ONU GÖRDÜKÇE ÖFKELİ BİR ÇIĞLIK KOPUYOR İÇİMDE

ONU GÖRDÜKÇE ÖFKELİ BİR ÇIĞLIK KOPUYOR İÇİMDE

ONLAR Kİ BİZİM GENÇLİK HAYALLERİMİZİN KATİLİDİRLER

            Haklı olarak diyeceksiniz ki, başımızda bunca dert varken..

Sokaklarımızda  devlet terörü kol gezerken..

            Açlık grevcilerinin anneleri yerlerde sürüklenip gözaltına alınırken..

            Cumartesi annelerinin sokağa çıkmaları yasaklanmışken..

On binlerce insan cezaevlerinde çürütülürken..

            Milyonlarca insan bir soğana muhtaçken..

            Ve ülke zenginlikleri AKP yandaşlarınca yağmalanırken..

            Sen kalkmış Putin'i yazıyorsun.

            Lütfen izin verin, şu adam hakkında birkaç kelime yazayım!

Bu adam bizim gençlik hayallerimizin katillerinden biridir.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bir zamanlar benim de aralarında olduğum her milletten ve ülkeden milyonlarca gencin ve emekçinin ümidi ve tapınağıydı.

            Biz gençler gün gelecek bizim ülkemizde de öyle bir kardeşlik ve eşitlik düzeni kurulacak diye ne hayaller kuruyorduk!

            Bir gün bir mafyacının o canım ülkenin başına geçeceğini ve devrim yapmış bir halkın torunlarını cendereye alacağını nereden bilebilirdik?

            DEVRİM NASIL RAYINDAN ÇIKARILDI

Rusya'daki 1917 Bolşevik devriminden sonra..

Eski düzen taraftarı ne kadar üçkâğıtçı varsa hepsi komünist partiye doluşup devlet yönetimine sızdılar.

             Devrimci kadrolar 2. Dünya Savaşı'nda milyonlar halinde can verirken, komünist parti ve devlet o halk düşmanlarına kaldı.

            Onlar bu boşluktan istifade ederek, sahipsiz kalan devrimi rayından çıkarıp kapitalizmi yeniden inşa etmeye koyuldular.

Sonra da devletin başına burjuva zihniyetli yöneticiler geçmeye başladılar.

            Kapitalizmin sırtındaki sosyalist giysiyi çıkarıp atması çok uzun sürmedi..

Ve Sovyetler Birliği Gorbaçov liderliğinde dağılıp tarihe karıştı.

            Sovyet istihbarat örgütü KGB ajanı olan Putin'in yıldızı kapitalizmin işte o yeniden doğuşu sırasında parladı.

            İktidar merdivenlerini hafiye sinsiliğiyle çıkıp devletin başına geçti.

O koca ülkeyi şimdi astığı astık kestiği kestik bir mafya lideri gibi yönetiyor.

            Ülke zenginliklerini -Türkiye'deki gibi- vurguncu bir azınlığın eline bıraktı, hak ve özgürlükleri tırpanlayıp yok etti.

Onu televizyonda dünyayı ben yarattım havaları içinde gördükçe, eski Sovyet halkları için ah çekiyorum. 

Ve içimde yükselen bir ses feryat feryada şu soruyu soruyor:

Devrimi insanüstü bir gayretle inşa eden kadınlı erkekli o öncü kadrolar, bu diktatör ülkenin tepesine çöreklensin diye mi onca ter döktüler?

Ve 27 milyon Sovyet insanı, ülkeleri bir mafya çetesinin tahakkümüne girsin ve torunları açlıkla cebelleşsin diye mi 2. Dünya Savaşı'nda canlarını feda ettiler?

Dünya devrimci hareketlerinin bundan çıkaracakları değerli bir sonuç vardır:

Sömürgeci burjuva devletler devrimci partilere ve oluşumlara ajanlarını sızdırarak tepe noktaları ele geçirmekte olabildiğince tecrübelidirler.

Bu ajanlar dikkat çekmemek için herkesten daha da çok "devrimci" bir görünüme bürünürler.

Bu tehlikeyi görmeyen siyasi hareketler istemeden devletlerin avcunun içine düşer ve onun bir uydusu haline gelirler.

18.05.2019 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR