılması bakımından da önemli bir işlevselliğe sahip. Bu itirazları görmezden gelen, yerelden yükselen bu sesleri duymayan kibir siyasetinin geleceğinin olmadığı gerçeğini de görmek gerek…[94]
  • Tokat’ın Zile ilçesinden geçen Çekerek Irmağı üzerine özel bir firma tarafından yapılması planlanan HES’e karşı 15 Mart 2015’de Yapalak köyünde eylem yapılmıştı. Köylüler 10 kilometre uzaklıkta bulunan şantiyeye yürümüştü. Zile-Çekerek yolunda çok sayıda jandarma ve polisin önlem alması sonrası eyleme katılanlar tarlaların içerisinden devam etmişti. İki bin kişinin önünü jandarma kesmiş ve tarlalara kaçışanlara biber gazı ile müdahale etmişti. Bu arada, müdahale için görevlendirilen Zile Belediyesi’ne ait otobüsün camları kırılmıştı. AKP ’li Belediye Başkanı Lütfi Vidinel de otobüsü belediye binasının önüne çekerek, üzerine astığı “Zile’de terör istemiyoruz” başlıklı bir pankartla sergilemeye başlamıştı. Tepkiler üzerine bu pankart kaldırılırken; 56 köylü hakkında yedi ayrı suçlamadan soruşturma başlatılmıştı…[95]
  • Gezi Parkı eylemcilerine “Çapulcu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ensar Vakfı Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Artvin Cerattepe’de direnen yurttaşlara, “Yavru Gezici,” dedi…[96]

 

III) MARKSİZM VE EKOLOJİ

 

Ekolojik yıkım olarak tarif edebileceğimiz çevre sorunu, doğanın kendini yenilemesini, yeniden üretmesini engelleyen bir aşamaya gelmiştir.

Bunu nedeni sürdürülemez kapitalizmin -doğası gereği- her şeyi metalaştırıp; kendisi için kâr elde etmenin bir aracı hâline getirmesidir.

Çünkü doğa, kapitalizmde meta üretimi için burjuvazinin ihtiyaç duyduğu çeşitli hammaddeleri sağlayan en önemli ve en büyük araçtır ve kapitalizmin temel nitelikleri yıkım ile azami kâr hırsıdır.

Kolay mı?

Küçücük bir azınlığın büyük refahına, devasa bir çoğunluğun yaygın ve derinleşen yoksulluğunun eşlik ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. “Öteki dünyada” cehennemî bir yaşamdan çekinmeye gerek yok, bu dünyada ona fazlasıyla alıştırıldık. Cennete çevirmek bal gibi de mümkünken neo-liberal kapitalist saldırı politikalarının artan ölçüde emekçilerin canını aldığı, doğayı katlettiği bir dünya bu!

Emeğin ve doğanın bu denli tahrip edilmesi ve yağmalanması kaçınılmaz olarak insanların ruhsal sağlıklarını da bozmaktadır. İnsanlığın büyük bir bölümü yoksulluk içinde yaşarken, dizginsizce pompalanan tüketim kültürü tüm toplumu cenderesi altına alıyor.

Sürdürülemez kapitalizmin yarattığı çürümeye son verebilecek hiçbir çaresi kalmadı; siz bakmayın BM’in 1972 yılında Stockholm’de, 5 Haziranı “Dünya Çevre Günü” olarak ilan etmesine! Söylenenler ile yapılanlar arasında derin riyakârlık söz konusudur; yılda dünyada yaklaşık 5 milyona yakın insan çevre kirliliği nedeniyle yaşamını yitiriyor.

Ayrıca insanlığı ve dünyadaki tüm yaşamı tehdit eden, ancak hâlâ yeteri kadar farkına varılmayan küresel ısınmanın tehlikeli etkileri XXI. yüzyılda daha da tırmanıyor. BM’nin 2001 tarihli raporunda bilim insanları, küresel ısınmanın XXI. yüzyılı aynı zamanda “açlık yüzyılı” kılacağının altını çizmişlerdi.

Dedik; bir kez daha vurgulayalım: “Açlık yüzyılı” deyişi sınıfsal bir anlam taşımaktadır: 2003 yılının sonlarında yapılan açıklamada, WFP’nin (Dünya Gıda Programı) 40 yılın en fazla yardım talebiyle karşı karşıya olduğu, açlığın pençesindeki 110 milyon kişiye gıda sağlayabilmek için örgütün en az 4.3 milyar dolara ihtiyaç duyduğu, ancak bu paranın tamamının henüz toplanamadığı belirtildi. Dünyada hâlen 300 milyondan fazla çocuğun sürekli aç olduğunu belirten WFP, bunlardan yaklaşık 170 milyonunun okula karnı aç gittiğini ve gün boyunca hiçbir şey yemediğini, 130 milyon aç çocuğun ise hiç okula gidemediğini kaydetti.

Raporda yer alan bilgilere göre, küresel ısınma Asya’da tarım ürünlerinin üretiminde düşüşe neden olacak. Avustralya ve Yeni Zelanda’da su kıtlığına yol açacak olan küresel ısınma, Avrupa’da sel baskınlarını, Amerika’da ise erozyonları beraberinde getirecek.[97]

Şimdi tam da John Bellamy Foster’ın, “Ekoloji bu sistemin içinde kurtarılamaz,”[98] diye tarif ettiği ufuktayız ve Karl Marx’ı anımsamalıyız…

Marksizm-Leninizm’den umutlarını kesenlerin, “Marx’ın döneminin koşulları dikkate alındığında ekolojik tahribatın yıkıcı etkileri henüz ortaya çıkmamış olduğundan, ekoloji sermayenin genişletilmiş yeniden üretiminin çözümlenmesinde dikkate alınmamıştır. Buradan hareketle ekolojinin aslında Marksizme içkin olduğunu iddia etmek ya da tersine Marx’ı ekolojiyi dikkate almadığı için eleştirmek de doğru değildir. Her şey tarihseldir. Bunu Marx-Engels de defalarca belirtmişler ve ‘bizim görüşlerimiz hariç’ diye bir ekleme de yapmamışlardır. Ama bilinen sözdür: Şeyh uçmaz, müritleri uçurur. Sosyalistlerin ‘kitapta yerini arama’ alışkanlığından bir an önce kurtulmaları gerekiyor. Aksi durumda onlar yerini ararlarken zaman geçiyor ve ekolojik hareket konusunda olduğu gibi büyük bir fırsat kaçıyor… XIX. yüzyıldan beri süregelen komünizmin bugünkü tanımı, herkes için geçerli ve sınırları olabildiğince geniş olan ve bu genişlemeyi de sürdüren bir tüketim toplumunu öngörür. Böyle bir toplum, başvurduğu kısıtlamalar ne olursa olsun, doğanın ekolojik dengesini gözetemez,”[99] biçiminde hezeyanlarını ciddiye almak mümkün değilken; söz John Bellamy Foster’e bırakıyoruz:

“Geride bıraktığımız yirmi yıl içinde yapılan araştırmalar, klasik Marksizm’de güçlü bir ekolojik perspektifin mevcut olduğunu göstermiştir. Marx’a göre, insanın dünyayla ilişkisinin dönüşümü feodalizmden kapitalizme geçiş için gerekli bir önkoşul olduğundan, doğayla metabolik ilişkinin akılcı bir şekilde düzenlenmesi de kapitalizmden sosyalizme geçişin gerekli bir önkoşuludur.[100] Marx ve Engels, kapitalizm ve genelde sınıflı toplumdan kaynaklanan ekolojik sorunlara ve bu sorunları sosyalizm aracılığıyla çözme ihtiyacına dair ayrıntılı yazılar yazmışlardır. Bunların içinde Marx’ı doğa ile toplum arasındaki metabolik çatlak teorisini geliştirmeye iten on dokuzuncu asır toprak krizi tartışmaları da vardır. Alman kimyager Justus von Liebig’in çalışmasına dair analizine dayanarak Marx, toprak besleyicilerinin (nitrojen, fosfor ve potasyum) topraktan koparılarak suyu ve havayı kirletecekleri ve işçilerin sağlığını kötüleştirecekleri yüzlerce binlerce mil uzaklıktaki şehirlere taşınması sorununa dikkat çekmiştir. Doğa ile toplum arasındaki zaruri metabolik döngüdeki bu kırılma Marx’a göre ‘sonraki kuşaklar’ın iyiliği için ekolojik sürdürülebilirliğin ‘restorasyonu’nu zorunlu hâle getirmişti.[101]

Buna ek olarak, Marx ve Engels, insan toplumunun temel ekolojik sorunlarını da dile getirmişlerdi: şehir ve köy ayrımı, toprak bozulması, endüstriyel kirlilik, çarpık kentleşme, işçilerin sağlığının bozulması ve sakatlanmaları, yetersiz beslenme, toksik atıklar, parselleme, kırsal yoksulluk ve izolasyon, ormansızlaşma, insan kaynaklı seller, çölleşme, susuzluk, bölgesel iklim değişimleri, doğal kaynakların tükenmesi (kömür dahil), enerji korunması, entropi, sanayi artıklarının geri dönüştürülmesi ihtiyacı, türler ve çevreleri arasındaki karşılıklılık, aşırı nüfusun tarihsel koşullardan kaynaklanan sorunları, kıtlık sebepleri, bilim ve teknolojideki rasyonel istihdam sorunu.

Bu ekolojik anlayış, Marx’ın bakış açısının önemli bir kısmını oluşturan oldukça derin materyalist doğa kavramından ortaya çıkmıştı. ‘İnsan’ diye yazmıştı, ‘doğa sayesinde yaşar, yani doğa onun bedenidir ve ölmek istemiyorsa onunla kesintisiz bir diyalogu muhafaza etmelidir. İnsanın fiziksel ve ruhsal hayatının doğayla bağıntılı olması doğanın kendisiyle bağıntılı olduğu anlamına gelir, zira insan doğanın bir parçasıdır.’[102] Marx, hiçbir bireyin dünyaya sahip olmadığını ilan ederek kapitalizme doğrudan karşı çıkmakla kalmamış, hiçbir ulusun ya da halkın da yeryüzüne sahip olmadığını, onun birbirini takip eden kuşaklara ait olduğunu ve iyi hane halkı anlayışına uygun olarak gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.[103]

Diğer erken dönem Marksistler de, her zaman tam anlamıyla olmasa da, ekolojik sorunları analizlerine eklemek ve genel bir materyalist ve diyalektik doğa kavramı geliştirmek suretiyle aynı yolu izlemişlerdir. William Morris, August Bebel, Karl Kautsky, Rosa Luxemburg ve Nikolai Bukharin Marx’ın ekolojik görüşlerinden faydalanmışlardır. Ukraynalı sosyalist Sergei Podolinsky’nin ekolojik bir iktisat geliştirme girişimi büyük oranda Marx ile Engels’in çalışmasından esinlenmiştir. Lenin, toprak besleyicilerinin geri dönüşümünü vurgulamış ve toplum ekolojisi alanında deneyler yapılmasını (nüfusların belli bir doğal çevrede karşılıklı çalışması) ve koruma konusunu desteklemiştir. Bu, Sovyetler Birliği’nde 1920’lerde ve 1930’ların başlarında o dönemin dünyasında belki de en ileri ekolojik enerjetik ya da besinsel dinamik kavramının (modern ekosistem analizinin temeli) geliştirilmesini sağlamıştır. Aynı devrimci-bilimsel iklim, V. I. Vernadsky’nin biyosfer teorisi, A. I. Oparin’in hayatın kökeni teorisi ve N. I. Vavilov’un dünya üreme hücreleri merkezlerinin keşfinin (dünyanın ürün bitkilerinin genetik kaynakları) önünü açmıştır. Batıda ve özellikle Britanya’da, 1930’larda, J. B. S. Haldane, J. D. Bernal, Hyman Levy, Lancelot Hogben ve Joseph Needham gibi Marksizm’den etkilenmiş bilim insanları doğanın diyalektiğini keşfetmeye yöneldiler. Hatta ekolojik bilimin ilk kıvılcımını tamamen soldaki düşünürlerin (sosyalist, sosyal demokrat ve anarşist[104]) çalışmalarında[105] aldığını söylemek de mümkündür.”[106]

 

III.3.1) HATIRLAYIN, HATIRLATIN!

 

Devamla: “Tam anlamıyla gelişmiş bir natüralizm olan komünizm” diye yazar Karl Marx, “hümanizme eşittir ve tam anlamıyla gelişmiş bir hümanizm olarak da natüralizme eşittir.”[107]

Ayrıca 1845’de ‘Alman İdeolojisi’nde Karl Marx ile Friedrich Engels, “ “Her türlü insan tarihinin ilk öncülü, elbette ki canlı insan bireylerinin varolduğudur. Yani belirlenmesi gereken ilk olgu bu bireylerin fiziksel düzenlenişi ve bunun sonucunda doğanın geri kalan kısmıyla girdikleri ilişkidir. Tabiî ki burada insanın mevcut fiziksel doğasının ya da insanın kendini içinde bulduğu doğal koşulların (jeolojik, oro-hidrografik, iklimsel vb.) ayrıntılarına girecek değiliz. Bütün tarih çalışmaları bu doğal temellerden ve bunların tarihin akışı içinde insanların eylemleriyle dönüştürülmelerinden yola çıkmalıdır,”[108] derler…

Evet Friedrich Engels’in ifade ettiği gibi, “Hiçbir şekilde, başka bir topluluğa egemen olan bir fatih, doğa dışında bulunan bir kişi gibi, doğaya egemen değiliz; tersine, etimiz, kanımız ve beynimizle ondan bir parçayız, onun tam ortasındayız.”[109]

Özetle Marksistler için insan toplumu doğal dünyaya ayrılamaz bir şekilde bağlıdır, ancak insanlar da bu dünyayı etkilerler. İnsanların çevrelerine olan etkilerinin ölçüsü üretimin hangi yöntemle organize edildiğine bağlı olduğundan, doğal dünyada gerçekleşen değişimin büyüklüğü tarih boyunca değişim farklılaştı.

İnsanın kendi etrafındaki tabiat ile olan ilişkisinin Marksist tarih anlayışında ne kadar merkezi bir rol oynadığı açıktır. Karl Marx, çevre ile olan bu ilişkinin kapitalizm altında sosyal hayatı nasıl şekillendirdiğine dair daha ayrıntılı yaklaşımlar geliştirmiştir. Bunu anlamak için, Karl Marx’ın geliştirdiği bir diğer konsepte, “yabancılaşma teorisi”ne göz atılmalıdır.

Karl Marx’ın da dediği gibi: “İşçi sınıfı, zenginler için harikalar üretirken, kendileri için çıplaklık üretir. Onlar saraylar inşa ederken, isçiler için sadece kulübeler vardır; güzelliği üretirken, işçi sınıfı sakat kalır; işçi sınıfı yerini makinelere bırakırken, kalan işçileri barbar iş piyasasına atarlar ve makinenin parçaları hâline getirirler. Kültürü üretirken, işçiler için embesilliği ve psikolojik bozukluğu üretirler.”

‘1844 Elyazmaları’nda Karl Marx, yabancılaşmanın dört hâlinden bahseder; işçinin, kendi emeğinin ürününden ayrılması i) kendi iş sürecinden ayrılması; ii) insan tabiatından ayrılması; iii) her birinden ayrılmasıyla; iv) işçiler ürettikleri nesneye hatta hizmete yabancılaşırlar. Çünkü yaptıkları işin sonucu olan ürün ya da hizmet başkaları tarafından sahiplenilir ve kontrol edilir; kapitalistler tarafından.

Sonuç olarak, yabancılaşma işçileri kendi emeklerinden ve tabiatın değişiminde emeğin oynadığı aktif rolden ayırmaktan geçer. İşçiler, kapitalizm altında, tabiattan da yabancılaştırılmışlardır. Ancak, bugünkü toplumlarımız, tabiatın, doğal hayatın üzerine kurulmuştur.

Ve Karl Marx ‘1844 Elyazmaları’nda şunu gözlemler: “Doğadan yaşayan insan, doğanın kendisinin vücudu olduğu ve o vücutla ölmemek için sürekli bir etkileşim hâlinde bulunan insan demektir. Bir insanın fiziksel ve zihinsel hayatı doğaya göre değişir; bu aynı zamanda şu anlama gelmektedir, doğa da kendisine göre değişir, insan ise o doğanın bir parçasıdır.”[110]

Aynı konuda Karl Marx, ‘Kapital’de de şöyle der: “Toplumun daha yüksek bir ekonomik formundan bakıldığında, dünyanın, bireylerin özel mülkiyetinde olması, bir insanın diğer bir insanın özel mülkiyetinde olması kadar saçmadır. Hatta bütün bir toplum, bir ulus veya aynı anda var olan tüm toplumlar, gezegenin sahibi değildir. Gezegenin sadece maliki, intifa hakkı [geçici olarak yararlananlar] sahibidirler ve meskenin dost canlısı sakinleri [boni patres familias] gibi gezegeni gelecek nesillere iyi durumda devretmeleri gerekir.”[111]

Yine Kapital’in 1. cildinin “Büyük Ölçekli Endüstri ve Tarım” başlıklı bölümünde Karl Marx şöyle devam eder: “Kapitalist tarımdaki gelişme sadece işçiyi değil, toprağı da soyma sanatıdır. Bu ‘gelişme’ belli bir zaman dilimi içinde toprağın verimliliğini aşırı artırarak, bu verimliliği yaratan ve çok uzun süreler kullanabilecek olan, doğal kaynakların yok edilmesi anlamında bir ‘gelişme’dir. Bir ülke, Birleşik Devletler örneğinde olduğu gibi, gelişmesinin temelini ne kadar büyük ölçekli endüstrileşmeye dayandırırsa, yok olma süreci o kadar hızlı olur. Bu nedenle, kapitalist üretim sadece yeryüzündeki tüm zenginliğin kaynağı olan toprak ve işçiyi paralel olarak sömürecek teknikler ile toplumsal üretim süreçlerinin kombinasyon derecesini geliştirir…” 

Nihayet Friedrich Engels’in ifadesiyle: “Doğa üzerinde kazandığımız zaferlerden dolayı kendimizi pek fazla övmeyelim. Böyle her zafer için doğa bizden öcünü alır… Doğaya egemen değiliz; tersine etimiz, kanımız ve beynimizle ondan bir parçayız, onun tam ortasındayız, onun üzerinde kurduğumuz egemenlik, başka bütün yaratıklardan önce onun yasalarını tanıma ve doğru olarak uygulayabilme üstünlüğüne sahip olabilmemizden öteye gitmez.”

Doğa ve toplum aralarındaki karşılıklı ilişkiyle birbirini dönüştürürken; Karl Marx ile Friedrich Engels insan ve doğa birliğini ‘Alman İdeolojisi’nde şöyle ifade etmiştir: “Tarihi doğa tarihi ve insanların tarihi diye ikiye ayırabiliriz. Bununla birlikte bu iki yön birbirlerinden ayrılamazlar; insanlar var oldukça, insanların tarihi ile doğanın tarihi karşılıklı olarak birbirini koşullandırırlar.”

Unutulmamalıdır ki Karl Marx ile Friedrich Engels zenginliğin kaynağı olarak emek ve doğayı gördükleri için ‘Alman İşçi Partisi Programı’nı doğanın önemini görmezden geldiği ve emeği doğaüstü bir güç olarak ele aldığı gerekçesiyle eleştirmişlerdir: “Emek bütün zenginliğin kaynağı değildir. Doğa da emek kadar, kullanım değerlerinin (ve elbette maddi zenginlik bunlardan oluşur!) kaynağıdır ki, emeğin kendisi de doğal gücün, insanın emek gücünün ifadesinden başka bir şey değildir.”

 

III.3.2) O HÂLDE?!

 

Unutmayın insanların ve kaynakların sömürüldüğü ekonomik tasarımların kapitalizmin ürünüdür…

Milyonlarca mülteci, doğanın talanı, okyanuslara yayılan mikroplastik, atmosferdeki atomik testlerden kalan radyoaktif izotoplar, hava ve topraktaki kara karbon da!

Kapitalizmin egemenliğindeki yerküre eşitsizliklerle, savaşlarla, felaketlerle dolu…

Üstüne üstlük dünya ısınıyor, tıka basa dolu, ormanlarını ciddi oranda kaybetmiş, hiç olmadığı kadar zehirli ve uçtan uca borularla, kablolarla örülü!

Kapitalist talanla Kanada’nın ortası bomboş görünse de altından binlerce boru hattı geçiyor. Ya da Antarktika çoğumuzun boş olduğunu düşündüğü bir yer. Oysa Antarktika’nın yüzeyi de epeydir insan tasarımı ve insan faaliyetleriyle biçimleniyor. Orada da sanayileşme var; ulaşım ve iletişim üzerinden bir tasarımımız var. Antarktika’da duyduğunuz rüzgârın sesi değil, mekanik sesler, endüstriyel ve askeri yapının çıkardığı sesler…

Petrol çıkarılan yerlerde, misal Ortadoğu’nun büyük kısmında ot bitmiyor!

Sadece gezegen mi? Kapitalizm gök kubbeyi de sömürüyor. Uzayda da çöplükler oluşturuluyor!

2008’de Nuh’un Gemisi misali Norveç’in kuzeyindeki bir adada buzulların altına tohum deposu kuruldu ve en erken 50 yıl sonra bir doğal afet veya kıtlıkta ihtiyaç olursa diye dünyanın her yerinden toplanan tohumlar burada biriktirilmeye başlandı…

Sürdürülemez kapitalizmin icraatları iyi olabilir mi?

Değilse, o hâlde?

 

7 Eylül 2018 10:41:44, Çeşme Köyü.

 

 

24.11.2018 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İKTİSADÎ ÇÖKÜŞ, BEŞERÎ ÇÖZÜLME

1 MAYIS’A GİDERKEN

ANIN YAZARI: ADALET AĞAOĞLU

KARDEŞİM(İZ)İN “DAVA”SI (MI?)![*]

SAHNE (DURUŞU) PERFORMANSININ POLİTİKASI

YEDİ NOKTA YA DA YETER ARTIK

YAZMAK SERÜVENİNE BİR BAKIŞ

ÇİN DEYİNCE...

KLASİK MÜZİĞİN ÖNEMİ[*]

ÖZGÜRLÜK YERKÜREYİ KURTARIP, GÜZELLEŞTİRME UMUDU VE İRADESİDİR

KAHVERENGİ TONLU COVİD-19 GÜNLERİNDE (C)EZAEVLERİ

“İŞÇİ SINIFI” DEYİNCE

ANILAR, SESLER, ŞARKILAR

ÖZGÜR İFADE “HAZIR OL”DA DUR(A)MAZ

MİZAH/GÜLMECE ŞAH(LAR)I MAT EDER

DEDE EFENDİ’Lİ, İTRÎ’Lİ, LİMONCİYAN’LI KLASİK MÛSİKÎ

EKONOMİK VAZİYET(İMİZ) İLE BEŞERİ TABLO(MUZ)[1]

“ADINI SİZ KOYUN” 3

“ADINI SİZ KOYUN” 2

“ADINI SİZ KOYUN”

“AZ YAZIP ÇOK SÖYLEYEN” CEMAL SÜREYA

İSYAN SANCAĞINI YÜKSELTENLERİN KUŞAĞINDANDIR GENÇLİK

ÖRNEKLERİYLE -OLMASI GEREKEN- AYKIRI[*]

YAPITLARIYLA HAFIZALARDAN SİLİN(E)MEYEN AGNÈS VARDA

“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

GOMİDAS’LI HALK MÜZİĞİ(MİZ)

ŞAİRLER GALERİSİ

RUMLARA DAİR TARİH (B)İLGİSİ

GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

IRKÇILIK/ FAŞİZM SUÇU

COVID-19 GÜNLERİNDE SORU(N)LAR, SORUMLUKLAR

V. İ. LENİN VE EKİM DEVRİMİ

HÂLÂ ONLARLAYIZ; ONLARDANIZ

“MED CEZİR”Lİ ‘ÇETİN’ KALEM

AYDIN DURUŞU VE SORUMLULUĞU

VATAN’IN F3’ÜNDE DÖRT GÜN

SORU(N)LAR, YANIT(SIZLIK)LAR

TRUMP KÂBUSU VE EMPERYALİST ABD

DOĞAN HIZLAN VESİLESİYLE ELEŞTİRİ VE YAZMAK ÜSTÜNE

BİR “İZMİRKOLİK”İN SERÜVENİ

TÜRKÜLER(İMİZ) VE BİZ

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ

LAİKLİK ZARURETTİR

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR ( 2 )

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR

DOĞAN GÜNÜN OZANLARI

SURUÇ’UN 33’LERİ VE ONLARIN ÇAĞDAŞ AYDIN’I

ARKADAŞ(IMIZ) Z. ÖZGER

“DİNEN BİR FIRTINA”YI ANLA(T)MAK

“MODAYI BİLİP DE ONA KAPILMAYAN”DI AHMET OKTAY

ÖZLEMLERİN İSYAN ÇIĞLIĞIDIR ŞİİR

PINAR YOLDAŞA KALKAN ELLER KIRILIR

BİR SEVDADIR TİYATRO

ÖMER ŞERİF’İN OYUNCULUĞU

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

6 MAYIS HAKİKÂTİ ÖLÜMSÜZDÜR

ÖLÜM ORUCUNUN 320. GÜNÜNDE İBRAHİM GÖKÇEK İÇİN

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020 ( 2 )

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020

ÖĞRENCİSİ OLDUĞUM ‘İNSANCIL’A DAİR

BUGÜNÜ VE SONRASI İLE COVID-19

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR ( 2 )

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR

UNUTAMADIĞIM FİLM(LER), YÖNETMEN(LER), OYUNCU(LAR

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ ( 2 )

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ

TARIM(IN) HÂL(LER)İ

KLASİK MÜZİĞİN FARKLI İKİLİSİ: MOZART İLE STRAUSS

AŞIKTI, “GARİP”Tİ, HALK DERVİŞİ NEŞET ERTAŞ

TARİH(İMİZ)E HAYRANLIKLA, MİNNETLE, SAYGIYLA

ÇOKSESLİ MÜZİĞİN DEVRİMCİ DEHASI BEETHOVEN

SİNEMAMIZIN DERVİŞİ: AYTAÇ ARMAN[*]

EYGİ VESİLESİYLE -BALIK HAFIZALILAR İÇİN- 50 YIL SONRA “KANLI PAZAR

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ!

KRİZ İLE GELEN(LER)

USTANIN KADİM DOSTU, YADİGÂRI BALABAN

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? ( 3 )

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? (2)

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR?

IŞIĞIN RESMİNİ ÇİZEREK, TARİHİ ZAPT ETMEK

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER ( 2 )

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ! ( 2 )

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ!

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ ( 2 )

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ…

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK) ( 2 )

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ ( 2)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?!

HAS BİR TİYATROCU: CÜNEYT TÜREL

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR

KAVGADAN BESLENİP; ONU ÇOĞALTAN ŞİİRİN ŞAİRİ: ADNAN YÜCEL

33’LER İLE ÇAĞDAŞ’INDAN ÖĞRENDİKLERİM(İZ)[*]

ULUSLARARASI KAOSUN GELECEĞİ

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI ( 2)

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK ( 2 )

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK

KÖLELİĞE KARŞI MÜCADELENİN BİRLİĞİ İÇİN (YA DA “NE OLUYOR; NASIL; NE YAPMALI” MI?)

ELEŞTİREL ARABESK HİKÂYESİ

SÖZÜN MİLİTAN EYLEMİ; HAKİKÂTİN BEDELİ ÖDENMİŞ SÖZCÜSÜ

KIPIR KIPIR, NEŞE DOLU “DELİ KADIN”: AYŞEN GRUDA

CUMHURİYET İLE MÜZİK(İMİZ)

BAŞKALAŞANLARDAN DEĞİL, GELİŞENLERDENDİ GÜLRİZ SURURİ

KİTLE ÖRGÜTLERİ VE DEMOKRATİK İŞLERLİK

“SANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN

ZOR(UNLU) BİR MESELE: ALTERNATİF DEVRİMCİ-HALKÇI YEREL YÖNETİM

YAZDIĞINIZ YAŞAM YA DA SAFSATADIR!

HALKIN -BAŞKALDIRAN- ARZUHÂLCİSİ: YAŞAR KEMAL

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)[2]

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)

MAYIS KIZILLIĞINDA ‘71 KOPUŞU VE KAYPAKKAYA

BUGÜN(ÜMÜZ)DE FAŞİZM(LER)

SİNEMANIN MÜSTESNA İSİM: METİN ERKSAN

İNSAN OLMAK ZORKEN, ‘İNSAN’DI ZEKİ ALASYA

ÖLÜMSÜZLÜK BAĞLAMLI KIZILDERE(MİZ)

SAİT FAİK’İN DÜŞ(ÜNCE)LERİ

İSYANA DÖNÜŞ(EME)YEN İTİRAZ VEYA MÜSLÜM GÜRSES HİKÂYESİ (Mİ?

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 3 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 2 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF ( 2 )

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ) 2

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ)

DİZELERİYLE REFİK DURBAŞ ÖYKÜSÜ

AFORİZMALARDAN BUGÜN(ÜMÜZ)E UYARILAR

‘KEL MAHMUT HOCA’ + ‘YAŞAR USTA’ + ‘TURŞUCU KAZIM’ + ‘AYYAŞ EMİN’Dİ O…

hatırlamiyorum-nakaratlarina-hatirlatalim

“NETAMELİ BİR KONU”: ULUSAL SORU(N)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 3)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 2 )

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI

ABD EMPERYALİZMİ VE VENEZÜELLA 2019

AYKIRI DİZELER, ŞAİRLER

ÇEŞİTLİ VECHELERİYLE BEŞERİ (EKONOMİ-POLİTİK) KRİZ

“BÜYÜK FOTOĞRAFÇI”NIN GERÇEĞİ VE DRAMI

KRİZ “İMKÂN, TEHDİT VE KARAR” BİLEŞKESİDİR

İNSANI İNSANLAŞTIRAN DEĞERLER: AŞK, SANAT, BAŞKALDIRI, MÜCADELE

HİÇLEŞTİRİLME KAYGISINDAN ÖFKEYE SARI YELEKLİLER

68 HAREKETİ, MAYIS(IMIZ), KAYPAKKAYA VE 1971

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM

NBC SİNEMASI (MI?)

DÖRT GÜNLÜK “Bİ ŞEY”

ISINMANIN ÖTESİNDE -YANIYOR!- YERKÜRE

YEŞİLÇAM’LI TÜRK(İYE) SİNEMASI

YAZMAK EYLEMİNE MÜNDEMİÇ NOTLAR

SANAT (VE TİYATRO) İLE HAYAT

EYYAMCI DEĞİL, HER DEVİRDE İNSANDI TARIK AKAN

YIKA YIKA YARATARAK YAZMAK

SIRILSIKLAM BİR ÂŞIK: BEDRİ RAHMİ

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR) ( devam)

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR)

ÖNCESİYLE 15-16 HAZİRAN’DAN BUGÜN(ÜMÜZ)E

HAKKÂRİ’DEKİ PARİS’Lİ: FERİT EDGÜ

TİYATRONUN UNUTULMAZ İNSAN(LAR)I

KARL MARX İLE MARKSİZMİ

LATİN AMERİKA VE EDEBİYAT ve GRUP YORUM'la dayanışma videosunu

ÜTOPYALAR(IMIZ)IN TARİHSEL ZEMİNİ

TÜKETİLE(MEYE)N İNSAN(LIK

KAPİTALİST KENT(LEŞMEMİZ)İN HÂL-İ PÜR MELALİ

KRİZİN, SAVAŞIN, VAHŞETİN “YDD”Sİ

POLİTİK SİNEMA İHTİYACI BÜYÜRKEN

O SES PEŞİNDEN SÜRÜKLENEN YILDIZ KENTER

MART’IN 10 KIZIL KARANFİLİ (VE ANIMSATTIKLARI

“DERİN AŞKLARIN, BAĞLILIKLARIN, HASRETLERİN, ŞEFKATİN ŞARKILARINI SÖYLEDİ” YILMAZ GÜNEY

DEVRİMCİ BİR DERVİŞ: OKTAY ETİMAN

İTİRAZ EDEN MÜLKSÜZLER İÇİNDİR LE GUIN

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI

SAF IŞIĞIN, ŞEFFAF SİMGELERİN ŞAİRİ: TOMAS TRANSTRÖMER

KAPİTALİZM KİRLİDİR, KİRLETİR

HRANT’IN KOLEKTİF KATLİNİN ANATOMİSİ

OHAL’(LERİN)İN EKONOMİ-POLİTİK DÖKÜMÜ

ŞİMDİLERDE ŞİİRE DAHA ÇOK MUHTACIZ GİRİZGÂHI

İSYANCI ŞEYH BEDREDDİN GERÇEĞİ

ORTADOĞU SARMALI VE T.“C”

DÜŞÜN(ECEĞİZ), YAZ(ACAĞIZ), KONUŞ(ACAĞIZ), SUSMA(YACAĞIZ)![

FAŞİZM(LER)İN GÜNCELLİĞİ VE IRKÇILIK

AŞK -İNSAN(LIK)A DAİR- HER ŞEYDİR![

EKİM DEVRİMİ İLE TARTIŞMALI “TARTIŞMALAR”I

GÜNCELDEN TARİHSELE İŞÇİ SINIFI

KAPİTALİST İKTİDARIN EĞİTİM(SİZLİĞ)İ VE COĞRAFYAMIZ

YENİ(DEN) ‘68’İ ANIMSA(YALIM)

AN-KARA’DA BİR KIPKIRMIZI CUMARTESİ

GÜLTEN AKIN: KENDİ GİTTİ, ŞİİR(LER)İ KALDI

BOYACI HALİL’İN MÜŞFİK KENTER’İ

EMPERYALİST YERKÜREDE BARIŞ (YALANI) VE SAVAŞ (GERÇEĞİ )

SİNEMA VE YÖNETMEN(LER)

PARİS KOMÜNÜ(MÜZ) HÂLÂ GÜNCEL

KAPİTALİZM VE TARIM(IMIZ)

“DUYARLILIĞIN İNCELİĞİN ESENLİĞİN YAZARI”: OKTAY AKBAL

KAPİTALİZMİN YARATTIĞI TABLO MU DEDİNİZ?

ÖĞRENCİ HAREKETİNİN TOPLUMSAL MÜCADELEDEKİ YERİ VE ROLÜ

HAYAT(LAR)IMIZA DOKUNMUŞ BİR MÜZİSYEN: ATTİLLA ÖZDEMİROĞLU

ADALETSİZLİK KARŞISINDA DEVRİMCİ SANATIN KONUMU VE İŞLEVİ

KATLEDİLDİĞİMİZ SURUÇ’LA ÇOĞALDIK

ŞİİRE KOÇAKLAMA

ÖZGÜRLÜĞE MUHTAÇ VE MAHKÛMUZ!

AYDIN/ ENTELEKTÜEL MESELESİNE DAİR

ŞİİR GİBİYDİ JOHN BERGER

SEVDİKLERİMDENDİR ÜÇÜ BİRDEN

YAZMAYI YAZMAK YAPAN

BAHAR(LAR)IN HALKI: ROMANLAR

ESKİ(MEYEN) SESLER, TINILAR

ORHAN KEMAL: USTADIR, YERİ AYRIDIR, MÜHİMDİR

“CULPA VACARE MAXIMUM EST SOLATIUM”

UNUTUL(A)MAZLAR YA DA HATIRLAYIN ONLARI

FİRARİ YAŞAM(IN)IN YAZMAK EYLEMİ

15’LER DAİR: GEÇM(EM)İŞ BUGÜNÜ(MÜZÜ)N ÖNSÖZÜDÜR !

SATIRLARDA AKAN YAŞAMIN BİLGELİĞİ

İNKÂRA ORTAK OLMA(K)!

“EVET”(İN EKONOMİSİN)E HAYIR!

ALAYINA İSYAN: “EVET”İN REFERANDUMU’NDA “HAYIR”![

“ÖZGÜRLEŞME DİLDE BAŞLAR”[

İNSAN(LIK), ONA İNANAN ŞAİR(LER)İN ŞİİR(LERİN)E MUHTAÇ

ALAYINA İSYAN, HEPSİNE “HAYIR”![

EKİM’İN 100. YILINDA KAVRAMLAR, GERÇEKLER

ZULA(NIZ)DAKİ ŞİİR, MAVZER(İNİZ)DEKİ MERMİ GİBİDİR

İKTİDAR, EĞİTİM, ÜNİVERSİTELER VE GENÇLİK

AKP’NİN -KAPİTALİZM PATENTLİ- ÇEVRE PRATİĞİ

“TEKÇİLİK” GÜZERGÂHINDA NEYİ, NASIL YAPMALI?

KÖTÜLÜK(LER) TABLOSU MU? “PANTE REI”![

ŞEYH BEDREDDİN: “SÖZÜ, BAKIŞI, SOLUĞU ARAMIZDAN ÇIKIP GELECEKTİR

UMUDU -TÜKETMEDEN- ÇOĞALTANDI SENNUR SEZER

“KIRIK MOZAİK”(İMİZ)İN PARÇASI SÜRYANÎLER

ORTADOĞU: BÜYÜK FOTOĞRAF İLE “KÜÇÜK” AYRINTI(LAR)

“İNSANLIK HÂLİ”NİN TERCÜMANI: FRANZ KAFKA

RESİM “SÜS” YA DA “AKSESUAR” DEĞİLDİR, OLAMAZ!

FUTBOL: GERÇEK VE BAĞINTILARIYLA TARTIŞALIM MI, TARTIŞMAYALIM MI?

EKİM’İN LENİN, LENİN’İN EKİM DESTANI

EGEMEN KLİKLER ARASI HESAPLAŞMA VEYA 15 TEMMUZ’UN ŞECERESİ[*]

SİYONİZM KARŞISINDA FİLİSTİN İLE ARAFAT’I[*]

ZEKÂ, YARATICILIK KADAR YÜREKLİLİKTİR KARİKATÜR(İST)[*]

BARIŞ (=HAYAT) İLE SAVAŞ (=ÖLÜM) HÂLİ[*]

TARTIŞILAN ASLÎ SORU(N) ÖZGÜRLÜKTÜR[*]

EGE MAVİSİNİN -HALİKARNAS- BALIKÇISI[*]

101. YAŞINDA AZİZ NESİN USTA[*]

68 BAŞKALDIRISI VE ÖĞRENCİ HAREKETİ[1]

“ÇORUMLU ‘BAUDELAİRE’PEREST”: SAİT MADEN[*]

KARAR VERİN: “SİZİN MUHAMMED ALİ’NİZ HANGİSİ?”[*]

HAYAT VE SANAT = GENÇLİK VE MÜCADELE[1]

GİDEN(LERİN) İKİ(SİN)DEN KALAN(LAR)[*]

BAŞYAPITI ‘GABO’NUN KENDİSİYDİ, HAYATIYDI[*]

YAZMAK EYLEMİNİN KADINLARI[*]

MİLLİYETÇİLİK VİRÜSÜ VE FUTBOL[*]

ANAYASA, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE LAİKLİK[*]

33’LER SURUÇ’TUR; BİZ 33’LERİZ![*]

SYRIZA: NEYDİ? N’OLDU?![*]

“GEZİ”(/HAZİRAN) SANATI[*]

YENİDEN -VE BİR KEZ DAHA- FAŞİZM[*]

TÜRK(İYE) PATENTLİ PANOPTİKON HÂLİ[1]

ÇÖZÜLME, PARÇALANMA VE KUTUPLAŞMA GÜZERGÂHINDA[*]

DİK DURAN NİKBİNLİK: SABAHATTİN ALİ[*]

AŞKLARIN, KAVGALARIN, BARUT KOKAN DİZELERİN ŞAİRİ: HASAN HÜSEYİN[*]

SOYKIRIMDAN SÜRGÜNE ÇERKESLER[*]

44 YIL SONRA ONLAR YANİ SONSUZLAR[*]

AŞK, TRAVMA, TOPLUMSAL İNŞA VEYA DEVRİM, KAPİTALİZM, SOSYALİZM[1]

PEKİYİ YA İSYANCI KAZIM’DAN SONRA BİZ?![*]

TARİHSELDEN GÜNCELE İBRAHİM KAYPAKKAYA[1]

HAYATI ÖRGÜTLEYEN AŞKINLIKTIR SANAT (İLE TİYATRO)[*]

KAPİTALİZMİN “ÇEVRE”Sİ YA DA EKOLOJİK KÂBUS![1]

BUGÜN(ÜMÜZ)DE ENTELEKTÜEL, EĞİTİM, AKADEMİ[*]

MÜLKİYET, İKTİDAR, DEVLET (=DEMOKRASİ) VE…[1]

RADİKAL SOSYALİZM HÂLÂ GÜNCEL!

2015 1 MAYIS’INDAN 2016’YA YİNE, YENİDEN, ISRARLA TAKSİM!

KIZILDERE TARİHİ(MİZ) HEPİMİZİNDİR[1]

KÜLTÜREL YOZLAŞMA KARŞISINDA DEVRİMCİ SANAT[1]

KOMÜN’DEN EKİM’E ESKİ(MEYEN) SOSYALİZM

YALNIZLIĞIN ÇOĞUL SENFONİSİ: SAİT FAİK ABASIYANIK[*]

SAVAŞIN BATI CEPHESİNİN SORU(N)LARI İLE “DOĞU”[*]

ORTADOĞUDA T.CNİN HÂLİ VE ROJAVA

SANATIN SINIFI VEYA SANAT SİYASAL VE SINIFSALDIR

ORTADOĞUNUN KANAYAN YARASI FİLİSTİN

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

FAİLİ MEÇHUL -OLMAYAN- KAYIP(LAR)

80'Lİ YILLAR = İNSAN(SIZLIK) + UMUT(SUZLUK) + EYLEM(SİZLİK)

ERMENİLERİN BUGÜNÜ=HRANT+KAMP ARMEN

KÜRTLER VE ORTADOĞU

chavez venezüella'sında ne(ler)oluyor? bolívarcı halkçılık mı, sosyalizm mı