Bireyin Seçimi

Murad DEMİRKOL

Bireyin Seçimi

 

92 yıllık Cumhuriyet, şu ana kadar altmışın üstünde hükümetle tanıştı…

Muhtarlık, belediye, milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri…

Kabadayı seviciliğinin alışkanlığı olsa gerek, bu ülkede güçlü gibi görünen tek parti iktidarları daha çok sevilir, güçsüz hükümetlere ise mesafeyle yaklaşılır…

Her ekran görüntüsün de masaya yumruğunu vuran, gün gelir halkı küçümseyen, kurumları dizayn etmeye çalışan, toplumsal muhalefeti yok sayan, demokrasiyi kendine uyduran bir güç…

Eşine hâkimiyet kurduğunu düşünen erkeğin kabul görme histerisi gibi…  

Çünkü bireyleşmeden toplum olduğunu sananlar, sorumluluk almayı sevmez… Yönetime katılmayı, kararlarda etkili olmayı sevmez…

Alkışlamak, onaylamak, şahlanmak, kitleyle coşup kitleyle savrulmak onların tek gayesidir ve bunu büyük bir aşkla yaşarlar…

Olumlu yada olumsuz her gelişmenin kanıksandığı,

Ucunda, "küçücük ödüllerin, seçim mükâfatlarının" yüceltildiği,

Yalan söylemenin meziyet halini aldığı

Yandaş medyacılığın, sulandırılmış liberal kalemlerle kendi yalanından utandığı süreçler

Çünkü güç, ne kadar baskıcı olursa, o kadar etkilediğini sanır…

Yalan ne kadar sık söylenmişse o kadar kanıksanmıştır…

 

Dini mekânlarda içki içtiler diye başlayan

Ve Kabataş’la süren bacılarımıza hakaret ettiler hezeyanı…

En demokrat gösterilerde bile gaza boğulan bir memleket…

Sonra Arap baharı diye şişirilen fakat en kısa zamanda vekâlet savaşlarına dönen şiddet ve aklımızın almakta zorlandığı bir dış politika…

Bombalar,

ölmenin neredeyse sıradanlaştığı bir travma

Reyhanlı,

Gezi

Suruç

Ankara…

Cenazelerin senin ölün, benim ölüm diye ayrıldığı korkunç ruh hali…

 

Güç, iktidarların hırsını arttırırken, kalabalıkların gözünü köreltir…

Masaya vurulan yumrukların ciddiyeti sorgulanınca, medya baskısı başlar

Yazarların, çizerlerin tehdit edildiği, gazetelerin basıldığı, gazetecilerin linç edildiği, gazete ve televizyonlara el konduğu süreçler bile kanıksanır…

Bireyin haber alma hakkı, toplumun yapay hassasiyetiyle kıyaslanır…

Çünkü bireyleşmeden, toplum olduğunu sananlar sorumluluk almayı sevmez… Alkışlamak, onaylamak, şahlanmak, kitleyle coşup kitleyle savrulmak onların tek gayesi olmuştur…

 

92 yıllık Cumhuriyet, yeni bir seçime hazırlanıyor. 1 Kasım, yani saltanatın kaldırıldığı gün…

Şimdi oy kullanma vakti

Özgür bireylerin Soma’yı hatırlama vakti

Maden ocaklarında yaşanan ihmal ve bitip tükenmez İş cinayetlerini

Patlayan bombaları

Yalanla kazanan köşe yazarlarını

Baskı altındaki muhalif gazetecileri

Asgari ücret vaatlerini miting meydanlarında yuhalatıp, aynısını kopyalayan beyannameleri…

Kadına şiddeti

Çocuk gelinleri

Gaz bombalarıyla boğulan şehirleri

Ateşe verilen parti binalarını

Ekran şarlatanlarını

Ülkeyi kuşatan rantı hatırlama vakti…

Çünkü sağlıklı toplumun inşasında önemli bir basamak olan bireyin dünyası, ülkenin yapay hengâmesi, televizyonlardan gelen yalan yanlış haberler ve doğrunun ne olduğu konusunda düşünmemize müsaade etmeyen manşetlerle dolu… 

Murad DEMİRKOL

28.10.2015 (Murad DEMİRKOL)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gündemin Değişmeyen Sancısı

Savaşan Güç - Savaşan Yoksulluk

Yığın ve Demokrasi

Güç ve Kaos

Yangın Yeri

Savaş Çılgınlığı

Seçim Tercihi

Beyaz Leblebi...

Algı ve Gerçeklik

İşgal Edilen Zihinler...

Büyük İnsanlık

Algı Yönetimi

Seçilemeyen Kurgu

Seçimin Seçilemeyen Gölgesi

İktidarsız Medya ve Savaş Tamtamları

Korku Toplumu ve Alternatifsiz Kaygı

Seçilmiş Yoksulluk

8 Mart, Umut Ve Tahta Bacak Frida