İktidarsız Medya ve Savaş Tamtamları

Murad DEMİRKOL

İktidarsız Medya ve Savaş Tamtamları

 

 

Van Dijk Söylemin ve İktidarın Yapıları adlı makalesinde; “birçok iktidar sahibinin haber medyasında tekrarlı bir şekilde yer aldığını ve böylece iktidarlarının daha da onaylanabileceğini ve meşrulaştırılabileceğini vurgular. Seçmeci kaynak kullanımı, tekdüze haber temposu ve haber başlığının seçimi yoluyla, haber medyası hangi haber aktörlerinin kamuya yeniden sunulacağına, onlar hakkında neler söyleneceğine karar verir.”

Günümüz dünyasında medya iktidar ilişkisini kurcalarken, medyayı çoğu kez iktidarlarla koalisyona girmiş yönetici sınıf konumunda görürüz… İktidarlar da doğası gereği, kendine ataçla ilişik olan medyayı okşayarak, birilerinin iştahlarına meze olabilmek için savaş kışkırtıcılığına meraklı kalemler devşirir… Bu sonu gelmeyen kitle iletişim araçlarıyla, toplum üzerinden dünyayı kalıplara sokma eylemini sürekli olarak gündeme getirir… 

Bu ilişkinin yaşamı belirleme gücü, günden güne ağdalı bir süreçle küreselleşirken, Piyasa ahlakına uyan sözcülerin yönlendirdiği programlanmış haber yöntemleri, toplumu olumsuz koşullara hazırlayıp, yeniden biçimlendiriyor. Bilinçli yoruma dayalı yalan ya da güdümleme tekniği, Dünya'da ki popüler medyanın en sık kullandığı yalan tekniğidir. Daha çok savaş sevici olan bu gurup, çok sonraları demokrasi havarisi kesilir…

İktidarlar, bu ilişik medyanın renkli sayfaları ile toplumun doğal yaşam alanını, belirlenmiş çemberin sınırları içerisine hapsederek, insan aklının barış içinde ilerleyen sürecini olumsuz bir yöne sarkıtır… 

Körfez savaşlarıyla birlikte en olağan biçimine bürünen ve günümüzde sınırlarını zorlayan bu tip medya kompleksleri, kendi var oluşlarını başkalarının yok olmasına bağlayanların neler yapabileceğini ne kadar pervasızlaşabileceğini ve bu rant üzerinden nemalanan sistem kurucularının savaş üretmede ki yeteneklerini göz önüne sermesi açısından düşündürücüdür…

 

İktidarlar, bu sarmalda ki medya haberciliğinde, en modern teknolojik aygıtlarla haritalar, grafikler, asker maketleri kullanarak, kısa film formatlarıyla, etkisi uzun savaş toplumları yarattılar.  Özellikle yaşanan savaş bölgelerini bilmeyen ve savaşın niteliği hakkında en ufak bilgisi olmayan uzmanlar, iktidarların talepleri doğrultusunda savaşın nimetleri üzerine saatlerce konuşup, savaşların gerekliliği üzerine tükürükler saçarak, ahkâm kestiler… Ölülerin, yaralıların ya da yıkıntıların önemsiz gösterildiği programlarla insanları patolojik ruh haline sokarak, ölüm haberleri karşısında ilgisiz ve bir o kadar çevresine yabancılaşan bireyler yarattılar…

Korku, sistemin topyekûn saldırısıyla karşı karşıya kalan bireyler açısından anlaşılır bir durumdur lakin bu korkunun nereden beslendiği de bir o kadar önemlidir… Bir yere ait olmakla programlanmış birey... Devlet, millet, mezhep ve bireyin doğal yaşamıyla ilgisi olmayan bir sürü korku... Belirsizlik, endişe, yoğunluklu gerilim eşiği... Birey’i kendinden eden şiddet duygusu… Toplumla birleşip fokurdayan kalabalık nidalar... 

Bu medya yalanlarıyla evrimsel yaşamın henüz ilk basamaklarında kafa karışıklığı yaşayan birey; hissettikleri ve düşündükleriyle ait olduğu sürünün ortak akıl ve duygularına esir olurken, her şeyi yapabilme hakkını kendine yamayabilmek için, savaşların en uyumlu parçası gibi çalışabilir…

Umarım bir gün bilincinin farkından olan tüm barışsever bireyler, bu güdülemeye karşı, Paul Eluard’ın “Savaşta Ölenler” şiiriyle seslenecek…   

 

“…Otlar yalnızlıktan kupkuru 

Ama suçlu ben değilim ben değilim 

Katillerle bir olmadım olmayacağım da 

Özgür kalacağım işte böyle bir başıma 

Ve insanoğluna bundan sonra da 

Ne ölüm dokunacak ne dirim.” 

                                                                                                                                                                                                 

 

   

 Murad DEMİRKOL

29.03.2015 (Murad DEMİRKOL)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gündemin Değişmeyen Sancısı

Savaşan Güç - Savaşan Yoksulluk

Bireyin Seçimi

Yığın ve Demokrasi

Güç ve Kaos

Yangın Yeri

Savaş Çılgınlığı

Seçim Tercihi

Beyaz Leblebi...

Algı ve Gerçeklik

İşgal Edilen Zihinler...

Büyük İnsanlık

Algı Yönetimi

Seçilemeyen Kurgu

Seçimin Seçilemeyen Gölgesi

Korku Toplumu ve Alternatifsiz Kaygı

Seçilmiş Yoksulluk

8 Mart, Umut Ve Tahta Bacak Frida