DEFTERDAR CAMİİ

DEFTERDAR CAMİİ

 

 

İzmir işgalini yaşamış bir aile büyüttü beni ve kardeşimi, annem babam bizi terkedince. Bu çiftin çocukları yoktu. Bizi sardılar sinelerine.

Onlarla ilgili bilmeniz gereken tek şey şu: Düşmanları yoktu bu insanların.

İzmir'i işgal eden Yunanlılara bile kızamamışlardı.

 

Evde zaman zaman Rumca konuşulurdu.

Özellikle de bizim anlamaMAmız gereken şeylerden söz edilirken.

Kısa süren İzmir yıllarımı çok değerli bulurum ben.

Karataş'ta Yahudilerle büyüdüğüm o sevgili yılları.

O yıllar öğretti bana: İnsan insandır, insanın olmaz Yahudisi, Rumu, Kürdü, Ermenisi, Çinimaçini.

Müslümanlık, Hristiyanlık.Yahudilik, Putperestlik, Ateşe taparlık hep 'man made'. Hep uyduruk.

 

Dün kalktım Kos'a geldim Bodrum'dan.

Kos'un orta yerinde bir çarşı.

Çarşının orta yerinde bir cami. Defterdar camii.

 

Hayır, yanık değil, yıkık değil, yağmalanmış, talan edilmiş de değil.

Küçük bir minaresi var yanda. (Süngü olmaya elverişli değil)

Pırıl pırıl.

Yanında bir şadırvan.

O da pırıl pırıl.

Hah. Olabilir yani.

Bir cami kalmış olamaz mı sanki yaklılıp yıkılmadı.

Gözden kaçmıştır.

.

Yürüyorum iskeleye Patmos'a gitmek üzere.

Yolumun üzerine bir cami daha çıkıyor.

O da aynı.

Sapasağlam ve kullanılır vaziyette.

Hımmm.

 

1989 da Gökçe Ada'ya, yani İmbros'a gitmiştim.

Üç tane kilise gördüm.

Üçü de yakılmış, yıkılmış, talan edilmişti.

 

Şimdi abiler, ablalar, eğri oturalım doğru konuşalım.

Asla ve katla dünyanın en iyi insanları  değiliz.

Asil kanımızla, kahraman ecdadımızla, yüce milliyetimizle, şu meşhur hoşgörülü dinimizle şişinmeyi bırakalım.

 

21 nci yüzyılın ilk yarısındayız.

Kürtleri kesen IŞID'ı destekleyenlar var aramızda.

Gezi'de çocuklarımız hükümetlerini protesto etti diye 'götünüze rahat mı battı' diye edepsizlik eden eski stalinistler var aramızda.

Hatta canımızda.

''Erdoğan'ı eleştirirsen seni darbeci diye damgalarım bak '', diyerek aklınca duygusal şantaja yeltenen uyanık oportunistler var aramızda.

Onları defterden silince de 'Vayy sen ne kadar anti-demokratiksin yaff' filan diye edepsizleşenler var aramızda.

Yaff ben neden darbeci olacak mışım ki.

Darbe yüzünden kaçmışım ben ülkemden mis gibi işimi, dayalı döşeli,çift balkonlu, kaloriferli evimi bırakıp.

Darbeciler asmış kardeşlerimi.

Makatımıza elektrikli cop sokanlar da darbeciydi.

Memelerimizi elleyip 'sahiciymiş len' diyenler de.

 

Siz o zaman neredeydiniz abiler?

Neredeydiyseniz, nerdeydiniz.

Yargılamıyorum.

Şimdi burdasınız ama.

Yargılıyorum.

Yedi çocuğumuzu katletti Erdoğan'ın katil polisi.

Gıkınız çıkmadı.

'Rahat mı battı götünüze' dediniz.

Şimdi Tayyip ile koyun koyuna, Mısır'da öldürülenler için feryat, figansınız.

Size kim inanır yahu!!!!

 

Oğlu ya da kızı ölen ananın rahatı kaçmıştır geri gelmeyesiye.

Götüne batacak rahat kalmamıştır.

 

Rahatı kaçmış ağaçtır o artık.

Utanın lütfen.

Sizinle içtiğim şarap haram olsun, bölüştüğüm ekmek de öyle.

Çıkın karşıma hadi göreyim sizi.

Hesabını verin demokratlığınızın.

Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Medeni Yıldım ve Mehmet Ayvalıtaş ile komiser Mustafa Sarı'nın hesabını verin bana bakim.

Eskişehir'de dövülerek öldürülen 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz'ın hesabını soruyorum sizden.

Rogers Waters adında bir rock şarkıcısı kadar olamadınız be!!!!

Ben de sizi adam sandım.

Size yüreğimi açtım.

Evime, aileme dahil ettim sizi.

Kusura bakmayın ama yeni Yunan parasıylan üç drahmi etmezmişsiniz.

Bir afır bir tafır, bir havalar.

Asıl götüne rahat batacak olan sizsiniz.

El etek öpmekten dudaklarınız aşındı, vicdanı kırıklar.

İkbal için insanını satanlar.  

Gün olur devran döner.

Bu iktidar gelir geçer.

O zaman görürüm sizi, Yeni Rakı kulübü.

Artık bu genç kuşak sizin 'sol' ahkamınızı dinlemiyor bile.

Bu kuşak sizi solladı geçti.

Yalandan işkence hikayelerinizi de dinlemiyorlar.

 

AKP tabanını, dindarları hatta dinbazları anlıyorum da siz eski komünistleri anlamakta zorlanıyorum.

Dindarlar, AKP yi kemalist şirretliğe karşı bir garanti olarak görüyor olabilirler belki.

Onlar arasında bile yannışa yannış bu diyen çıktı.

Tesettürlü kızlarımız 'olmaz bu, günahdır, dinime haksızlık etmeyin' dedi.

 

Bir adadayım Patmos adında.

Türkiye hudutları dışında.

Bir zamanlar bana düşman' olduğuna inandırılan Yunanlılarla yiyip içiyorum.

Gülüp şakalaşabiliyorum.

Çok üzgünüm ama bu böyle.

 

Türküm diyorum, Müslümanım yani annadın mı, falan filan.

Hoş geldin diyorlar.

Yassou diyorlar.

 

Dün Bodrum'daki eski MHP li otel müdüründen çok sevdim ben bu 'düşmanı'.

 

Bir de arlanmadan bana 'seni vicdanınla bıkarıyorum' filan yazmış bitanesi.

Sen benim vicdanıma kurban ol ayol.

Ben Wounded Knee de katledilen Kızlderili için de ağladım, Suriye'de IŞID'ın ikiye biçtiği Kürt bebe için de, Nagazaki'de nükleer bomba ile yakılan Japon kız çocuğuna da, Vietnam'da Napalmla yakılan Viet-kongluya da.

Sen kime ağlarsın timsah gözyaşlarınla?

Erdoğan'ın TV de rol kestiği Mısırlı kız için mi?.

Hah işte burada farkımız!

Benim o kız için de yanar içim, göynür özüm.

Bu nedenle sana hep fark atarım ben insanlık ve vicdan kriterinde.

 

Hadi sana güle güle.

Bundan böyle 'cici apla' hale koray yok sizin için.

Kokuşmuş küçük insanlığınızla sizi baş başa bıkarıyorum ve ben yüzmeye gidiyorum.

Patmos'da.

Ay ışığında.

Bu gece gebersem gam yemem.

Kapadokyalı Yannis demişti:

Ölüm bir illüzyon.

 

Hayat da öyle.

Valla, hayat da öyle.

 

 

 

 

Hale Koray

 

.


 

20.07.2015 (Hale KORAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR