XENOS PECKİ'NİN GÜZEL GÖZLERİ

XENOS PECKİ'NİN GÜZEL GÖZLERİ

 

Bir ankete göre, erkekler  “yitirmekten en korktuğunuz organınız nedir?” sorusunu büyük bir coğunlukla “penisim” diye yanıtlamış.
Erkek olmadığıma bir kez daha sevindim. 
O zaman iki organımı kaybetmekten korkuyor olacaktım demek.
Benim yitirmekten en korkuğum organım, gözüm.
Göz...
Nobakov, “Doğanın başyapıtı!” demiş göz için..
Astigmatismi, miyopisi, hipermetropisiyle bile kabulumuz.
Anibal kar fırtınasında ondokuzuncu filini görecek diye gözünden olmuş.
Tevrat’da : “İnsan gördüğüdür, gözle beraber oluşur gözün güçleri de,”  der.
William Blake ise : Her göz kendi pazarlığını kendi yapmalı, aracıya güvenmeden, diyor.
Shakespeare bir göle bakıp: “işte doğanın kırpmayan gözü!” diye haykırmış.
Walden Pond’un yazarı, 19'ncu yüzyıl Amerikan mistiği Henry David Thoreau (1817–1862) : “Kimi insanda bir göz sevgiyle ışırken, öbüründe hesap vardır, aman sakın atlamayın,” diye uyarıyor. Anlaşılan insanlara fazla güvenmiyor.
 
Charles Dickens:  “iki gözün biri görmek, diğeri hissetmek içindir,” diyor.
 
''Gerçeğin mayası gözle görülmez, insan ancak yüreğinin gözüyle bakarsa görür gerçeği'' diyor Küçük Prens (St Exupery).
Yüreği amâ olanların işi yaman!
 
Benim favori William Worsworth’den : 'Imagination is the eye of the soul' (imgelem ruhun gözüdür).
 
Göz, Türk dilinin de sevdigi bir organ. 
Özellikle, folklorun.
Göz görmeyince katlanan gönül...
Gözden uzak olduğu için gönülden ırak düşenler...
Göze sığmayan çöp...
'Gözün üstünde kaşın var'ı eleştiri sayanlar...
Gözünü toprak doyurası açgözlüler...
Gözümüzü alsa, çıtımız çıkmayacak sevgililer...
Göze göründüğü için kılavuz istemeyen köyler...
Gözünü budaktan sakınmayan babayiğitler...
Gözden düşmeler...
Göze girmeler...
Gözde olmalar...
Yunus’un hayatı gelip geçer bir göz açıp yummuş gibi.
Dede Korkut Masalları'nın, bir tek gözüyle bütün Oğuzeli’ni vuran Tepegöz’ü bile, Basat’a kızgın “sunuluk” ile gözünü çıkarıp da onun:
'Gözüm gözüm, yalanuz gözüm
Sen yanakuz gözile men o göz’ü sundurmuş idum
Ala gözden ayırdun yiğit beni
Tatlu candan ayırsın Kadir seni'  
 diye hem korku bilmeyen ala gözünden ayrılışına hayıflanır, hem de Basat’a ilenir. (Dede korkut hikayeleri uzerinde edebi sanatlar bakimindan bir arastirma, Zeki Omer Defne  TDK Yayinlari 1988 sayfa 105)
 
Kadı Burhaneddin ise şöyle betimler sevdiğini :
 
'Gözü can esrütmeğe hammar imiş.
Kaşı gönül yakmağa mi’mar imiş.
Diledim halimi ki  gözüne diyem
Turfa budur, gözleri bimar imiş.  
 
Edebi, mecazi, aruzi, teşbihi, istiarei yapısı kadar karmaşıktır gözün maddi yapısı da.
Yalnız edebiyatçının değil, bilimcinin de tanıdıkça, bildikçe, öğrendikçe cahilliği ile yüzleştiği bir gizemdir o.Gün gün yeni gizini teslim ederek meraklısına, bu statüsünü saklayacak belki, bir zaman daha.,
Bir süre önce Xenos Peckii’nin güzel gözleri bilim çevrelerini şaşkına çevirdi.
Xenos Peckii, biliğimiz eşek arısının göbeğinde yaşayan bir parazit. Yaşayacak başka yer mi kalmadı diyecekbilirsiniz. Ne var ki, Xenos da sizin mekanınız için aynı şeyi düşünüyor olabilir.
Miniminnacık bile yetmiyor Xenos'un ebadını anlatmaya.
Mikroskobikmiş Xenos.
Değerin ebada endekslendiği bir dünyada var olmak kolay mı?  Xenos’un hayatı da kolay değil.
Dişi Xenos göremeyen, konuşamayan, uçamayan, sadece ve sadece döllendirilmeyi bekleyen bir sinekçik.  Erkek Xenos  ise her türde olduğu gibi imtiyazlı. Eşek arısının karnında gelişip ergenleşince, koku duyusu ve gözlerini kullanarak atıyor kendini dışarıya.
Gerçek dünyaya.
Maceraya.
Alınyazısını izlemeye.
Alınyazı, bir başka eşek arısı bulup, göbeğine girip, oradaki dişi Xenoslar ile çiftleşmek ve onları gebe bırakmak.
Tahmin edeceğiniz gibi pek kolay bir iş değil!
İşte bu nedenle, Xenos Peckii'nin güzel gözleri, onun için hayatî öneme sahip.
Gözlerini kaybetmekten ödü korkması gereken bir ben değilim.
 
ABD'de, Cornell Üniversitesi’nden üç nörobiyolojist,  Elke Buschbeck, Birgit Ehmer ve Ron Hoy yatırmışlar Xenos’u mikroskoplarının altına. Ne görsünler! Bizim Xenos Peckii’de inanılmaz bir göz yapısı var. Boyuna posuna kıyasla muazzam büyüklükte mercek yüzeylerine sahip, yüzlerce minicik göz kesitlerinden oluşan bir bileşik göz, Xenos’unki...  Bu kadar gözü neresine nasıl sığdırmışsa...
Başka bileşik gözlü börtü-böcekteki gözcükler çok daha küçük mercek kesitlerine sahip ve bu gözcükler bir avuç foto-reseptorlerde odaklanarak, görünen eşyanın sadece küçük bir bölümünü yakalayıp görüntüleyebiliyor. Oysa, Science dergisinde yayımlanan makaleye göre,  Xenos Peckii’nin bu gözcüklerinin her biri eksiksiz kusursuz birer göz. Retinasi, 100 adet reseptoru ile her şeyi tastamam bir göz. Beyine ilettiği imajın netlik düzeyi çok yüksek. 
Bu gelişkinlikte göz yapısına sahip bir başka canlı türü, 230 milyon yıl önce soyu tükenmiş olan Segmentli Trilobites imiş.
Xenos’cuğun bu kadar zahmete girip bu göz yapısını geliştirme nedeni, can derdi.
Soyunu devam ettirebilmek kaygısı...
Dişi Xenos’un yaydığı pheromonesları (böceklerde erkeği çeken cinsel hormon) izleyerek eşek arısının nerede olduğu hakkında genel bir fikire sahip olabiliyor belki erkek Xenos, ne var ki uçuşa geçtiği andan itibaren en fazla 6 saatlik ömüre sahip bulunan çocukcağızın, eşek arısının ağzından karnına girip oradaki dişileri döllemek için kimseden adres sormaya vakti yok. Uçacak, eşek arısını bulacak, karnına girecek, dişiyi baştan çıkaracak, dölleyecek, soyunu devam ettirdiğini, asli görevini yerine getirdiğini bilerek gönül rahatlığıyla güzel gözlerini hayata kapayacak.
Ehli imana “Seyreyle güzel hazret-i mevlam neler eyler”  diye türkü çığırtan bu olmalı.
 
Bunları okurken, gözlerine benden de mecbur bir başka canlının varlığını öğrenmek beni memnun etti.
Xenosa Peckii’nin gözleri kadar işime yaramasalar da, gözlerime sevgi, saygı, şükran:
Yeni sağılmış süt mavisi bulutlar için.
Başı dumanlı doruklar için.
Yalnız kentlerde şafaklar
Kızıl renkli ufuklar
Tarlalarda başaklar
Gölgeli korular, serin pınarlar için
Ak yazmalı analar, çatık kaşlı babalar
Gül yanaklı çocuklar 
İpek yüzlü bebeler için
Bilgiyi örsle döğen öğretmenler
Yaraları sağaltan hekimler
Sevgiyi baş tacı edenler
Yurt yoluna baş koyanlar
Hürriyet, onur, sevda üzre kanayanlar
Emeği şiire, şiiri emeğe katık edip evreni gönendirenler için
Adana’da pamuk tarlaları
Boğazda balıkçı takaları
Kızkulesi,Balat,Süleymaniye,Beykoz,Sarıyer,Küçüksu için
Ihlara, Harran, Hasankeyf,Sürmele,Zigana,Toroslar için
Assos’un taş evleri,Milas’ın ahşap evleri,Safranbolu’nun bütün evleri,
Eviçleri, dost sofralar, sıcak francolalar
Kars’ın yıllanmış kaşeri, Ardahan'ın tandır ekmeği
Bursa'nın şeftalisi
İzmir'in gevreği
Bornova'nın patlıcanı
Emirgan'da kağıt helva için
 
Yunus, Emrah, Pir Sultan, Karacaoğlan
Rumi için
Nef’i, Baki, Itri, Gazali
Hatta Sumbülzade için
Fikret için, Haşim için
Nâzım,Cemal Süreya,Orhan Veli, Sina Akyol için
Refik Durbaş
Metin Altıok için
Evliya Çelebi,Sinan, Hazerfan için
Yanık türküler
İsyan dolu gazeller için
Ud, keman, kanun
Hicaz makamı için
Sine-i sad pareler
Tiri müjenler
Haci Arifler
Dil-i mecruh-i perişanlar için
 
Bana sunduğun tüm güzellikler için
Selam, sevgi, şükran sana ey gözüm.
 
Kapa fakat ey  gözüm
Eyyamcı politikacıya,
Kof milliyetçiliğe
Hoşgörüsüzlüğe,riyaya
 
Gecekondu aşklara
Kardan adam aşıklara
Dost hakkı saymaza
Gönlü kara aymaza
Kadir kıymet bilmeze
Kapan ey gözüm,
Ey gözüm kapan.
 
 
 

 

Bir ankete göre, erkekler  “yitirmekten en korktuğunuz organınız nedir?” sorusunu büyük bir coğunlukla “penisim” diye yanıtlamış.

Erkek olmadığıma bir kez daha sevindim. 

O zaman iki organımı kaybetmekten korkuyor olacaktım demek.

Benim yitirmekten en korkuğum organım, gözüm.

Göz...

Nobakov, “Doğanın başyapıtı!” demiş göz için..

Astigmatismi, miyopisi, hipermetropisiyle bile kabulumuz.

Anibal kar fırtınasında ondokuzuncu filini görecek diye gözünden olmuş.

Tevrat’da : “İnsan gördüğüdür, gözle beraber oluşur gözün güçleri de,”  der.

William Blake ise : Her göz kendi pazarlığını kendi yapmalı, aracıya güvenmeden, diyor.

Shakespeare bir göle bakıp: “işte doğanın kırpmayan gözü!” diye haykırmış.

Walden Pond’un yazarı, 19'ncu yüzyıl Amerikan mistiği Henry David Thoreau (1817–1862) : “Kimi insanda bir göz sevgiyle ışırken, öbüründe hesap vardır, aman sakın atlamayın,” diye uyarıyor. Anlaşılan insanlara fazla güvenmiyor.

 

Charles Dickens:  “iki gözün biri görmek, diğeri hissetmek içindir,” diyor.

 

''Gerçeğin mayası gözle görülmez, insan ancak yüreğinin gözüyle bakarsa görür gerçeği'' diyor Küçük Prens (St Exupery).

Yüreği amâ olanların işi yaman!

 

Benim favori William Worsworth’den : 'Imagination is the eye of the soul' (imgelem ruhun gözüdür).

 

Göz, Türk dilinin de sevdigi bir organ. 

Özellikle, folklorun.

Göz görmeyince katlanan gönül...

Gözden uzak olduğu için gönülden ırak düşenler...

Göze sığmayan çöp...

'Gözün üstünde kaşın var'ı eleştiri sayanlar...

Gözünü toprak doyurası açgözlüler...

Gözümüzü alsa, çıtımız çıkmayacak sevgililer...

Göze göründüğü için kılavuz istemeyen köyler...

Gözünü budaktan sakınmayan babayiğitler...

Gözden düşmeler...

Göze girmeler...

Gözde olmalar...

Yunus’un hayatı gelip geçer bir göz açıp yummuş gibi.

Dede Korkut Masalları'nın, bir tek gözüyle bütün Oğuzeli’ni vuran Tepegöz’ü bile, Basat’a kızgın “sunuluk” ile gözünü çıkarıp da onun:

'Gözüm gözüm, yalanuz gözüm 

Sen yanakuz gözile men o göz’ü sundurmuş idum 

Ala gözden ayırdun yiğit beni

Tatlu candan ayırsın Kadir seni'  

 diye hem korku bilmeyen ala gözünden ayrılışına hayıflanır, hem de Basat’a ilenir. (Dede korkut hikayeleri uzerinde edebi sanatlar bakimindan bir arastirma, Zeki Omer Defne  TDK Yayinlari 1988 sayfa 105)

 

Kadı Burhaneddin ise şöyle betimler sevdiğini :

 

'Gözü can esrütmeğe hammar imiş.

Kaşı gönül yakmağa mi’mar imiş.

Diledim halimi ki  gözüne diyem

Turfa budur, gözleri bimar imiş.  &

27.06.2015 (Hale KORAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR