BU HÜKÜMET NEDEN HÂLÂ BAŞTA VE BU MUHALEFET NEDEN VAR?

BU HÜKÜMET NEDEN HÂLÂ BAŞTA VE BU MUHALEFET NEDEN VAR?

On beş yıldır hangi sorunu çözdü bu hükümet?

Kürt meselesini mi çözdü?

PKK ve devlet güçleri arasındaki çatışmalarda oluk oluk kan akıyor. Ama bu kan deryası hükümetin umurunda bile değil.

Haberlerde gözünüze çarpmıştır.

Hollanda Savunma Bakanı Jeanibe Hennis, Birleşmiş Milletler adına Mali'de görev yapan iki Hollanda askeri bir kaza sonucu yaşamlarını yitirdi diye, genelkurmay başkanı ile birlikte istifa etti.

Düşünün ki, olay sadece bir kazadır. Savunma bakanı ve genelkurmay başkanı bunun bedelini istifa ederek ödüyorlar!

Bir de Türkiye'ye bakın!

Kazalardan vaz geçtik, AKP'nin iktidar koltuğuna oturduğu günden beri çatışmalarda binlerce asker ve polis hayatını kaybetti.

Ama Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümet üyeleri, topluma nanik yaparcasına asker ve polis cesetleri arasında siyaset yolculuğuna devam ediyorlar.

Bir de, daha çok kan, daha çok ölüm getireceği belliyken, savaş ateşine de benzin dökmeye devam ediyorlar.

Hep söylüyorum ya, çatışmalarda ölenler kendi çocukları olsaydı hiç böyle pervasız davranabilirler miydi? En başta eşleri onlara kazan kaldırır, evlerinin kapısından içeri adım attırmazlardı.

Gelelim işsizlik sorununa.

İşsizlik can yakmaya devam ediyor. Asgari ücretli bir iş bulanlar kendilerini şanslı hissediyorlar.

Geçim darlığı ve yoksulluk bitmeyen bir çiledir. Büyük zenginlerle yoksullar arasındaki makas kapanacağına her geçen gün daha da açılıyor.

Ya hayat pahalılığı..

Geçenlerde manavdan bamyanın kilosunu sordum, "12 lira," dedi. Şaşırarak, 'Bunu hangi fakir yiyebilir?' dedim dedim kendime. Manav gülümseyerek, "Ağabey fakirin ne işi var bamyada!" dedi.

Her şey böyle ateş pahası işte. Zengin için cennet, fakir içinse azap bu topraklar.

Baksanıza..

Hükümet müjde verir gibi zam yapacağını duyuruyor. Bu ne cüret böyle? Bu cesareti bizim aymazlığımızdan alıyorlar.

Hak ve özgürlükler deseniz, zerresi yok. Özgürüz, diyenler varsa, bilin ki ya köle ruhludurlar, ya da Mehmet Metiner vb. gibi iktidarın çanak yalayıcısıdırlar.

Tam bir diktatörlük hüküm sürüyor, ürperten bir mezar sessizliği çöreklenmiş toplumun üstüne. Tayyip Erdoğan estirdiği korku fırtınasında atını doludizgin sürmeye devam ediyor.

"Bu hükümet, zam zulüm hükümetidir," demiyor boşuna insanlar.

AKP hangi sorunu çözdü diye kafa yoruyorum, gözlerim bir dağ silsilesi gibi uzayıp giden sorunlardan başka bir şey görmüyor.

Peki, bu hükümet neden hâlâ baştadır?

Çünkü..

Çünkü bu hükümeti yola vuracak bir muhalefet yok! Muhalefet olduklarını söyleyen partiler ya parlamentoya hapsolmuş veya parlamentoya girmek için can atan SANDIK PARTİLERİDİR.

Bu faşist düzen, bu SANDIK PARTİLERİNİ çok sever. Haşin bir babanın çocuğunu arada bir pataklaması gibi, bu partilere bazen sert davransa da aslında onlardan memnundur.

Çünkü bu tür partiler düzenin asırlardır sahnelediği seçim tiyatrosunun figüranlarıdır. Bunların işi seçim oyunlarıyla halkı ümit çarmıhında tutmaktır.

Bu SANDIK PARTİLERİ düzenin kendilerine çizdiği sınırları çiğnemeden muhalefet yaparlar.  

"2019 seçiminde Tayyip Erdoğan gidecek," diyorlar.

Halkı şimdi de bu beklenti içine sokmuşlar.

Ya gitmezse?

"Hayırlısıyla gelecek seçime, "diyecekler.

Ölme eşek yaz gelecek...

Diyelim ki Tayyip Erdoğan gitti! Peki kim gelecek onun yerine?

Düzeninin bekçiliğini yapacak eli sopalı başka biri gelecek. Dua edelim ki, Tayyip Erdoğan'dan daha da dayakçı olmasın!

Zaten hep böyle olmadı mı? Kişiler değişti ama sopa hep başköşede durdu.

Özetlersek..

Seçim sandıkları halkın gömüldüğü mezarlardır.

         Bin seçim de yapılsa, oyunu yazan ve yöneten bu düzendir.

         Geriye tek bir şey kalıyor:

         Parlamento dışı şiddetsiz sivil bir mücadele ile halkı özgürleştirmek...

         Ve soruyu tekrar sorayım:

         Bu hükümet neden hâlâ başta ve bu muhalefet neden var?  

06.10.2017 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR