GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

Temel Demirer

GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

 

“Aslî nedeninin kapitalist toplumsal yapı olduğu”[28] göz ardı edilmeden; “Tecridin ve kapitalist çöküşün ardından ayaklanmaların başlayacak olması neredeyse kesin. Ama unutmayın rın kullanılması ihtiyacını belirleyen temel neden, üretim verimliliğini yükseltmek yoluyla artı-değer sömürüsünü artırmak ve böylece elde edilecek kârı büyütmek değilse nedir ki?[38]

Evet üretici güçlerdeki bilimsel-teknolojik gelişmeler, kapitalist üretimin tarzını ve ilişkilerini zorlayıp, çatallaştırırken; işçiler bu açmazın faturasıyla yüzleşiyor. Yani hayatı basitleştirip insan(lık) yaşamını kolaylaştırması gereken teknoloji, mülk sahibi sınıfların elinde milyarlarca insan için kâbusa dönüştürülüyor.

Bir ‘The Guardian’ yazarına göre “Sonunda bütün işleri robotlar yapacaklar, bir toplumsal çöküşü önlemek için şimdiden plan yapmaya başlamamız gerekiyor”ken; “sorumlu teknolojidir” saptamasından önce “Teknoloji neden bu yönde gelişiyor?” demeli. Teknolojinin, günümüzde “kâr makinesine” yeni alanlar açabilme, kârlılığı artırabilme beklentisine göre mali destek alarak geliştiğini görmeliyiz.

“Zorlayıp, çatallaşma” olarak ifade ettiğim sorunun özünde, teknolojinin üretim, kullanım koşullarını belirleyen, kâr makinesi kapitalist sermaye ile piyasanın mülkiyet ilişkileri yatıyor.

Özetle “Kapitalist uygarlık artık kendi sonuçlarından korkuyor, bunlara çözüm üretemiyor bu da onun çoktan barbarlık dönemine girdiğini düşündürüyor.”[39]

Gerçek(ler) ile imkân(lar)ın paradoksal konumlanışı geleceğin önünü açmıyor; aksine barbalık ekseninde tıkıyor!

Kolay mı?

BM UNCTAD verilerine göre, 2015 itibariyle dünya sanayi sektörlerindeki robot sayısı 1 milyon 600 bini aşmıştı. Bu yüzyılın başına değin bir yılda kurulan robot tesisi adedi 50 bin civarında idi. 2010’lu yıllarda bu rakam yılda 250 bini aşmıştı.[40]

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) öngörülerine göre de, sanayi sektörlerinde yoğunlaşması beklenen robot kullanımı ve otomasyona dayalı üretim biçimleri önümüzdeki yüzyılda sanayide çalışanların en az yüzde 40’ını olumsuz etkileyecek; onlarca iş sahası, yerini robotların düzenleyeceği iş süreçlerine bırakacak.[41]

‘McKinsey Küresel Enstitüsü’nün araştırmacıları ise otomasyonun ve yapay zekâ ile donatılmış robotların sanayide yaygınlaşması sonucunda 2030’a değin 400 milyon istihdam kaybının yaşanacağını vurgulamakta ve bu rakam küresel işgücü arzının yüzde 14’üne ulaşmakta.[42]

Malum, 2008 krizi sonrasında küresel ekonomik krizinden çıkamayan kapitalist dünyanın küresel güçlerinin gündemi “Sanayi 4.0” olup çıktı. Yani robotların bütünüyle insan emeğinin yerini aldığı tam otomasyon!

“Sanayi 4.0” ya da “4. Sanayi Devrimi”ne değin, kapitalist üretim teknolojik gelişme açısından 3 önemli dönüşüm geçirdi.

1712’de buhar makinesinin icadı ile su ve buhar gücüne dayalı bir üretim tekniği ve mekanik tesisler üretim süreçlerine uyarlandı. Bu, XVIII. yüzyılda “1. Sanayi Devrimi” olarak tarihe geçti.

1840 telgraf ve 1880 telefon icatları eşliğinde elektrik gücünün sanayide kullanılması, “2. Sanayi Devrimi” olarak nitelendirildi. Kitlesel üretim muazzam ölçülerde artarken bu süreç, Taylorist yönetim, Fordist üretim ve İkinci Dünya Savaşı sonrası sosyal devlet mekanizmalarıyla zirveye ulaştı.

1970’li yılların başlarından itibaren “Bilgisayar Teknolojisi 3. Devrimi”ni başlattı. “Dijital Devrim” olarak da adlandırılan “3. Sanayi Devrimi (3.0)” ile bilgi teknolojileri üretim süreçlerine uyarlandı.

Bu süreçte, Fordist üretim tekniğinin mümkün kıldığı kitlesel ve seri üretimin yanı sıra, küçük ölçekte üretimin esas olduğu Post-fordist üretim teknikleri de yaygınlaştırıldı. Büyük ölçekli üretime eklemlenen küçük ölçekli üretim ağlarıyla işçi ücretleri reel olarak gerilerken, sendikal örgütlenme zayıflatıldı. Kamusal mal ve hizmet üretimi piyasaya terk edildi. Eğitim, sağlık, barınma, su vb. toplumun temel ihtiyaçları büyük oranda meta üretimine dahil edildi.

Nihayet teknolojik gelişmelerin son halkası olarak “4. Sanayi (4.0) Devrimi” ise 2008 krizi sonrasında ilk defa 2016’da Davos’daki ‘Dünya Ekonomik Forumu’nda gündeme alındı ve tartışıldı. Ardından bütün ülkeler ve sermaye grupları “4. Sanayi Devrimi” yarışında pay kapmak için yoğun bir rekabete tutuştu.

XXI. yüzyılın ilk çeyreğinde ilan edilen “Sanayi 4.0”, esasen tasarım, üretim, taşıma, hizmet, ticaret gibi süreçlerde bütünüyle bilgisayar teknolojilerinin ve robotların görev aldığı, insan emeğine olan ihtiyacın ise büyük oranda ortadan kaldırıldığı bir düzeni tarif ediyordu. Bu, günümüz koşullarında mümkün değildir. Otomasyon kimi ülke, bölge ve sektörlerde mümkün olsa da bütünüyle uygulanamayacaktır. Bu durum kapitalist üretim ilişkilerinin çelişkileri ve sermaye birikiminin karakteristik yapısından kaynaklanmaktadır.

Birincisi, kapitalizm canlı emek sömürüsüyle elde edilen artı-değer olmadan varlığını sürdüremez.

İkincisi, üretimin tamamen robotlar tarafından gerçekleştiği bir ortamda toplumun büyük bir kısmı tüketmek için gelir kaynağından mahrum kalacaktır. Kapitalistler ürettiklerini satamayacak ve yeniden üretim mümkün olamayacaktır.

Üçüncüsü, sermaye birikiminin temeli olan canlı emeğin bir sonucu olarak, artı-değer üretilmeyecekse kapitalistlere ihtiyaç kalmayacaktır...

Kapitalist üretim koşullarında dünya ölçeğinde tam otomasyonun mümkün olamayacağına dair çelişkileri arttırmak mümkündür… 

Kapitalizmde artı-değeri yükseltmenin iki yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan biri, işçileri veri teknoloji düzeyinde daha yoğun ve uzun çalıştırmak, ötekisi teknolojiyi geliştirip daha yetkin makinelerle işçi başına verimliliği, yani üretim miktarını arttırmaktır.

Karl Marx, birincisine mutlak artı-değer, ikincisine nispi artı-değer demiştir. Birincisinin fiziki ve biyolojik sınırları vardır. İkincisi ise özellikle kriz dönemlerinde uygulamaya geçirilebilmektedir.

Lâkin bütün bu süreçler çelişkilerle birlikte ilerlemektedir. Kapitalistler bir yandan teknolojiyi bütün potansiyel sınırlarına doğru sürüklerken, rekabet ve kâr oranlarının düşüşü, aşırı üretim, yetersiz talep vb. nedenler ekonomik krizlerle birlikte sınıfsal çelişkileri derinleştirmektedir…

Teknolojik gelişmelerin üretim süreçlerine uyarlanması büyük oranda kapitalist ekonomik krizlerin akabinde gerçekleşmiştir. Liberal İktisatçı J. A. Schumpeter, bu durumu “yaratıcı yıkım” teziyle açıklamış, kapitalizmin temel dinamiğinin teknolojik yenilik olduğunu savunmuştur.

Kriz dönemlerinde kapitalistlerin büyük teknolojik atılımlara yönelmesinin temel nedenleri azalan kâr oranlarını yükseltmek ve işçilerin kapitalistlere karşı sınıfsal gücünü kırmak isteğidir. Ekonomide, büyük ölçekte değişim yaratan yeni teknolojilerin önemli bir özelliği, krizlerin akabinde patlak veren savaş süreçlerinde geliştirilmiş olmalarıdır. Silah sanayisinde geliştirilen bu teknolojiler, savaşların akabinde üretim sanayisine kaydırılıp verimlilik artışı sağlanmıştır.

Örneğin İkinci Paylaşım Savaşı esnasında en büyük AR-GE birimi olarak tarihe geçen Manhattan projesinde, 43 bin bilim insanı ve teknisyen birbirinden habersiz bir biçimde atom silahı üretimine sevk edilmiştir.

Kapitalist üretim içinde teknolojik yenilikler krizlerin geçici olarak aşılmasında ve sermeye birikiminin sürdürülmesinde temel rol oynamaktadır. Onun için 2008 dünya ekonomik krizinin ardından “4. Sanayi Devrimi” ile robotların gündemde olması tesadüf değildir.

Bununla birlikte işçi başına verimliliğin sınırlarına yaklaşıldıkça, sistem daha şiddetli krizlere gebe kalacaktır. Toplumsal ve ekolojik yıkıma değin artan çelişkiler ise toplumun kapitalist üretim tarzıyla hesaplaşmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Velhasıl, üretimin toplumsal karakteriyle üretim araçlarının özel mülkiyeti arasındaki çelişkiler dikiş tutmamaktadır. Baş döndüren teknolojilere karşın günümüzde hâlen insan faktörünün üretimde kullanılıyor olmasının temel nedeni sermaye birikiminin sürmesine olanak tanıyan unsurun canlı insan emeğinin oluşudur.

Birikmiş emeğin bir ürünü olarak sermayenin gücüne dönüşen robotlar artı-değer üretme yeteneğine sahip değildir! Robotlar kapitalistlerin ürünlerini satın alamazlar! Üretim süreçleri bütünüyle otomasyona uğratıldığında sermaye birikimi sürdürülemeyecektir!

Buna rağmen rekabet ortamında kapitalistler teknolojiyi geliştirmek zorundadırlar. Bu da sistemi çıkmaza sokmaktadır.[43]

Ancak ortada ne kaygılanacak bir durum var, ne de teselli ihtiyacı: İşçilerin ücretli köleliliği ilgasına yönelik olarak bırakın robotlar üretim yapsın ve insanlar özgürleşsin. Daha fazla okusunlar, daha fazla spor yapsınlar, daha fazla bilim ve sanatla uğraşsınlar ve daha fazla eğlensinler!

O hâlde sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız yeni bir dünya yolunda işçilerin robotlara karşı değil, kapitalizme karşı mücadele etmelidirler. 

Özetle robotların, “yapay zekâ”nın yaratacağı bir gelecekten değil; ücretli köleliğin ilgasıyla kazanılacak bir gelecektir gelmekte olan.

 

VE COVID-19 FASLI!

 

“İnsanlık kapitalizmi tercih ederek ve kapitalizmi aşan (post-kapitalist) bir sosyo-ekonomik sisteme geçemeyerek ‘karanlık ve felaketlerle’ dolu bir geleceğe doğru sürüklenmektedir,”[44] türünde fantastik söylencelerin ötesinde “Covid-19 Şoku”[45] dair hakikâtlerden bir kaçını sıralarsak…

Prof. Dr. Sinan Alçın, “Coronavirüs nedeniyle sektörlerin toparlanması 10 yılları alacak. İşsizlik yükselecek. Yoksulluk artacak. Dünya genelinde eşitsizlik ve ülkelerde de daha otoriter yönetimler göreceğiz… Büyük yıkım yaşanacak,”[46] derken; pandemi, hükümetlerin kamu harcamalarını artırmalarına yol açtı. Bütçe açıkları dünya genelinde yüzde 10’ları geçerken; bu da dünya genelinde enflasyon artışı ve pahalılık anlamına geliyor.[47]

Örneğin UNCTAD, salgından ötürü dünya ihracatının 2020 sonuna kadar 800 milyar dolar daralacağını öngörürken IMF, küresel ekonomide daralmanın yüzde 5’i aşacağı öngörülerini paylaşıyordu. ILO ise 2020’nin birinci çeyreğinde çalışılan saat miktarının yüzde 4.5 gerilediğini; bunun da 130 milyon tam zamanlı istihdam kaybı anlamına geldiğini söylüyordu.[48]

IMF tahminlerine göre, dünya ekonomisi satın alma gücü paritesine göre, 3.7 trilyon dolar daralacak. Bu da Almanya ekonomisinin büyüklüğü kadar daralma anlamına geliyor. Dünya ekonomisinin büyüklüğü 138.3 trilyon dolara inecek.[49]

Ve nihayet Covid-19 salgının ekonomiye etkilerine ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Bıraktığı hasar 1929 buhranından da büyük olacak,” diyordu.[50]

Salgın normalleşe dursun!.. Küresel kriz derinleşiyor… Finans kapitalin borç kalkanı salgınla birlikte hızla ağırlaşıyor ve kapitalizmin yakın dönemdeki Aşil topuğuna dönüşüyor. Bugünü kurtarmaya yönelik çabalar, yarının çok daha köklü yapısal krizinin tuğla taşlarını döşüyor.

İktisadi olduğu kadar siyasal; siyasal olduğu kadar yönetimsel, ulusal ölçekli oldu olduğu kadar uluslararası çok boyutlu toplumsal bir kriz sarmalının içinden geçiyoruz. Sonuçlarının nasıl bir spektrumda yapılanacağını izleyen dönemde göreceğiz,[51] taraf olacağız…

Krizler, baskılar, şoklar, beklenmedik olaylar, şaşkınlıklar, toplumsal stresler, hem ezilen insanlar hem de iktidarlar için yeni tehdit ve imkânları ortaya çıkarır.

Her kriz, mevcut sistemin zayıflıklarını, kırılganlıklarını ortaya çıkarırken; tarihte her büyük savaştan ve salgından sonra yeni bir düzen kurulduğuna şahit olmuştur insanlık.

Şimdi corona ezilenlere sürdürülemez kapitalist sistemin tüm aksaklıklarını gösterirken; mücadele dolu bir geleceğin de kapısını aralıyor.

Kolay mı? “Covid-19 ile kapitalizmin sıvası döküldü.”[52]

Corona virüs vesilesiyle yerkürenin içine girdiği sosyoekonomik koma hâlinin yakın gelecekte de süreceği anlaşılıyor. Özetle bütün maskeleri yırtan corona tarihi hızlandırıp, küresel değişimi zorluyor.

Şimdi soru(n), dünya çapında dehşet yaratan pandeminin yeni bir dünyanın kapısını mı açacağı ya da hasar tablosu ne olursa olsun, bir takım “onarım”larla kapitalist vahşetin devam mı edeceğindedir?

Bu iki farklı gelecek tahayyülüdür? Ve tarih gündeme aldığı sorunun yanıtını aramaktadır!

Egemenler zevahiri kurtarmak için -sanki eskisi bir matahmış gibi!- “yeni normal”den söz ediyorlar!

“Yeni(den) Normal(iniz)” mi? Hayır…

Çünkü “Yeni Normal”de karşılaşacağımız toplumsal sonuçlarla: i) Gelir dağılımı iyice bozulacağı için sınıflar arası eşitsizlikler çok daha keskinleşecektir; ii) Zenginler daha zenginleşir, yoksullar daha yoksullaşırken, ortadakiler, alt gelir grubuna doğru erozyona uğrayacak, alt gelir grubu büyüyecektir; iii) Geçim derdi, bütün toplumsal sorunların önüne geçecektir.[53]

Covid-19 salgını sonrasında döneceğimiz “Normal” hayatın “Eski Normal”den daha beter olacağını herkes biliyor. Bütün dünya ekonomisi daralacaktır. Sermayenin sömürüsü daha da artacak, hem ülkeler arasındaki hem de ülkelerin kendi içlerindeki gelir dağılımı daha da bozulacaktır. Zenginler daha zengin, yoksullar daha yoksul olacaktır.

Bu koordinatlarda ezilenler corona salgını ve yıkıntıları ile mücadele edip, pandemi sonrası yeni bir dünya talebini öne çıkarırken; Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Canan Sokullu’nun, “Yeni bir dönemin kapıları açılıyor,”[54] uyarısının bilincinde olmalıdırlar.[55]

“Neden” mi? İtalya’da felaket sırasında işleri kaybedenlerin kaygıları ve öfkesi giderek büyüyor...

‘La Stampa’nın başyazısı yaşam standartları gerileyen insanların sorunlarını dile getirip, “Bu öfkeyi nasıl frenleyeceğiz,” diye soruyor.

Linda Laura Sabbadini’nin imzasını taşıyan yazı, İtalya’da 2000’ler öncesinde yok edilen mutlak yoksulluğun 2008 kriziyle yeniden hortladığını, şimdi pandemiyle kangrenleşeceğini, bunun kaçınılmaz bir öfke patlamasına yol açacağını söylüyor.

‘Sosyoekonomik Araştırmalar Enstitüsü’nün (CENSIS) bulguları iki yıl öncesinde zaten İtalyanların on yıldır süren ekonomik kriz nedeniyle “mütecaviz”, “öfkeli” ve “egoist” olduklarını tespit etmişti.

CENSIS’in 2019’daki araştırması da kurumlara güvenini yitiren halkın sorunlarına çare bulacak “güçlü bir lider” arayışında olduğunu ilan ediyordu.

“Pandemi ve karantina başlamadan önceki manzara buydu. Sonrasını siz hesap edin,”[56] diyen Nilgün Cerrahoğlu ya da “Neden Covid-19 krizi alternatif bir realite yaratmanın bir aracı olmasın? Ancak nereden başlamalı?”[57] sorusuyla Ergin Yıldızoğlu haksız mı?

Tam da burada “Coronavirüs salgını, kapitalist makineyi gıcırdayarak aksar hâle geldi,” vurgusuyla sorup/ saptıyor Arundhati Roy: “ “Bu motoru nasıl çalışmaz hâle getiririz? Görevimiz bu”![58]

 

“KİMSE YOKTUR UMUT ETMEMEYİ ÖNLEYECEK”

 

İnsan(lar) tarih(lerin)i kendileri yapıyorlar, fakat belli koşullarda yapıyorlar. Corona salgını da bu koşullara eklenirken; geleceği yine de ulusal ve sınıfsal çatışmalar belirleyecektir. Ancak John Steinbeck’in, “Korkulacak zaman, insan’ın bir ülkü uğruna acı çekmeyi ve ölmeyi reddettiği zamandır”;[59] Rosa Luxemburg’un, “Hareket etmeyen zincirlerini fark edemez,” uyarılarına mündemiç gerçeği “es” geçmeden elbette!

Çünkü Güney Koreli felsefeci Byung-Chul Han’ın, “Coronavirüs bizi bir ‘sağ kalma toplumuna’ indirgedi”ği[60] hâlde; tarihin yeniden birçok şeyi göze alan insan(lar) tarafından biçimlendirileceği bir ufka doğru ilerliyoruz.

Bu güzergâhta John Bellamy Foster’ın, “Kapitalizmi devirecek olan devrimci sosyalist protesto fırtınası esas olarak, emperyalizmin yaşam koşullarını çok kötüleştiren Global Güney’den gelecektir. Ancak dünya çapında sistemin değişmesi, Amerika Kalesi içinden gelecek ayaklanmaya da bağlıdır, ABD kapitalizminin kendi yapısal krizi nedeniyle bu gerçek, beklendiğinden önce ortaya çıkıyor,”[61] saptaması yaşamsal önemdeyken; gelecek için:

 Che Guevara’nın, “Fikirler ve gelecek dimdik ayakta. Şüphesiz: tam özgürlüğümüzün iskeleti kuruldu, tek eksik kanlı canlı bir vücut ve giysiler, onu da yaratacağız”…

Yaşar Kemal’in, “İnsanların mayasında; güzel, aydınlık, pırıl pırıl, umut, gelecek türküleri söyleyen düş dünyaları kurmak var”…

Cicero’nun, “Yarınlar, yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir”…

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin, “Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin,” uyarılarını hatırlayın, hatırlatın…

 

20 Haziran 2020 16:23:12, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Önsöz Dergisi, No:45, Yaz 2020...

[1] Nâzım Hikmet.

[2] Jean Birnbaum, “Étienne Balibar: Ne Riskler Karşısında ne de Alınan Önlemlerde Eşitiz”, Le Monde, 22 Nisan 2020… https://medyascope.tv/2020/04/29/etienne-balibar-ne-riskler-karsisinda-ne-de-alinan-onlemlerde-esitiz/

[3] Orhan Bursalı, “Değişecek Olan Nedir? Hayaller ve Gerçekler!”, Cumhuriyet, 5 Mayıs 2020, s.6.

[4] “Prof. Dr. Bilsay Kuruç: Coronavirüs Sonrası Ekonomi ve Düzen - 1”, 30 Mayıs 2020… https://gazetemanifesto.com/2020/soylesi-prof-dr-bilsay-kuruc-coronavirus-sonrasi-ekonomi-ve-kriz-360996/

[5] İrfan Aktan, “Hamit Bozarslan: Ya Küresel Tiranlık Ya Enternasyonalizm”, 23 Mayıs, 2020… https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/05/23/hamit-bozarslan-ya-kuresel-tiranlik-ya-enternasyonalizm/

[6] Le Monde, 10 Nisan 2020.

[7] “Roubini: 10 Yıl Boyunca ‘Daha Büyük Buhran’ Kaçınılmaz”, Dünya, 6 Mayıs 2020, s.9.

[8] “Salgın Sonrası Dünya-3”, Cumhuriyet, 29 Nisan 2020, s.9.

[9] Albert Camus, Veba, çev: Nedret Tanyolaç Öztokat, Can Yay., 2013.

[10] José Saramago, Körlük, çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yay., 1995.

[11] Ergin Yıldızoğlu, “Coronadan Sonra Kaos”, Cumhuriyet, 11 Mayıs 2020, s.15.

[12] Friedrich Engels, Anti-Dühring: Bay Eugen Dühring Bilimi Altüst Ediyor, Çev: Kenan Somer, Sol Yay., 1966.

[13] Alex Callinicos, “Hayatta Kalabilmek Adına, Hayatımızın Mücadelesini Veriyoruz”, 25 Nisan 2020… https://marksist.org/icerik/Dunya/13871/Alex-Callinicos-Hayatta-kalabilmek-adina,-hayatimizin-mucadelesini-veriyoruz

[14] George Orwell, 1984, çev: Celâl Üster, Can Yay., 2000, s.45.

[15] Louis Ferdinand Celine, Gecenin Sonuna Yolculuk, çev: Yiğit Bener, Yapı Kredi Yay., 2002.

[16] Marcel Proust, Sodom ve Gomorra (Kayıp Zamanın İzinde), çev: Roza Hamken, Yapı Kredi Yay., 2017

[17] Jean-Paul Sartre, Varlık ve Hiçlik-Fenomenolojik Ontoloji Denemesi, çev: Turhan Ilgaz-Gaye Çankaya Eksen, İthaki Yay., 2009.

[18] Mathieu Dejean, “Étienne Balibar: Muhtemelen Bu Sadece Başlangıç”, 20 Nisan 2020… https://gercegingunlugu.blogspot.com/2020/04/etienne-balibar-muhtemelen-bu-sadece.html

[19] Erhan Karaesmen, “Salgına Hitchcock ve Camus Pencerelerinden Bakış”, Cumhuriyet, 28 Mayıs 2020, s.2.

[20] “Yakın zamana kadar sosyologlar, siyasal bilimciler, tarihçiler, ‘Covid-19 salgını bittikten sonra nasıl bir dünyada yaşayacağız’ konusunu tartışıyordu. Şimdi ABD’de soru ‘Floyd’dan sonra nasıl yaşayacağız?’ şekline dönüştü.

Paris Komünü’nden Gezi’ye, Occupy Wall Street’ten Arap Baharına kadar öğrendik ki, düzeni değiştirmek pek de kolay değil. Çünkü karşınızda sizden daha kıdemli, daha esnek, daha örgütlü bir mekanizma var. Silah bunların elinde, mahkemeler hapishaneler bunların denetiminde, okullarda çocuklarımızı bunlar eğitiyor, medyaları ile bütün yurttaşları bunlar aldatıp, zehirliyor. Kısmi ve geçici olsa da ideolojik egemenliği ele geçirmek yeterli değil. Başka bir dünya isteyenler, o dünyayı ayrıntılı ve somut olarak betimleyip, büyük çoğunluk için mevcut evrenden çok daha iyi olduğunu radikal bir şekilde kanıtlamadan ancak mevzi başarılar kazanabiliyor.” (Ragıp Duran, “Hepimiz George Floyd Olduk Ama…”, 8 Haziran 2020… https://artigercek.com/yazarlar/ragipduran/hepimiz-george-floyd-olduk-ama)

[21] Le Monde Diplomatique, Nisan 2019… https://mondediplo.com/2020/04/01edito

[22] Anna Carthaus, “Yuval Noah Harari: Pandemiden Sonra Dünyayı Ne Bekliyor?”, 26 Nisan 2020, https://sonhaber.ch/pandemiden-sonra-dunyayi-ne-bekliyor/

[23] “Antropolog Philippe Descola: Biz İnsanlar, Gezegenin Virüsleri Hâline Gelmiş Durumdayız”, 24 Mayıs 2020… https://medyascope.tv/2020/05/24/antropolog-philippe-descola-biz-insanlar-gezegenin-virusleri-hâline-gelmis-durumdayiz/

[24] Alastair Gee-Dani Anguiano, “İnsan Çağı’nı Biz Yarattık ve Sonuçlarıyla Yüzleşiyoruz”… https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2020/05/07/insan-cagini-biz-yarattik-ve-sonuclariyla-yuzlesiyoruz

[25] Muhsin Boz, “İnsanlığa Son Uyarı: Covid-19”, Cumhuriyet, 30 Nisan 2020, s.2.

[26] Sibel Ersöz, “Corona’nın Düşündürdükleri ve Öğrettikleri - 2”, 17 Nisan 2020… https://www.politez.com/detail/sibel-ersoz/10256/coronanin-dusundurdukleri-ve-ogrettikleri-2

[27] Orhan Bursalı, “Kurtuluşumuz ‘Covid-19 Biziz’ Dediğimizde”, Cumhuriyet, 30 Nisan 2020, s.6.

[28] “Dr. Gaye Yılmaz ile Söyleşi: Ekoloji Sorunlarının Aslî Nedeni; Kapitalist Toplumsal Yapı”, 11 Mayıs 2020… https://www.yesildirenis.com/2020/05/11/dr-gaye-yilmaz-ile-soylesi-ekoloji-sorunlarinin-asli-nedeni-kapitalist-toplumsal-yapi/

[29] David Harvey, “Amerika’nın Sorunlarının Çözümü Kapitalizm Değil, Kapitalizm Sorunun ta Kendisi”, 5 Haziran 2020… https://www.ekdergi.com/amerikanin-sorunlarinin-cozumu-kapitalizm-degil-kapitalizm-sorunun-ta-kendisi/

[30] Mücahit Bilici, “Sol Nedir, Sağ Nedir?”, 30 Mayıs, 2020… https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/05/30/sol-nedir-sag-nedir/

[31] Verda Özer, “Kapitalizm Çöküyor mu?”, Milliyet, 22 Nisan 2020, s.14.

[32] Murat Özbülbül, “Neo-Liberalizm Sonrası Neososyalizm”, 13 Mayıs 2020… https://sonsoz.com.tr/neo-liberalizm-sonrasi-neososyalizm/

[33] “Salgın Sonrası Dünya-1”, Cumhuriyet, 27 Nisan 2020, s.8.

[34] Che Guevara, 19 Ağustos 1960’ta Kübalı milislere hitaben yaptığı konuşma, “Devrimci Tıp Üzerine”, Monthly Review, Ocak 2005.

[35] “Asıl Sorun Hangisi: Endüstri 4.0 mı, Kapitalist Üretim İlişkileri mi?”, Kızıl Bayrak, No:2018/46, 7 Aralık 2018, s.8.

[36] Fikret Başkaya, “Robotların ‘Yapay Zekâsı’ Sizi Yeryüzü Cennetine Taşır mı?”, Kaldıraç, No: 209, Aralık 2018, s.76-78.

[37] Bülent Falakaoğlu, “Kapitalizm Olmasaydı Teknoloji Mutlu Ederdi”, Evrensel, 23 Mart 2018, s.5.

[38] Karl Marx, Kapital, Sermayenin Üretim Süreci, Cilt: I, çev: Alaattin Bilgi, Sol Yay., 1965.

[39] Ergin Yıldızoğlu, “Ah Şu Robotlar...”, Cumhuriyet, 22 Eylül 2016, s.9.

[40] Erinç Yeldan, “Robotlar, İşgücünün Değişen Niteliği ve Bilgi Sermayesi”, Cumhuriyet, 28 Mart 2018, s.11.

[41] Otomasyon nedeniyle Türkiye’de, 2030’a kadar işgücündeki 5.6 milyon kişinin mesleğindeki rolünü değiştirmesi, 2 milyon kişinin de farklı meslek edinmesi gerekecek… Türkiye’deki 800 meslek ve 2 bin iş aktivitesin

23.11.2020 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

“ADINI SİZ KOYUN” 2

“ADINI SİZ KOYUN”

“AZ YAZIP ÇOK SÖYLEYEN” CEMAL SÜREYA

İSYAN SANCAĞINI YÜKSELTENLERİN KUŞAĞINDANDIR GENÇLİK

ÖRNEKLERİYLE -OLMASI GEREKEN- AYKIRI[*]

YAPITLARIYLA HAFIZALARDAN SİLİN(E)MEYEN AGNÈS VARDA

“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

GOMİDAS’LI HALK MÜZİĞİ(MİZ)

ŞAİRLER GALERİSİ