Cezaevinde saldırıya uğradı

Cezaevinde saldırıya uğradı

Cezaevinde saldırıya uğradı

Avustralya vatandaşı Gazeteci Julian Assange’nin başını çektiği Wikileaks, 2009 yılında ABD’nin istihbarat kaynaklarına ait olduğu belirtilen 1,2 milyon gizli belgeyi yayınlamaya başladığında dünya genelinde büyük bir yankı yarattı...

Oğlunun ABD’ye teslim edilmesine karşı Avrupa’nın değişik kentlerinde yapılan dayanışma etkinliklerine katılan Jullian Assange'ın babası John Shipton, oğlunun cezaevinde yumruklu saldırıya uğradığını açıkladı. Shipton Assange'ın 22 saat revirde tutulduğunu belirterek sağlık durumunun iyi olmadığını dile getirdi.

Avustralya vatandaşı Gazeteci Julian Assange’nin başını çektiği Wikileaks, 2009 yılında ABD’nin istihbarat kaynaklarına ait olduğu belirtilen 1,2 milyon gizli belgeyi yayınlamaya başladığında dünya genelinde büyük bir yankı yarattı. Birçok ülkede sayılı medya organlarında aynı anda yayınlanan belgelerin etkisi sarsıcı oldu. Belgeler arasında ABD’nin Irak ve Afganistan işgalleri sırasında işlediği insanlığa karşı suçları dikkat çekti.

Hakkında İsveç ve ABD mahkemelerinde açılan davalardan ötürü dönemin Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correra tarafından Assange’ye iltica hakkı tanındı. Bunun üzerine Ekvador’un İngiltere’deki büyükelçiliğine sığınan Assange, tam yedi yıl boyunca elçilik binasındaki bir odada yaşamak zorunda kaldı. Ancak Ekvador’da yapılan seçimlerde Correra’nın yerine Lenin Moreno’nun devlet başkanlığına seçilmesiyle politika değişikliğine gidildi. ABD ile yapılan pazarlıkların ardından Nisan 2019’da elçilikten çıkarılarak İngiliz polisine teslim edilen Assange, ABD’nin suçlamaları ve iade talebi nedeniyle Londra’daki bir cezaevinde tutuluyor.

ABD’de hakkında 175 yıla kadar varan ceza talep edilen Assange’ın iade edilip edilmeyeceği önümüzdeki şubat ayında başlayacak davada ele alınmaya başlayacak.

Oğlunun ABD’ye teslim edilmesine karşı Avrupa’nın değişik kentlerinde yapılan dayanışma etkinliklerine katılan Baba John Shipton, Köln’de Evrensel’den Yücel Özdemir’in sorularını yanıtladı.

İşte o yanıtlar:

 

En son 60 doktorun imzasıyla yayınlanan raporda oğlunuzun durumunun iyi olmadığı ifade edildi. Siz en son 1 Ekim’de Julian Assange ile tutulduğu cezaevinde bir araya geldiniz. Sağlık durumu gerçekten nasıl?

Çok iyi olduğunu söyleyemem. Benden sonra kendisiyle en son tutulduğu Balmarsh Cezaevi’nde gazeteci John Pilger görüştü. Pilger, 28 Kasım’da bir toplantıda durumu hakkında daha ayrıntılı bilgi verdi. Oğluma bir mahkumiyet kararı bulunmadığı halde tutuklulara giydirilen tek tip elbise giydirildi. Halbuki hakkında mahkumiyet kararı verilmeyenlerin cezaevinde kendi elbiselerini giymesi söz konusu. Yine okuma gözlüğünü konsolosluktan alındığı sırada yanına almadığı için fazla okuyamıyor. İki ay boyunca hiç okumadığını söyledi.

Julian günde 22 saat boyunca revirde tutuluyor. Ama bu gerçekten bir hapishane hastanesi gibi bir yer değil. Burada diğer tutuklulardan izole edilerek, sürekli izleniyor. Her 30 dakikada bir kaldığı odanın kapısı açılarak “intihar kontrolü” yapılıyor. Pilger’in anlattığına göre en son bir tutuklu Assange’a yumruklu saldırı düzenledi. Nisan ayından bu yana 10-15 kilo zayıfladı. Bu nedenle sağlık durumu hiç iyi değil.

Hakkındaki iddianamenin ne olduğunu ise bilmiyor. Çünkü ortada bir iddianame yok. Avukatları ve ailesiyle telefonda görüşmesine izin verilmiyor.

“EKVADOR, IMF ANLAŞMASI KARŞILIĞI TESLİM ETTİ”

Yedi yıl boyunca Ekvador Büyükelçiliğinde kaldı. ABD ile Ekvador arasında nasıl bir pazarlık yapıldı da Assange, İngiliz polisine teslim edildi?

Lenin Moreno’nun devlet başkanlığına seçilmesinden sonra, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence Ekvador’a gitti ve Assange konusunda politika değişmeye başladı. ABD ile yapılan pazarlıklar ortaya çıktı. Silah ticareti, askeri yardım ve yeni bir IMF anlaşması karşılığında Assange elçilik binasından çıkarıldı. Çıkarılmadan önce de aşamalı olarak hareket alanı daraltıldı. Önceleri internete girme, bilgisayar kullanma, kaldığı oda dışında mutfağı gitme uygulamalarına son verildi. Ziyaretçi kabulü de azaltıldı. En son kaldığı odanın kaloriferleri de kapatıldı. Böylece elçiliği terk etmeye zorladı.

Pazarlık Ekvador için basın özgürlüğü değil, silah ticaretinin daha önemli olduğunu açık olarak ortaya koydu.

“ULUSLARARASI HUKUK DEVRE DIŞI BIRAKILDI”

Oğlunuz Assange, Avustralya vatandaşı. Ancak şubat ayında görülecek davada ABD’ye iade edilip edilmeyeceğine karar verilecek. Uluslararası hukuk açısından bu mümkün mü? Avustralya hükümeti nasıl bir politika izliyor?

Maalesef ABD’ye verilmesi mümkün. Çünkü, Julian için uluslararası hukuk devre dışı bırakıldı. Bunu İsveç, ABD, İngiltere ve Ekvador birlikte yaptı. Diğer ülkeler de seyirci. Bununla birlikte son 10 yıl içinde Julian hakkında geniş bir karalama, yalan kampanyası sürdürüldü.

Bir süredir Avrupa’da Julian için yapılan dayanışma etkinliklerine katılıyorsunuz. Bir baba olarak gösterilen dayanışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güçlü bir dayanışmanın olduğunu gördüm. Bu güçlü, derin ve sevgiyle yapılan dayanışmanın Julian’ın yanlış bir şey yapmadığını bir kez daha gösteriyor. Ona bir suçlu muamelesi yapıyorlar, ancak o sadece sorumluluğu gereğince gelen bilgileri yayınlamakla yetindi. Gerçeklerin iktidarı elinde bulunduranlardan daha güçlü olduğunu biliyordu. Çocukluğunda da sosyal adalet, eşitlik ve özgürlük peşindeydi.

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN AYAĞA KALKMAK GEREKİYOR”

Julian Assange’nin karşı karşıya olduğu durum basın özgürlüğünün tehlikeyle karşı karşıya olduğu gösteriyor mu sizce? Julian Assange bu konuda size bir şeyler söyledi mi?

Çok acı bir gerçek ki, şu anda basın özgürlüğünden söz etmek pek mümkün değil. Julian yüksek güvenli bir hapishanede (Belmarsh) tutuluyor. Buna Londra’nın Guantanamosu deniliyor. Basın özgürlüğünün yeniden kazanılması için her yerde ayağa kalkmak gerekiyor. Özellikle de Almanya’nın başkenti Berlin. Çünkü, AB’nin açık bir tutum alması durumunda İngiltere Julian’ın ABD’ye teslim etmeyebilir. Bu konuda 12 Kasım’da yapılacak seçimlerin de büyük bir öneminin olduğunun farkındayız.

Odatv.com

1.12.2019 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz