Büyük İnsanlık

Murad DEMİRKOL

Büyük İnsanlık

 

 

Dünyanın hemen her bölgesinde savaşın koşullarını yaratıp, yeni savaşlar devşirmek, koca bir politik aymazlığa dönüşmüş, yap-işlet-saldır modeli en çok tercih edileni olmuştur…

      Sırf bu yüzden belki, kadim bir coğrafyanın kadim halkları enerji için, projeler için kıyımdan geçirilirken, yığınlar ekranların kustuğu yeni savaş naralarıyla pişirilip, önümüze konan hamasi söylemlerle avunuyor…

      Koca medyanın loblarımızda çarpma etkisi yapan ve istenilen gündeme kilitleyen haber başlıkları, uzman ellerle işlenirken, savaşın o kıyıcı yönü magazinsel bir haber olmaktan öteye gidemiyor…

      Aslında, bunca savaş makinesi tozu dumana katıp, kazananı belli bir dezenformasyona girişmişken; beyni kirlenmeyenlerin, zihni kararmayanların, bu tanıdık oyuna tepkisi hiç değişmedi… Zihni kararmayan özgür bireyler, bu savaşın kaybedeninin yoksul halk olduğunu biliyor…

Kaybedenin kadınlar, çocuklar olduğunu biliyor…

Kaybedeninin büyük insanlık olduğunu biliyor…

Nazım’ın dediği gibi,

“Sekizinde işe gittiğini, kırkında öldüğünü biliyor…”

“Ekmeğin büyük insanlıktan başka herkese yettiğini biliyor…”

“Çünkü Nazım’ın dediği gibi, “büyük insanlığın toprağında gölge yok sokağında fener, penceresinde cam…”

Zihni kararmayan özgür bireyler, bu yaşanan hengâmenin ısıtıldığı gibi amaçlı bir eylem olmadığını…

Doğayı tahrip ettiğini, kaynakları çar çur ettiğini…

Afrika'dan Asya'ya, Avrupa'dan Amerika'ya yaşanan savaşların, kaybedenler kulübüne, yeni felaketler kattığını biliyor.

Tarihi, edebiyatı yakıp yok ettiğini biliyor…

Yapay gündem şiddet haberlerini o kadar kanıksattı ki, ölümün adileştiği, pembe dizi kadar ilgi çekmediği, kılıflama dönemleri yaşar olduk.

Bu durum gündelik yaşama o kadar çok ilişti ki insanlığın her gün biraz daha öldüğünü göremez olduk…

      Coğrafyamız kan kusan, şiddet saçan, ölümün pervasızca kol gezdiği ve hasadına hazırlandığı bir görünüm sergilemekten bıkmadı…

      Üst iktidarların şartlar yaratıp, mevzilerini insanlığın evine kazıdığı daha kaç savaş dönemi yaşanacak, daha kaç insan ölecek?

      Dezenformasyon bombaları ile beyinlerin sulandığı…

Sahte gözlüklerle pembemsi sanrılarla dolaşan yığınların yaratıldığı sanal bir dönem…

“Yine de umudu var büyük insanlığın,

Umutsuz yaşanmıyor…”

Çünkü iktidarların çemberinde dolaşan güdümlü medya yaşananları sıradanlaştırdıkça, yaptığı işin yüceliğine inanan kameramanlar, muhabirler, sivil toplum örgütleri her gün sokaklardaki acının fotoğraflarını, her tarafa saçılıveren parçalanmış cesetleri, evlerimize vicdanımıza taşıyor…       

Zihni kararmayan ve her inançtan büyük insanlık; bu yaşan kirli savaşlara, yaşanan katliamlara dur diyecek elbette…         

1.05.2015 (Murad DEMİRKOL)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gündemin Değişmeyen Sancısı

Savaşan Güç - Savaşan Yoksulluk

Bireyin Seçimi

Yığın ve Demokrasi

Güç ve Kaos

Yangın Yeri

Savaş Çılgınlığı

Seçim Tercihi

Beyaz Leblebi...

Algı ve Gerçeklik

İşgal Edilen Zihinler...

Algı Yönetimi

Seçilemeyen Kurgu

Seçimin Seçilemeyen Gölgesi

İktidarsız Medya ve Savaş Tamtamları

Korku Toplumu ve Alternatifsiz Kaygı

Seçilmiş Yoksulluk

8 Mart, Umut Ve Tahta Bacak Frida