KİMLİK BİÇMEK ÜZERİNE TUHAF DÜŞÜNCELER

KİMLİK BİÇMEK ÜZERİNE TUHAF DÜŞÜNCELER

 

 

                    

''Ben kimim? '' (Who am I?') dedi ve herkesi güldürdüydü Vietnam savaşı gazisi Emekli Amiral James Stockdale. 
Başkanlık seçiminde, Ross Perot'un başkan yardımcısı adayıydı. 
Pek umursamadı adaylığını da başkanlık seçimini de.. 
Viet-Kong Savaş esiriyken, benim başucu kitabım Enchiridion'u (Epiktetus'un Elkitabı) eline geçirmiş. 
Hayata bakışı değişmiş. Bir zamanların amirali olmuş mu size filozof. 
Haline gülüyor salaklar.


''Ben kimim?'' çok önemli bir sorudur oysa.


Veysel'e :
 "yıllarca aradım kendi kendimi
hiçbir türlü bulamadım ben beni
  hayal mıyım ürüya mı bilinmez 
hiçbir türlü bulamadım ben beni

insan mıyım mahluk muyum ot muyum 
ekilir biçilir bir nebat mıyım
 yoksa görünüşte bir sıfat mıyım
 hiçbir türlü bulamadım ben beni

leyla mıyım mecnun muyum çöl müyüm 
arı mıyım çiçek miyim bal mıyım 
köle miyim bir güzele kul muyum
 hiçbir türlü bulamadım ben beni

varlığım yokluğum bir veysel adım 
gök kubbede kalacaktır ses kadim 
elli üç yıl kendi kendim aradım" diye türkü çağırtan ekzistansiyelist soru.

Kendine bir kimlik biçmek zorunda hissetmiyorsan kendini, kendinsin.

Bir kuaförüm var. 
Ramazan. Ama kendisine Ray dedirtiyor.
 Ramazan eşcinsel.
 Acılar çekmiş. 
Konya'da dindar bir aile çocuğu.
 Ailesi silmiş. 
Hakaret görmüş, aşağılanmış, örselenmiş yok yere.

ABD de çok mutlu. 
Cinselliğini inkar etmek zorunda değil. 
Eşcinsellere karşı olumsuz tavrım olmadığını ve Türk olduğumu anlayınca çok sevdi beni. Uzun süre aramızdan su sızmadı.
Onun gibi saç keseni nerden bulursun bu diyarda.

Ne var ki giderek rahatsız bir ilişkiye dönüştü bu iyi berber-bonkör müşteri, apla-can kardeş ilişkisi. 
Neden mi? Çünkü Ray-Ramazan yatak odasında olanları en ince ayrıntısıyla bana anlatmayı hobi haline getirmişti. 
Tepki versem ''seni iki yüzlü hani eşcinsellere tavırlı değildin'' diyecek. 
Ona anlatamam ki eşcinsel ya da değil, kimsenin nasıl seks yaptığını dinlemek istemiyorum. 
Benimkini de başkası dinlesin istemem. 
Mahremiyet gizlilik değildir. 
Bazı şeyleri sadece kendi seçtiğimiz insanlarla paylaşma hürriyetidir.

Sonra farkettim ki Ramazan, eşcinselliği kimlik biçmiş kendisine.
 Önce insan, önce türk, önce erkek, önce anasının kuzusu Ramazan, önce kuaför Ray değil. 
Önce eşcinsel. 
Her lafa biz 'gey' ler.. diye başlıyor.

Bu yalnız eçcinsellere özgü değil tabi.
 Bir Ermeni arkadaşım var. Gözümün bebeği. Geçen gün ''aman halem senin bazı Ermeni arkadaşların çok şoven. Soykırımdan başka laf etmiyorlar'' dedi. 
Bir de Kürt arkadaşım var. O da ''hale hocam bir daha Kürt lafını duyarsam avazım çıktığı kadar bağıracağım, yeterr diye'' dedi.

''Türküm doğruyum çalışkanım, Ne mutlu Türküm Diyene'' tayfasıyla sorunum kalmadı çok şükür. 
Sildiler beni dost defterinden. 
Kaydettiler defteri-divaneye.

''Siz Türkler''  ''Biz Kürtler..'' ''Soykırımcı katil Türkler''  ''Tanrı Türkü korusun''  
''Biz kadınlar''..  ''We african-Americans..''  ''You whites...''  ''Biz komünistler...''  ''Biz müslümanlar..''  ''Laik Türkiyeciler'',  ''teceliler''
 Bunların hepsi, ama hepsi baydı.
Türkiye'de en sevdiğim en iyi anlaştığım gruptur Aleviler. Onların dahi üçüncü cümleden sonra 'Kerbela, Lanet yezid'in canına'' diyenlerle kaynaşamam. Alevilerle aramdaki gönül bağının ne Kerbela ile ne Muaviye ile ilişkisi vardır çünkü.

Bir vegan ile beraber çalıştık.
Birgün lokantaya gittik beraber.
Lokantanın İranlı sahibi geldi bize hoşgeldin demeye.
 Kadın beni lokanta sahibine ''My friend eats animals'' (arkadaşım hayvan yer) diye tanıttı. Hayatımda bu kadın kadar saygısız, sevgisiz birini tanımadım. Hayvanları sevsen ne yazar, sevmesen ne yazar ayol! Terbiyesizin tekisin.
Veganlığını kendisine kimlik biçmiş. 
Yakasına Gandhi'nin portresini takıyor. 
 ''Neden ki?'', dedim. 
O zaman insanlarla konuşmak kolay oluyormuş, onlara veganlığın ne kadar şart olduğunu anlatırken.

Gandhi kimseyi vejeteryan olmaya zorlamadı. Kimseyi vejeteryan olmadığı için aşağılamadı. Kendisine neden vejeteryansın diyen gazeteciye ''Hayvanlar arkadaşımdır. İnsan arkadaşını nasıl yer?'' dedi.  
Bu sözdür beni vejeteryan olmak için çaba göstermeye yönelten. 
Gandi vejeteryanlığını koluna bant takıp gezmedi.

O birçok başka şeydi aynı zamanda. 
Liderdi, filozoftu, hümanistti. hukuçuydu, Hinduydu, Hintliydi, eşti, arkadaştı ve vejeteryandı.

Kürtlerin vatadaşlık haklarını, kültürel haklarını savunurum, bu yolda polis dayağı yemişliğim var ama her merhabadan sonra 'Siz işgalci türkler..'' diye devam eden bir konuşmaya arkamı döner yürürüm.

Ermeni Soykırımının ulusal ve tarihsel ayıbını damarlarımda hisederim. Ama ''Siz soykırımcı Türkler...'' diye söze giren Ermeni'den uzak dururum.

Eşcinsellere karşı değilim. Neden olayım ki? Kime ne zararları olmuş. Mis gibi akıllı, efendi, erdemli insanlar. Ama yatakta hanginiz üste çıkmayı seviyorsunuz bilmesem olur. Hatta bilmek istemiyorum.

Bir de bana kimlik biçmeye çalışanlar var. 
Yurt dışında yaşayan, ABD de yaşayan, hariçten gazel atan Hale. 
''Sen Türkiye siyasetini boş ver, ordaki siyasete bak'' diyenler.

Avucunuzu yalarsınız.

Ben ABD de yaşayan Hale olmadan önce pek çok başka şeyim.

Siz bana kimlik biçemezsiniz.

.

24.03.2015 (Hale KORAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR