Hapishanelerde tutsakların fotoğraf çektirmesi neden yasaklandı?

Hapishanelerde tutsakların fotoğraf çektirmesi neden yasaklandı?

Hapishanelerde tutsakların fotoğraf çektirmesi neden yasaklandı?

Halkın Hukuk Bürosu, yaptığı 531 no'lu açıklamada, hapishanelere getirilen fotoğraf yasağını sorguladı.
İşte o açıklama:

 
HAPİSHANELERDE TUTSAKLARIN FOTOĞRAF ÇEKTİRMESİ NEDEN YASAKLANDI ?
GÖRÜŞ YASAK, KİTAP YASAK!
TUTSAKLAR HATIRASIZ, SAHİPSİZ KALSIN, UNUTULSUNLAR DİYE ŞİMDİ DE;
FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK YASAK!
İŞTE TECRİT BUDUR
AKP iktidarı yıllardır özel bir hapishane politikası yürütüyor. 2007 yılında yayınlanan sohbet ile ilgili genelge doğru dürüst uygulanmadığı gibi tutsakların haklarına yönelik her sene yeni bir saldırı gündeme getiriliyor. Temel sorun hapishanelerdeki tutsakların kişiliklerinin ve düşüncelerinin teslim alınma çabasıdır. AKP bu hedefini hayata geçirebilmek için senelerdir yeni politikalar üretiyor. O kadar ki direnişler karşısında tam olarak hayata geçirilemeyen tecrit politikası için dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin “ F Tipleri, F Tipi olmaktan çıktı” diyerek, tutsakları teslim alma çabasının boşa düşmüş olduğunu vurgulamıştır. 
İşte bu çaresizlikle tutsakların haklarına yönelen saldırılar her geçtiğimiz yıl biraz daha artmakta ve çeşitlenmektedir. 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi ve OHAL ilanından sonra ise AKP, Fetullahçıları bahane ederek, hapishanelerde yeni politikalar hayata geçirmeye başlamıştır. Bu kapsamda tutuklu statüsünde bulunan tutsakların arkadaş görüşü, kitap, telefon gibi hakları kısıtlanmış, birçok hapishanede ise tamamen gasp edilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın 20.12.2016 tarihinde yayınladığı 45/2 genelgesiyle tutsakların fotoğraf çektirme hakları da gasp edilmek istenmektedir.
Tutuklu ya da hükümlü olan tutsak, fiili olarak özgürlüğü sınırlandırılmış kişidir. Ancak bu durum tutsakların temel hak ve özgürlüklerinin ellerinden alınabileceği ya da insanlık onuruna aykırı koşullarda tutulabileceği anlamına gelmez. Tutsakların yaşam hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerini kullanabilmeleri gerekmektedir. 
Adalet Bakanlığı’nın fotoğraf çekme hakkına sınırlama getirilen genelgesinde : “Ancak, kurum düzeni, kişi ve kurum güvenliği, örgütsel amaç, iletişim ve propagandaya imkân verilmemesi, devam eden soruşturmaların aksamaması (Bu çerçevede adli soruşturmaları yürüten savcılardan görüş alınabileceği) ve toplumsal hassasiyet ve beklentiler dikkate alınarak, bu olgulardan bir veya birkaçının olduğuna dair İdare ve Gözlem Kurulu üyelerinde bir kanaat oluşması durumunda, tüm kurumda veya bazı örgütler ve kişiler yönünden fotoğraf çekimi kısıtlanabilir” denilmektedir. 
Bu genelge temel eğitim almış bir hukukçunun kaleminden çıkabilecek bir metin değildir. Metinde fotoğraf çekme hakkının kısıtlanması, “toplumsal hassasiyet ve beklentiler” ile açıklanmaktadır. Hangi sınıfın, etnik kökenin veya kesimin beklentisi temel alınacaktır? Temel ölçü nedir? Bizce hangi sınıfın “hassasiyet ve beklentilerinin” dikkate alınacağı açıktır. Halkın mücadelesine büyük bir sınıfsal kinle düşman olan oligarşinin “hassasiyet ve beklentileri” temel alınacaktır. Tutsakların fotoğraf dahi çekilmesini engelleyerek, morallerini bozmak ve dış dünyayla tecrit etmek amaçlanmaktadır. Tutsağın kendini dışarıdaki yakınlarına tanıtma onlarla bağ kurma hatıra oluşturma hakları ellerinden alınarak bir yandan aile ve arkadaşlık bağlarının güçlenmesi engellenmekte bir yandan da tutsağın kişiliği hedef alınmaktadır. 
Yoksa Anadolu topraklarında yaşayan hiçbir halka tutsakların haklarını sakız gibi çiğnenmesini kabul ettiremezsiniz! Bırakın halktan insanları, gardiyanlar büyük bir çoğunluğu bile bir tutsağın ailelerine yollamak için çekildikleri fotoğrafın yasaklanmasını ahlaken meşru görmez. Halkın mücadelesini teslim alma “hassasiyeti” faşizmin iktidarına aittir!
OHAL ile ilgili olara ”Anayasa’nın anayasaya aykırılık yetkisi verdiğini” savunan “büyük” hukukçu Bekir Bozdağ’ın imzasını taşıyan bu metin, “Führer’in; halk mahkemeleri bundan böyle bir karar verirken, sizin nasıl karar vereceğinize inanıyorsa, o yönde bir karar vermeye çalışacaktır.”diyen Nazi Adalet Bakanı Roland Freisler’in kaleminden çıkmış gibidir. 
AKP iktidarının hapishanelerdeki uygulamaları Nazi kamplarının, Guantanamo zindanlarının ruhuna rahmet okutmaktadır. Tutsakların kitaplarını, arkadaş görüşlerini ve fotoğraf çekme haklarını yasaklamanın nasıl bir hukuksal açıklaması vardır? Kitap hapishane içinde nasıl somut bir “tehlikedir” ve neden yasaklanmıştır, her anı izlenen, dinlenen, haftada bir saat süren ve istenildiği zaman yasaklanabilen arkadaş görüşünün oluşturduğu tehdit nedir? Tutsağın hücresinde çektirdiği ve ailesine gönderdiği fotoğraflardan rahatsız olan hassasiyet sahipleri kimlerdir? Bu fotoğraflarla örgütsel iletişim ya da propaganda nasıl gerçekleşir? Bu soruların cevapları vardır, cevap açık ve net olarak İşkencedir! 
Tüm bu uygulamaların amacı tutsakların üzerindeki tecriti ve baskıyı büyüterek, işkenceyi arttırmak ve tutsakların ideolojilerini ve düşüncelerini değiştirmeye çalışmaktır. AKP, halkın mücadelesini ve muhalefeti engellemek, hapishanedeki tutsakları ezmek için her gün yeni bir hak ihlalini hapishanelere sokmaktadır. Bu uygulamaların işkenceden başka bir amacı yoktur.
Ancak Adaletsizlik Bakanı Bekir bey şunu bilmelidir ki, Nazi Adalet Bakanı Roland Freisler, Guantanamo hapishanesi komutanı Amiral John Smith, Filistin’li çocukları demir kafes içinde tutan İsrail Adalet Bakanı Tzipi Livni, Mamak Hapishanesi Müdürü Raci Tetik ve adını sayamadıklarımız yaptıkları işkencelerle ve karşılaştıkları direnişlerle gündeme geldiler. Tamamı dünya halklarının beyninde ve yüreğinde suçlu olarak kazındılar ve tarihin çöplüğüne gömüldüler. Sürekli saldırlar ve hak gaspları gerçekleştiren idarecilerin ve Bekir Bey’in sonu da aynı olacaktır. 
Onlar kin besledikleri tutsakları işkence görmüş, sinmiş, ezilmiş bir kişilik olarak resmetmek istiyorlar. Okuyan, üreten, saygıdeğer ne istediğini bilen bir tutsak görmek istemiyorlar. Ailesi arkadaşları olan umutlu ve güler yüzlü olarak görmek ve göstermek istemiyorlar. Oysa devrimci tutsaklar yalnız da kalsalar, işkence de görseler asla umutsuz ve asık suratlı değildir.
Faşizm tutsaklar üzerinden iktidar olmaya çalışır. Zulüm nasıl sizin için vazgeçilmezse direnmek de bizim elimizden alınamayacak hakkımızdır.
Kaynak: Yorumcahaber.com
13.02.2017 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz