Gaziantep Mimarlar Odası'na Kadın Eli Değdi. İşte Yeni Başkan

Gaziantep Mimarlar Odası'na Kadın Eli Değdi. İşte Yeni Başkan

Gaziantep Mimarlar Odası'na Kadın Eli Değdi. İşte Yeni Başkan

Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi’nde bugün 16. Olağan Genel Kurul heyecanı yaşandı. Üç adayın yarıştığı heycanlı seçim sonucunda yeni başkan Aslı Tezel 29 oy farkla seçilerek Gaziantep'in Mimarlar odası başkanı oldu. Rakibi Bora Kanevetçi çarşaf listeyi delerek yönetime girmeyi başardı.

Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi’nde yapılan 16.Olağan Genel Kurulda mevcut başkan Özgür Girişken aday olmazken,  Aslı Tezel, Bora Kanevetçi ve Muhittin Selçuk Birelli Mimarlar Odası Gaziantep Şube Başkanlığı için yarıştılar. Çekişmeli geçen seçimde 29 oy fark atarak yeni başkan olarak seçildi.

Bugün yapılan 16.Olağan Genel Kurulun seçimi Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi salonunda yapıldı. Seçime 600'ün üzerinde oadaya kayıtlı mimarlar oy kullandı. seçimde divan Başkanlığını Ünal Özdil yaptı.

Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi 16. Olağan Genel Kurulu’nda başkanlık seçimleri gerçekleştirildi. Oy kullanma işlemi oda binasında sabah saat 09.00’da Yüksek Seçim Kurulu nezaretinde yapılmaya başladı. 3 adaylı listenin bulunduğu kongrede Bora Kanevetçi, Aslı Ölçal Tezel ve Muhittin Selçuk Birelli başkanlık için yarıştı. Yarışta Aslı Tezel birinci olurken,  Mimarlar Odası’nın tarihinde ilk defa seçimle bir kadın aday başkan olmuş oldu.

KANEVETÇİ LİSTEYİ DELDİ

Kongrede seçim işlemleri üyelerin sabahın erken saatlerinde oda binasına gelmesiyle başladı.  1600 üyenin oy kullanma hakkının bulunduğu kongrede gerçekleşen seçimler sonucunda 7 yönetim kurulu üyesi ve 22 üst kurul delegesi seçildi. Seçimde 600 delege oy verirken, oylar blok liste ve çarşaf liste halinde kullanıldı. Blok liste oylarında Aslı Tezel Ölçal’ın listesi kazanırken, çarşaf liste oyları sayımı sonucunda Bora Kanevetçi ,  Tezel’in yönetim listesini delerek, yönetimde yer almayı başardı.

GİRİŞKEN DEPREM RİSKİNE VURGU YAPTI

Genel Kurul’un açılışında konuşan mevcut başkan Özgür Girişken, “Meslek alanımızı etkileyen bu dönemde yaşadığımız bir diğer önemli husus İmar Barışı adıyla yürürlüğe giren hem finansman aracı hem de seçim yatırımı olan kaçak yapılaşmayı ve kent suçlarını meşrulaştıran yaygın imar affı uygulaması yurdun dört bir yanında kentlere doğal çevremize, yapılı kent çevrelerine büyük zarar verdi. İmar affı kapsamında yasallaştırılan ve teşvik edilen kent suçlarının, kaçak yapılaşmanın etkilerini bertaraf etmemiz yıllara dayalı bir çalışmayı gerektiriyor. Yine bir deprem ülkesi olan Türkiye’de imar affıyla meşrulatırılan kent suçları, sağlık ve güvenli kentlere ulaşma hedefimizde bizi bir adım daha geriye götürmüştür. Yakın zamanda yaşanan Elazığ Sivrice merkezli depremle yeniden kentlerin güvenliği gündeme geldi. Özellikle yıllardır Gaziantep’te yokmuş gibi yaşadığımız, çalıştığımız deprem tekniği bir kere daha gündeme geldi. Gaziantep her ne kadar haritada güvenli bir şehirmiş gibi işaretlense de kuzeyimizden başlayan ve İslahiye Nurdağı yönünde devam eden Doğu Anadolu Fay Hattı’nda bildiğimiz kadarıyla 500 yıldır bir deprem gerçekleşmedi. Böylesine yakın bir mesafede gerçekleşecek yıkıcı bir deprem karşısında Gaziantep’in hasar görmeyeceğini düşünmek büyük bir hayal kırıklığı olacaktır. Şu ana kadar İnşaat Mühendisleri Odası’nın 3 yıldır mücadelesini verdiği Deprem Master Planı çok yazıldı, çizildi, konuşuldu ancak ne yazık ki kamu idareleri bu konuda gerekli çalışmaları yapmadı. Afet sonrasında gerçekçi bir müdahale planımız olup olmadığını bilmediğimiz bir tarafa deprem acil durumlarca toplanacağımız alanların ne olacağını bilmememiz bir tarafa örneğin Metro çevresindeki büyük yeşil alan depremde bir toplanma alanıydı. Ve bir gezici hastanenin müdahale merkeziydi, orayı sonsuza dek ne yazık ki yitirdik. Bunun da ötesinde yüzde 50’sinden fazlasının kaçak yapılardan oluştuğu bir kentte yaşıyoruz. Şehrimizdeki yapı envanterini deprem anında ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Bırakın sivil yapıları, kamu yapılarının dahi durumu belirsiz. Bu şehirde 3 binin üzerine mimar ve inşaat mühendisi yaşıyor. Öncelikle bu insan gücünün yapı envanterinin depremselliğinin incelemek ve irdelemek ve belirlemek üzere kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.  Kamu tarafından bu konuda yürütülecek bir çalışmaya Mimarlar Odası da İnşaat Mühendisleri Odası da elinden geleni fazlasıyla destek verecektir.  Tüm Almanya’da 4 bin civarında, tüm Avrupa’da 25 bin civarında müteahhit varken, yalnızca İstanbul’da 60 bin, Türkiye’de ise 350 bin hatta Çevre ve Şehircilik Bakanımıza göre 450 bin tane müteahhitlik firması var. Bu sayı Çin’den sonra dünyanın en çok inşaat firmasını barındıran ülkesi olarak Türkiye’yi işaret ediyor. Özellikle 2010-2015 arasında inşaat sektöründe görülen göz kamaştırıcı yükseliş önce uluslararası sistemde sermaye hareketlerinin zayıflaması ve faizlerin yükselmesiyle tökezlemeye başladı. Enflasyonun çok hızlı bir şekilde yükselmesi ve inşaat maliyetlerinin iki yılda neredeyse yüzde 100 oranında artış göstermesiyle sektörde büyük bir şok dalgası yaşandı. Son aylarda bir toparlanma yaşansa da geçtiğimiz yıl pek çok firma faaliyetleri yavaşlatmak veya durdurmak zorunda kaldı. İnşaat sektöründe yaşanan kriz işsizlik dalgasını da beraberinde getirdi. Son 10 yılda Türkiye’de her gün kişi başı 25 metrekare inşaat yapmışız. ‘Her Türk Asker Doğar’ lafı muhtemelen bugünlerde ‘Her Türk Müteahhit ya da İnşaatçı Doğar’a dönüşmüş olmalı” dedi. 

 

TEZEL: “MİMARLIK MESLEK YASASINA İHTİYAÇ DUYUYORUZ”Aslı Ölçal Tezel, “Geride bıraktığımız yıllarda yaşanan ekonomik sorunlar, üst üste yapılan seçimler tüm sektörleri olumsuz etkilediği gibi meslek alanımızda da zorluklar yaşanmasına neden olmuştur. Her geçen gün artan sayımız ile özellikle genç meslektaşlarımızın yaşamış olduğu sorunları yakından takip ediyoruz. Yıllardan beri çalışan, proje üreten ve gerekse mesleğimizin farklı branşlarında faaliyet gösteren meslektaşlarımızın sorunlarının da farkındayız. Bunun yanında ücretli çalışan ve iş bulamayan mimarların sorunlarının da yakından takip ediyor, biliyoruz. Haksız rekabetin önlenmesi ve bütün bu sorunların çözümünün kolaylaşması Mimarlık Meslek Yasası’nın çıkması ile olacaktır. Bu yasanın çıkması ve problemlerimizle ilgili çözümlerimiz için etik kurallar doğrultusunda ‘Dayanışma’ içerisinde meslektaşlarımızla birlikte mücadele etmek zorundayız. 16. dönemde Çağdaş Demokrat Mimarlar olarak, Meslek Yasası’nın çıkması konusundaki çabalarımızı artıracağız. Meslek yasamızın olmaması mimarlık eğitimini de doğrudan etkilemektedir. 5 büyük Avrupa ülkesinde toplam 90 civarında mimarlık okulu varken yalnızca ülkemizde 147’nin üzerinde Mimarlık bölümü öğrenci kabul etmektedir. Maalesef ülkemizde Mimarlık bölümlerinde eğitim verecek yeterli sayıda akademik kadro bulunmamaktadır. Biz mimarlar, mühendisler ve teknik elemanlar olarak nitelikli mimarlığın toplumla buluşabilmesi ve haklarımıza kavuşmak için Mimarlık Meslek Yasasına ihtiyaç duyuyoruz. Mimarlar Odası’ndaki gerek iş arayan gerek ücretli çalışan, gerekse de serbest çalışan mimarlarımızın sorunlarının çözümü güçlü bir Mimarlar Odası yapısından geçiyor. Ancak öncelikle sorunun boyutlarını tespit etmemiz gerekir. Sektördeki iş olanaklarının yarının altına düştüğü, haksız rekabetin inanılmaz boyutlara ulaştığı, son 4 yılda mimar sayısının neredeyse 2 katına çıktığı şartlarda mesleki sorunlar yaşıyoruz. Tüm meslektaşlarımızla el ele, gönül gönüle birlikte çalışacağız ve kendi mesleki konularımızın yanında kamu sorunlarının da çözümüne katkı sağlayacağız” dedi.

MESLEĞİMİZİN CİDDİ SORUNLARI VAR

Hem mimarlık mesleğinin hem de sektörün ciddi problemleri olduğunu ve mimar gençlerin oda ile barışık hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Bora Kanevetçi, “Genç mimarları oda bünyemize kazandırma mücadelesi vereceğiz. Türkiye’de 67 bin mimar var ve mimarlık okuyan öğrenci sayısının da 43 bine ulaştı. Birkaç yıl sonra mimar sayısı yüzde 80 daha artacak. İşsiz mimar sayımız da artacak. Şu anda 700-800 liraya dahi çalıştırılmak zorunda bırakılan mimarlarımız var. Mimar sayısının çok olması, gençlerimizin suçu değil. Sorunlarla boğuşan gençlerimizin oda ile aralarında mesafeler olmamalı. Bu gençleri tekrar odamız ile barışık hale getireceğiz. Sorunlarımız belli, istihdam, staj, işsizlik sorunlarımız var” dedi. Genç mimarların en önemli sorunlarından birisi olan işsizlik ve staj konusunda da önemli adımlar atacaklarını belirten Kanevetçi, “Odamız çatısı altında bir staj havuzu oluşturarak genç meslektaş adaylarımıza katkı sunmak istiyoruz. Mimarlarımız mezun oluyor ve iş konusunda muhatap bulamıyor. Havuz sayesinde bu sorunu ortadan kaldıracağız. Staj ve eğitime önem vereceğiz. Ücretli çalışan tüm meslektaşların özlük haklarını korumayı ilke edineceğiz. Serbest çalışan tüm meslektaşlarımızın müşteri ve idarelerle yaşadıkları sorunlarda daha duyarlı ve çözüm odaklı olmaya ve mesleğimizi hak ettiği yere getirmeye daha fazla özen göstereceğiz” şeklinde konuştu.

 

MESLEĞİMİZ ZOR ZAMANLARDAN GEÇİYOR

 

Kentin geleceği için seslerinin daha gür çıkması gerektiğine inandıklarını belirten Muhittin Selçuk Birelli, “Birlik ve beraberlik içerisinde, ekip ruhu ve meslek aşkıyla daha güçlü, etkili ve yetkili bir mimarlar odası için ekip arkadaşlarımızla beraber, yönetim kurulu görevine aday olduk. Mimarlık mesleği ve ortamı, ülkemizde yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde zor zamanlardan geçiyor. Son yıllarda ortaya çıkan inşaat odaklı ekonomik kalkınma çabasının, sektörü niceliği, niteliğin önüne koyan kontrolsüz bir kentleşme modeline dönüştürdüğünü görüyoruz. Kentlerde yaşam kalitesi odaklı olması gereken mimari tasarım yaklaşımı, sektörün rant odaklı gelişimine yeniliyor. Her geçen yıl daha da gençleşen örgüt üyelerimizin yarıya yakını son 5 yıl içinde mezun olan mimarlardan oluşuyor. Bu bağlamda ortak bir birlikteliğin sağlanabilmesi için en temel yöntemin üyelerimizle yenilikçi ve zamanın ruhuna uygun yeni bir bağ ve ilişkiler ağı kurmak olduğunun farkındayız.  Güçlendireceğimiz dayanışma ile mimarlıkta niteliğin ve beraberinde ekonomik kazanımların artacağı kanaatindeyiz” dedi.

 

16.02.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz